İran’ı İran yapan değerler içerisinde tarihin ve geleneksel kültürün çok büyük bir payının olduğunu söylemek yanlış olmaz. İsfahan da gerek tarihi, gerek kültürel dokusuyla binlerce yıldır İran’ı İran yapan şehirlerin başında gelmiş.

Yüzlerce yıllık geçmişi ve kadim kültürü ile İran gezisinin olmazsa olmaz duraklarından biri. İşte İsfahan’da mutlaka görülmesi gereken yerler..


Nakş-ı Cihan Meydanı

Dünyanın en büyük eski meydanından biri burasıymış. İsmi gibi kendisi de güzel. “Dünyanın Resminin Meydanı” İran’da “Şahın meydanı” veya “İmamın meydanı” olarak da biliniyor. Tahmin edeceğiniz gibi çoktan Unesco Dünya Mirası listesine girmiş. Sanırım büyüklükte Tiananmen Meydanı ile yarışıyormuş.

Dört bir köşesinde ayrı bir tarihi miras barındırıyor. Bir köşesi pazar iken, bir kösesi Şah camii, bir köşesi Şeyh Lütfullah Camii, diğer bir köşesi ise Ali Kapı Sarayı.

Nakş-ı Cihan Meydanı’ndan bir kare..

Günün erken saatlerinde bir köşesinde spor yapan yaşlıları, bir köşesinde müşterileri için hazırlık yapan at arabalarını, diğer bir köşesinde geziye getirilen öğrencileri, farklı bir köşesinde caminin ziyarete açılmasını bekleyen turistleri görmek mümkün.

Akşam saatleri sıcakta buraya gelmeyi tercih etmeyen ailelerin saati. Yiyecek içecekleri ile gelip çimenlere oturmak, çocukların peşinden koşmak sıradan eğlencelerden. Meydanın dört bir yanında hediyelik eşya dükkanları ve kafeler görmek mümkün.

İsfahan haritasını önünüze açtığınızda bu meydanın şehrin merkezinde bulunduğunu göreceksiniz. İsfahan’da gezilecek yerlerin çoğu da bu meydana bir kaç km uzaklıkta. Kalacağınız yerin buraya yakın olmasını isteyebilirsiniz.

Ali Kapı Sarayı

Meydanın batı ucunda Şeyh Lütfullah Camii’nin tam karşısında yer almaktadır. İsminden de anlaşılabileceği gibi burası birebir çevirisi ile Yüksek Kapı” anlamına geliyor. Aslında Ali, yüce, büyük anlamlarında iken, Kapu, devlet kapısı anlamında türkçe kelimeden oluşmuş.

Ali Kapının seyir terası..

Yaklaşık 50 metre yüksekliğinde, 6 katlı bu saray Safevilerin bıraktığı önemli eserlerdendir. Genellikle üst düzey devlet yetkililerinin, büyükelçilerinin ve yabancı devlet başkanlarının ağırlandığı bu saray, Nakş’ı Cihan meydanına hakim konumu, süslü odaları ve el işçiliği tavan işlemeleri ile görülmeye değer yerlerden biri. Biletler yazı tarihi itibariyle 15 bin tümen, yaklaşık 6 lira. Biletler girişteki büfede satılmaktadır.

Şah Mescidi

Aynı zamanda Yeni Abbasi Camii veya İmam Camii olarak da bilinmektedir. Nakş’ı Cihan meydanına girildiğinde ilk göze çarpan yapı konumundadır. Ziyaret saatleri sabah 09:00-17:00 saatleri arasındadır. Safaviler döneminde yapılan yapı, İran’daki en önemli islami eserlerdendir.

Yedi renkli mozaikleri ve hat yazıları görülmeye değerdir. Yazımız itibariyle caminin kubbesi onarımdaydı. Ancak yine de görkeminden bir şey kaybetmiş değildi. İçeriye adım attığınız andan itibaren caminin neden bu kadar meşhur olduğunu ve rağbet gördüğünü anlayabiliyorsunuz. Başınızı kaldırdığınız her köşe, rengarek çiniler, harika hat örnekleri ile dolu. Günün erken saatleri ile akşamın güneş batmadan önceki son dakikaları en güzel fotoğrafları çekmek için ideal zamanlar.

Şeyh Lütfullah Camii

Meydanın doğu ucunda, Ali Kapı’nın tam karşısında bulunan cami, Safevilerin bıraktığı nadide eserlerdendir. 1603 yılında Şeyh Bahai tarafından yapımına başlanan eser 1619 yılında bitirilmiş.

Bu caminin “L”şeklinde ilginç bir girişi bulunuyor. Nakş’ı Cihan Meydanı’nın konumu ve kıblenin bir birine ters olmasından ötürü, giriş meydandan, kıblenin dönük olduğu tarafından yapılıp, “L” şeklinde yol takip edilerek caminin arkasından içeriye giriş tamamlanıyor. Dünyada bu tarzda girişi olan cami bulunmadığı düşünülmekteymiş.

Ayrıca bu caminin diğer bir özelliği de minaresinin bulunmamasıdır. Bunun sebebi de Şah’ın camiinin aksine, sadece kraliyet üyelerine, özellikle de haremine özgü yapılmasıdır. O kadar çok yakın zamana kadar burada bu tarz bir ibadethane bulunduğu bilinmemektedir.

Sio Se Pol ve Khaju (Hacu) Köprüleri

İsfahan’da Zayende nehrinin üzerinde tam 11 tane köprü var. Sio Se Pol köprüsü deyince Asya’da bir yer adı aklınıza gelmesi muhtemel, ama işin aslı öyle değil. Farsçadaki anlamı bu köprüyü oluşturan 33 ayağın kendi dilinde söylenişi, 33 ayak köprüsü. Diğer taraftan Allahverdi Han Köprüsü olarak da biliniyor.

Khaju Köprüsü de İsfahan’daki diğer 11 köprüden biri. Bunun da bildiğimiz “kaju” ile alakası yok. 🙂 Bildiğimiz Hacı’nın ingilizce teleffuz edilmiş hali aslında. Gidince hikayelerini internetten okursunuz. Şehri dolaşırken yolunuz bir şekilde buraya düşecek. Asıl önemli mevzu, buraları yerel şarkıcılar, gençler ve bazen de rejim karşıtlarının toplanma yeri olmuş. Akşamları nehir kenarında otururken sesleri, çalınan aletleri duyacaksınız. Biraz araştırdığımda, pek çok turistin, sadece bu yerel müzisyenleri dinlemek için buralara geldiğini okudum. Köprünün ayakları akşamları onlarca, hatta yüzlerce insanla doluyor, oturmaya, bir şeyler içmeye yer yok. Sadece amatörce müzik yapan insanlar ve onları heyecanla dinleyip, danslarına iştirak edenler mevcut.

Fotoğraf koymuyorum ama şuradaki linkten nasıl bir şey olduğunu az çok anlayacaksınız.

Vank Katedrali

İran’da Katedral’in ne işi var dediğinizi duyar gibiyim. Ama İran o kadar zengin bir tarihi geçmişe sahip ki, şaşırmamak gerek.

Vank Kilisesi ya da Aziz Rahibeler Kilisesi adıyla da bilinir. 17. Yüzyıl’ın başlarında Safeviler Şahı Abbas tarafından, İsfahan kentinin inşaası için Ermeniler bölgeye göç ettiriliyor. Dini ibadetlerini rahatlıkla yapabilsinler diye de bu Kilise inşa ettiriliyor. Günümüzde Ermeni Apostolik Kilisesi’ne bağlı bir şekilde faaliyet gösteriyormuş.

Özellikle kilise içindeki freskler, tavanında kullanılan süslemeler, çini işçilikleri görülmeye değer. Çok fazla gezen biriyseniz, benzerlerini, hatta çok daha büyüklerini muhtemelen görmüş olacaksınız, ancak İran’da görebileceğiniz en iyi korunmuş ve görülmeye değer kilise olduğu muhakkak.

Sallanan Minare

İşte başka yerde örneğini zor görebileceğiniz bir durum. İnşaat tekniği ve malzemesi düşünüldüğünde şaşıracak bir durumu yok ama turistlerin ilgisini çekmek için, güzel bir pazarlama taktiği.

Farsçada Monar Jonban ya da Menar-e Jonban olarak geçiyor. Kagir malzeme kullanılarak yapılan caminin minarelerinden biri sallandığında, diğeri de sallanıyor. Kerpiçten yapıldığı ve birbirine bağlantılı olduğunu düşündüğümüzde gayet tabi, ama pek karşılaşılmayan bir durum olduğundan ilgi çekici. Yine her zaman dediğim gibi, oralara kadar gitmişken, görmekten zarar gelmez.

Bu arada fazla sallamamakta yarar var. Caminin yapımının 1300’lerin başı olduğunu düşündüğümüzde, başınıza bela almak istemezsiniz. 🙂

Büyük Çarşı

İran’da çarşı-pazardan bol bir şey yok. İsfahan’ın çarşısı da 1100’lere kadar eskiye gidiyor. Bölgenin en eskilerinden biri. Günümüzde biraz turistik hale geldiğini söyleyebiliriz. O yüzden oldukça fazla ürünü bulabilmenize rağmen, uygun fiyatlara bulmak için biraz uğraşmanız gerekecek. Turistik hale gelmesinin arkasında, Nakş-ı Cihan meydanının hemen etrafında bulunmasının da etkisi var.

Çarşının en çok rağbet gören bölümleri kilim ve halı satılan dükkanlar. Her zaman pazarlığa açıklar, o yüzden ilk duyduğunuz fiyatı sakın kabul etmeyin.

Verzaneh

İran’da çöl tecrübesi yaşamak isterseniz bence en iyi seçenek. Yazd’da da çöl turları organize eden tur firmaları ile karşılaşacaksınız ama eğer İsfahan’dan geçecekseniz buraya kadar bekleyin derim.

Şehir merkezinden 1-1,5 saat uzaklıkta, yavaştan tesisleşmeye başlamış, ancak halen el değmemiş kısmı oldukça fazla. Tamamen bir çöl denemez ancak uzunluğu genişliği 15-20 km civarında. Gözünüzün alabildiğine kum tepeleri önünüze yayılıyor.

Karayolunun çöle ulaştığı kısımda bir tesis var. Burada cip turu, kum sörfü vb. etkinliklere katılabilirsiniz. İsterseniz de çölün içine dalıp, saatlerce yürüyebilirsiniz. Hiç bir güvenlik önlemi yok, ben küçük bir grupla gelmeme rağmen, onlardan ayrılıp 4-5 km kadar tek başıma yürüdüm, kimse de nereye gidiyorsun demedi. Kendinizi dinlemek için harika bir yer. Kumların hipnotize edecek bir şekilde yer değiştirişlerini saatlerce izleyebilirsiniz.

Çehel Sutun Sarayı

Sarayı ve ya aynı zamanda bahçeleri olarak da geçiyor. Yine tahmin edeceğiniz gibi Safeviler zamanında 1. Abbas tarafından sarayın bir parçası ve botanik parkı olarak planlanmış ve inşa edilmiş.

İsmi farsçada 40 sütün anlamına geliyormuş. Girişinde etrafı çeşitli çiçekler ve ağaçlarla çevrili, ortasında oldukça büyük dikdörtgen bir havuz sizi karşılıyor. Sarayın ilk girişi oldukça ihtişamlı. İçeriye girdiğinizde sizi oldukça renkli, duvarlarında büyük çizimlerin olduğu geniş salon ve odalar karşılıyor. Burada İran için önemli olan çeşitli tarihi olaylar resmedilmiş.

En güzel ve önemlilerinden biri Çaldıran savaşının resmedildiği aşağıdaki sahne. Tüm kompleksi gezmek 40-45 dakikanızı alacaktır.

Çaldıran Savaşını resmeden bir eser..
               

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: