Tebriz tarihi İpek Yolu üzerinde, yüz yıllar boyunca çeşitli uygarlıkların mücadelesine sahne olmuş bir kent. Safeviler, Sasaniler, Gürcü Krallığı, Osmanlılar, Ruslar sürekli bu bölge için mücadele vermiş. Şehrin tarihi eserlerle dolu olduğunu, her köşe başında bir anıtla karşılaşacağınızı tahmin edebilirsiniz, en azından ben öyle düşünmüştüm. Ancak maalesef bugün şehrin eski halinden, Marco Polo’nun bahsettiği şekilde etrafı yeşil bahçelerle çevrili, debdebeli günlerinden eser yok. Bunda en büyük pay depremlere biçiliyor. Burası deprem kuşağı üzerinden ve geçmişinde neredeyse tüm şehrin yerle bir olduğu zamanlar olmuş.

Tebriz’de bir devlet okulu…

Diğer bir neden ihmalkarlık. Bizim ülkemizden de yakinen tahmin edeceğiniz gibi, şehir sakinlerinin halen şikayetçi olduğu bir biçimde tarihi eserlere gereken önemin verilmediği bir gerçek. Gezerken de bunu görebiliyorsunuz.

Şehir Türk azınlınlık nufüsünun yoğun olması dolayısıyla hep üvey evlat muamelesi görmüş. Zaman zaman okullarda türkçe yasaklanmış, sadece farsça yayın yapan kanallara, radyolara izin verilmiş. Devlet destekli yatırımlarda da aslan payları hep daha doğudaki illere aktarılmış. Şehirde bugün de en çok şikayet edilen konuların başında bu geliyor. Arada yaşı ileri olan kişilerden Şah döneminden özlemle bahsettiklerini işitebiliyorsunuz.

Şehir merkezinin resmi nüfusu 1.7 milyon olsa da bu rakamın çok üzerinde kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Ucuz iş gücü dolayısıyla ülkenin ağır sanayisi buraya doğru kaydırılmış. Ülkenin en büyük traktör fabrikası, çeşitli petro-kimya tesisleri bu bölgede.

Tebriz’in sıcak kanlı insanlarına örnek bir taksici…

Şehrin merkezinde kısa bir yürüyüş yaptığınızda yerel halkın ekonomik durumunun iyi olmadı hemen anlaşılıyor. Ancak buna tezat oluşturur biçimde, şehir merkezindeki en önemli ve kirası yüksek noktalar telefon vb. elektronik ürün satan mağazalara ayrılmış. Ülkemizde de alışık olduğumuz biçimde elektronik ürünlere her zaman para bulunuyor.

Bakkallar, marketler, gıda ürünü satan dükkanlar çok az sayıda ve ürün çeşidi yok denecek kadar sınırlı. Ürünlerin çoğu Türkiye menşeli. Dükkanların dışında bir yol üzeri ya da park kenarına sergi açıp satış yapan, genellikle 2.el ürünlerin satıldığı da oluyor. Eski balkan ülkelerinde, ya da Moldova, Ukrayna gibi ülkelerde görebileceğiniz, ya da bizim 90’lardaki halimizi anımsatan manzaralar hakim.

Şehir Merkezinde Görülmesi Gereken Yerler;

Tebriz Kapalı Çarşısı


Şehirdeyken görülmesi gereken en önemli nokta. Unesco Dünya Mirası listesindeki bu yapı, en eski ünvanını İstanbul’daki isimdaşına kaptırsa da en büyük ünvanını elinde tutuyor. İpek Yolu üzerinde bulunması dolayısıyla yüzyıllar boyu önemini korumuş, zirve dönemini 1500’lü yıllarda görmüş. Halen sadece bölgenin değil, bölge ülkelerince de önemini korumaktadır. Ana girişi “Amir Çarşısı” adını alıp, mücevher ve altın odaklıdır. “Muzafferiye” denen halı kısmı ikinci en önemli bölümdür. Dünyaca meşhur el yapımı Tebriz Halıları buradan dünyaya yayılmaktadır. Halı vb. ev eşyalarına düşkün olmayan benim gibi biri bile sıradan halılardan farkını anladıysa, ilgililerinin tamamen memnun olarak ayrılacakları bir çarşı olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Dünyanın en büyük kapalı çarşısı…

Bunların dışında, ayakkabıcılar, giyim eşyaları ve diğer tekstil ürünlerinin satıldığı mağazalar bulunmaktadır. Türkiye’de de bulunmuş rehber arkadaşımın anlattığına göre, İstanbul’daki Kapalı Çarşının daha çok turizme yönelik olduğunu, çok pahalı bulduğunu, yerel halk için pek cazip olmadığını düşündüğünü, Tebriz’de ise gelir gücü düşük kişilerin öncelikli tercihinin burası olduğunu ve bayram seyran öncesi adım atacak yer bulunmadığını anlattı.

Çarşı tavanı oldukça yüksek, içerisi ferah ve gün ışığı da alacak şekilde planlanmış. Kendinden mi yoksa harici sistemle mi yapılıyor bilmiyorum ama hava sirkülasyonu da oldukça güzel, kötü koku beklentimin aksine, çok güzel kokuları burnuma çekme şansına eriştim.

Çarşı geneline hakim bir ana cadde olmak üzere, sağlı sollu ayrılan daha küçük bölümlerden oluşuyor. Bu küçük bölümlerin sonunda da kervansaraylar mevcut. Bugün bu amaç dışında kullanılsa da insanı eski günlere götürüyor. Mal-mülk yüklü atlarınızla gelip, sizi handa karşılayan bakıcıya atınızın yularını verip, içeride sıcak bir çay ya da çorba içmek için hızlıca ilerlediğinizi hayal edip, yüz yıllar öncesine kolayca dönebilirsiniz.
Haftanın her günü fotoğraf çekmek için uygun şartları sağlasa da, tatil olan perşembe ve cuma günü geldiğinizde, insanın daha az yada hiç olmadığı, mimari ile ilgili güzel kareler çekebilirsiniz. Ancak normal günlerde de insan temasının ön planda olduğu harika kareler yakalayacağınıza eminim.

Biz arkadaşımla Kapalı Çarşı’ya ilerlerken bizi ileri yaşlarda bir amca çevirdi ve dükkanında bir çay ikram etmek istediğinden bahsetti. Yanımdaki şehrin yerlisi bir arkadaşın bulunmasından cesaret alarak da teklifi kabul ettim. İyi ki de etmişim, çünkü seyahatlerimin en güzel anılarından birini bu dükkanda edindim. Ali Amca ömrü boyu dikiş makinelarının tamiri ile uğraşmış, ancak zaman zaman sıkılmış olacak ki, yoldan gelip geçen turistleri dükkanına davet edip, çay ikram ederken, defterlerine bir kaç cümle yazmalarını istermiş. Yıllar boyunca 10 kadar defter ve iki bini aşkın kişiyle tanışmış. Şimdi işi ilerletmiş, bir de instagram hesabından paylaşıyor. Kısa bir videosunu buraya koyuyorum.


El Goli Park – Şah Parkı


Ne zaman yapıldığı tam bilinmiyor, ancak ilk kullanım amacı tarımsal sulama içinmiş. Halk arasında Şah’ın Gölü anlamında “Shah Goli” diye biliniyor. Ancak rejim değişikliğinden sonra mollalar halkın gölü anlamına gelen “El Goli” olarak isminin değiştirilmesine karar vermişler. Şehirdeki en büyük yeşil alanlardan biri. Kare şeklinde, içinde süs balıkları olan bir göl, kenarına doğru orta kesimde eskiden yazlık saray olarak kullanılan bugün ise restoran-kafe olarak işletilen büyük bir konak var. Gölün etrafı yürüyüş yolu, sabahları koşanlara rastlanıyor. Girişte sağ köşede bir tepe bulunuyor, buraya merdivenleri takip ederek çıkabilir ve yukarıdan göl ve şehir manzarasını görebilirsiniz.

Sabahları yürüyüş için güzel bir park, şehir içerisindeki az sayıdaki yeşil alanlardan..

Buraya ulaşmak için en ucuz yol Saat Meydanındaki yeni açılan metroyu kullanarak son durağa kadar gelmek. Çıkışta yüksek bir hotel göreceksiniz, o oteli sağınıza alıp aşağı doğru devam ederseniz, parkın girişini göreceksiniz.

Saat Meydanı


Saat meydanı şehrin merkezi. Ana yollar bir şekilde buraya çıkıyor. Açıkçası o kadar küçük ki, ilk geldiğimde harita yanlış mı gösteriyor diye bir daha kontrol ettim. Açıkçası saati meydanın ortasında bekliyordum, ancak köşedeki belediye binasının arkasında olduğundan geçerken görmemişim. Saat kulesi ve ufak müzelerin olduğu bölüme ara sokaktan giriliyor. Bu sokak ayrıca meşhur İranlı şair Şehriyar’ın evine de ev sahipliği yapıyor. Buraya kadar gelmişken görmek isteyebilirsiniz.

Belediye binası ve saat kulesi…

Saat kulesi bugün belediye binası olarak kullanılan yapının diğer tarafında kalıyor. Çevresinde küçük bir havuz ve banklar var. Maalesef kuleye çıkmak yasak. Ancak etrafındaki küçük müzeler ziyarete açık.

Gök Mescid

Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah tarafından 870’lerde yaptırılan bu yapı, pek çok deprem görmüş, neredeyse tamamen yerle bir olmuş ancak yine de tekrar ayağa kaldırılarak, ziyaretçilerin beğenisine sunulmuş.

Yazı itibariyle giriş ücreti 15 Bin tümen yani yaklaşık 5 lira. Mescid günümüzde de ibadete açık, o yüzden ziyaret saatinizi ona göre seçmenizde yarar var. Cami girişinde, yer yer dökülmüş mavi çiniler sizi karşılıyor. Girişten sonra ayakkabıları çıkarmanız gerekecek. Genellikle içerisi boş ve güneş de uygunsa fotoğraf çekmeye çok uygun, 10-15 dakikalık bir ziyaret yetecektir.

Gök Mescidin içinden bir kare

Azerbaycan Müzesi ile arasında küçük bir park bulunmakta. Gündüz saatlerde genellikle yaşlı insanların buluşma noktası gibi işlev görüyor. Eğer karnınız açsa, park içerisinde yiyecek bir şeyler ve aromalı türk çayını içebilirsiniz. Tebriz yabancı gezginler için pek popüler olmasa da bu parkda sizin gibi gezenleri bulmanız çok muhtemel. Müze ya da Gök Mescid’ten çıktıktan sonra burada dinlenmeyi tercih edebiliyorlar.

Azerbaycan Müzesi

Güney Azerbaycan diye anılan bir bölgede Azerbaycan Müzesi’ne rastlamak şaşırtıcı olmasa gerek. Ancak içerisini ziyaret ettiğinizde, aslında Azerbaycan’dan ziyade, bölgede hüküm sürmüş medeniyetlerle ilgili olduğunu göreceksiniz.

Müzenin girişinde bulunan Bismillah Taşı…

Yazı itibariyle giriş ücreti 20 Bin tümen, yani yaklaşık olarak 7 lira idi. Girişinden küçük bir müze izlenimi edinmek mümkün olsa da, üst katı ile müze sevenlerin beğenisini kazanacaktır.


Alişah Arkı – Kemeri


İmam Humenin Musallası-Camii’nin hemen yanında, özellikle gidilmesini önermesem de geçerken görmek yeterli olur. Aslında burası bir kale kalıntısı, 1200’lü yıllarda yapıldığı sanılıyor. Depremlerden mi, bakımsızlıktan mıdır bilinmez, bugün sadece bir duvar görünümündedir.

Eynali Dağı

Burası Tebriz’in sırtını dayadığı dağlar. Şehrin oldukça dışında olup, “kırmızı topraklar” denen mahallenin hemen üzerinde yer alıyor. Sanırım türkçe karşılığı Aynalı Parkı oluyor, çok da emin olamadım. Yeni yapılan teleferik sistemiyle birlikte çok daha kolay ulaşılır olmuş. Hafta sonları ki bu İran için perşembe ve Cuma günleri oluyor, yerli halkın dinlenmek ve yürüyüş yapmak için geldiği bir yer oluyor.

Teleferik yazı itibariyle 75 bin tümen olup, yaklaşık 2,5 lira ediyordu. Pek çok kişi teleferik ile seyahat etmeyi tercih etmeyip, ağaçsız, çıplak tepelere doğru, pek çok patika ve yoldan birini seçerek zirveye doğru yürümeyi tercih ediyor. Yukarıda bir kaç kafe ve restoran bulmak mümkün. Ancak havaların soğuduğu aylarda kapanabiliyormuş. Onun dışında yaz aylarında oldukça tercih edilen bir lokasyon.

Golastan Garden

Burası özellikle gidilecek bir yer olmayıp, merkeze yakın bir noktada bulunuyorsanız geçerken görülebilecek bir yer. Havuzların bulunduğu giriş kısmı, sergi açıp bir şeyler satan satıcılarla dolmuş. Ancak burada yok yok, kumandadan, at nalına kadar her şeyi bulmak mümkün. Burada bulunanların kıyafetlerinden alıcıların da satıcıların da şehrin fakir kesiminden olduğunu anlamak oldukça kolay oluyor.

Giriş kısmından içerilere doğru yürüdükçe, yeşillikler, ağaçlar ve banklar bulunuyor. Parkın sonunda üzerinde çeşitli farsça şiirlerin ve bu eserin önünde çeşitli İranlı sanatçıların heykellerinin bulunduğu bir bölüm var. Anıt oldukça modern görünümlü ve parkın önemli bir bölümünü kaplıyor.

Tebriz’e ne kadar zaman ayrılmalı?

Tebriz’in merkezinde görülmesi gereken yerler, bir güne sığdırılabilecek düzeyde. Eğer zamanınız kısıtlı değilse, şehir dışındaki bir kaç nokta daha eklenip üç günde tüm önemli yerler görülebilir. Ancak şehir dışında bulunan bazı yerler yılın her zamanı görülmeye uygun değil. Örneğin Babak Kalesi, Tebriz’e 180 km uzaklıkta ve kış aylarında sel baskınları kar vb. yüzünden her zaman ulaşılamıyor. O yüzden 2 gün şehrin merkezi yerlerini görmek için ideal olabilir. Çok kısıtlı bir zamanınız varsa da sadece şehir içindeki yerler, açılış-kapanış saatleri olduğundan Azerbaycan Müzesi ve Gök Mescid sabahtan olmak üzere, aynı gün içerisine sığdırılabilir.

Tebriz Havaalanı

İki günümü Tebriz’de geçirdikten sonra, zaman kaybetmemek adına Şiraz’a direk uçmayı tercih ettim. Expedia, momondo gibi sitelerde İran uçak biletlerine rastlayamayacaksınız. O yüzden sonu .ir ile biten siteleri ya da hava yolu şirketlerinin kendi sitelerini kontrol edebilirsiniz. En çok bilinenleri Ata Airlines, İran Air, Aseman, Qish Air. Bilet fiyatları oldukça uygun, bayram dönemleri hariç fiyatlar da çok değişmiyor.

Hava alanı, şehrin yaklaşık 10 km kadar dışında. Şehir merkezinden taksi yaklaşık 15-20 bin tümen tutuyor, 6-7 lira. Hava alanı çok küçük. Bir kaç şekerleme dükkanı, bir restorant ve bolca oturma yeri var. Uçuşa 1 saat kala check-in bankosu açılıyor. Uçuşa 30 dakika kalana kadar da kapılara alınıyorsunuz. Genellikle uçağa kadar yürüyerek gidiyorsunuz.

Maalesef yaptırımlar yüzünden uçaklar oldukça eski ve büyüklü-küçüklü pek çok kaza meydana geliyor İran’da. Seyahat tercihinizi yaparken bunu da dikkate almanızı öneriyorum.

Ben Şiraz’a uçuşumda Aseman Havayollarına ait bir Fokkor100 uçağı ile uçuyorum. Oldukça sarsıntısız ve sorunsuz bir uçuş oluyor. Hostelime geçip bir sonraki gün için dinlenmeye geçiyorum.

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: