KategoriGüneydoğu

Binlerce Yıl Önceye Yolculuk – Mardin

Mardin uzun süredir gitmek istediğim bir şehirdi. Farklı din ve kültürlerin birleşme noktası olarak bilinen Mardin, uygun iklimi, tarihi yapıları ve misafirperver insanlarıyla yerli ve yabancı pek çok gezginin görmek istediği yerlerden.  Ne zaman uçak fiyatlarını görsem yüksek fiyatlarla karşılardım. Zaman zaman yapılan kampanyalarda da hafta sonu yer bulamazdım. Uzun bir aradan sonra Kasım ayının sonuna uygun fiyatlı bilet bulmayı başardım.

Kasım ayının son hafta sonu bir cumartesi sabahı İstanbul’daki soğuk havayı bırakarak Mardin’e doğru yola koyuldum. İki saatlik sorunsuz bir uçuşun ardından Mardin görüş alanımıza girdi. Kahverengi ve sarı tonların hakim olduğu, yer yer yüksek, ufak tefek karlı tepelere sahip dağ sıralarının olduğu bir coğrafyaya gidiyorduk. Sıcaklık rekorunun neden bu şehrine ait olduğu daha uçaktan bile belli oluyordu.

Devamı

Midyat Gezi Notları

Mardin’e gelmişken Hasankeyf’e gitmemek olmaz dedik, Hasankeyf’e gidiyorsanız yolunuz Midyat’a mecburen düşüyor. Ama iyi ki düşmüş diyorum, kısa sürede gezilebilecek, küçük ama bir o kadar güzel bir yer Midyat.

Gezimin ilk ayağını Hasankeyf oluşturmuştu. İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Hasankeyf’ten Midyat’a Batman’dan gelen minibüslerle ulaşım sağlıyoruz.  Mardin tarafından geliyorsanız da bir şekilde Midyat’ta aktarma yapmanız gerekiyor. Minibüsler 14 kişilik, genellikle de bu sayıdan fazla insan oluyor. Şanslıysanız koltuk aralığına atılan taburede seyahat edebilirsiniz.

Devamı

Hasankeyf – Kaybolan Tarih

Mardin uzun zamandır görmek istediğim bir yerdi. Yine THY’nin yapmış olduğu bir kampanyadan bilet bulunca bu fırsatı kaçırmak istemedim. Gezimi Kasım ayının sonunda yapacağım için kafamda soru işaretleri vardı ancak Mardinli birkaç tanıdığa danışınca zamanın uygun olduğuna karar verdim. Şuradan yıllık sıcaklık ortalamalarını görebilirsiniz. Yaz ayları en çok turistin ağırlandığı aylar olsa da çok sıcak olduğundan gezmek pek kolay değil. O yüzden sanırım Mardin için en iyi zaman ilk bahar ve sonbahar.

Uçağımız sabah erken bir saatte hareket ettiğinden çok fazla trafik olacağını düşünmedim ve uçuşa bir saat kala hava alanında olacak gibi kendimi ayarladım. Ancak İstanbul bizi her zamanki gibi şaşırtmaya devam ediyor. Hava alanı kavşağına vardığımda uzun bir kuyruk gördüm, içimde uçağa yetişemeyeceğimi söyleyen iç ses ve böğrüme yerleşen bir ağırlık benle yolculuğa başladı. Taksici bu saatlerde iç hatlarda böyle bir yoğunluk olduğunu, 7:30 gibi bir şey kalmadığını söyledi. Bir 15-20 dakikalık gecikmeyle de olsa iç hatlara vardım. Neyse ki güvenlik sıraları fazla uzun değildi, online checkin’in de avantajını görüp her iki güvenliği de geçerek kapıya gittiğimde içeri alımlar başlamıştı bile. Ucu ucuna da olsa uçağa yetiştim ve içimdeki kötü ses kaybolup gitti.

Devamı