Fas’ın en eski başkenti günümüzde 3. büyük şehri olan Fes, ülkenin kuzey’inde Akdeniz’e yakın bir noktada bulunuyor. Geçmişi 7. Yüzyıla kadar uzanan bu tarihi şehirde yapılması ve görülmesi gerekenleri sizler için derledik..

Medina’da Kaybolmak

Günümüzde 1 milyon civarı nüfusa sahip bu tarihi şehir, Kuzey Afrika ve Arap dünyasının en iyi korunmuş tarihi şehirlerinden biri. Araç Trafiği olmayan tarihi surlarının içerisinde yüz binlerce insan halen eski zamanlarda olduğu gibi yaşamaya devam ediyor. Ülkemizde Mardin, Midyat,Hatay, Urfa şehirlerini gezmiş olanlara aşina gelecek, araçların girmediği, genişliği bir metreyi bulmayan daracık sokaklarda eşeklerle ya da küfelerle malların, eşyaların taşındığı sokaklarında kolaylıkla kaybolunabilecek, insanın kendisini bir film setinde imiş gibi hissettirebilecek bir yerleşim yeri.

Medina’da bir aktar..

Bu teknolojik devirde kaybolmak kolay mı ki dediğinizi duyar gibiyim. Ancak navigasyon programları bile bu labirent gibi sokaklarda yetersiz kalıyor. Şehrin 9 kapısından birinden girdikten sonra, sürekli çatallanan yollarda, bir birine tıpatıp benzeyen dükkanların ve satıcıların arasında bir süre sonra yön duygunuzu kaybediyorsunuz. Hızlıca bir yerlere giden kalabalığın arkasına takılıp, kendinizi çıkmaz bir sokakta bulabiliyorsunuz. Kaybolmamak için tura katılabilir, ya da kendinize bir rehber ayarlayabilirsiniz, ancak bence buralarda kaybolmak ayrı bir zevk. Zaman sıkıntınız yoksa mutlaka bir kapıdan çıkışı bulacak ve gitmek istediğiniz yere varacaksınız.

Her köşe başında “Oraya gitme, çıkmaz sokak” diye size seslenen, turistlerden bir şeyler koparmaya çalışan tipler mevcut. Aslında bazen gerçekten size yön göstermeye çalışan iyi niyetli mahalle sakinleri de görüyorsunuz, ancak bir süre sonra hangisi gerçek, hangisi sizi yolmaya çalışıyor anlayamıyorsunuz.

Köşe başlarında sizi yolunuzdan çevirmeye çalışan tiplere inat devam ettiğinizde, bir süre sonra aynı yoldan geriye dönmek zorunda kalabiliyorsunuz, en kötüsü de bu kişilerin sizi köşebaşında beklemesi ve yüzlerindeki “ben sana söylemiştim.” der gibi bakışları.

Bence bu şehir Fas’ın neden dünya gezginleri arasında revaçta olduğunun en büyük yaşayan kanıtı. Modern zamanlardan sıyrılıp, sanki bir zaman makinesine binmiş ve yüz yıllara öncesine ışınlanmışsınız hissine kapılıyorsunuz ve sanırım dünya üzerinde bunu yaşayabileceğiniz pek fazla yer yok.

Tabakhaneleri Ziyaret Etmek

Fas denince ilk akla gelen yerler tabi ki rengarenk deri işleme atölyeleri, yada bizim dilimize girdiği şekilde tabakhaneler. Arama motorlarında Fas’ı arattığınızda karşınıza ilk çıkacak görseller, rengarenk boyalarla dolu, derilerin içerisinde renklendirildiği deri yıkama havuzlarıdır. Fas’ın pek çok şehrinde benzer atölyeler bulabileceğiniz gibi, en ünlülerinden bir kaçı da Fes şehrindedir.

Yüz yıllar önceki haliyle bir tabakhane.

Çok değil, 15-20 yıl önce Zeytinburnu sahilinden geçtiyseniz, o keskin kokuyu halen hatırlıyorsunuzdur. Buradaki deri atölyeleri de, aynen böyle kokuyor, ancak halen tüm teknolojik gelişmelere inat, yüz yıllar öncesindeki tekniklerle işletilmeye devam ediliyor.

Bu tarz tabakhaneleri bulmak dışarıdan bakarak zor olabiliyor. Genellikle deri ürünlerin satıldığı sıra sıra dükkan görüyorsanız, arka kısmında muhtemelen bir atölye mevcuttur. Yine bu tarz dükkanların yanında size yaklaşıp, “tannery” diyerek size teklifte bulunmaya çalışacak kişilerden doğru noktaya yakın olduğunu anlayabilirsiniz.

Öncelikle şunu belirtelim, bu tarz yerler genellikle kooperatif olarak işletiliyor ve bir kişiye ait değil. O yüzden girerken izin almanıza ya da para ödemenize gerek yok. Ancak uygulamada içeriye girmeye çalıştığınızda aksi beyanlarla karşılaşacak ve sizden para koparılmaya çalışılacak. Uğraşmak istemezseniz istenen tutarın 4-5’te birini teklif ederek bahşiş gibi bir tutarı vererek içeriye girmeye çalışabilirsiniz. Diğer bir yöntem deri dükkanlarına alıcı olarak girip, ürünlerle ilgilenirseniz, genellikle çatı katlarından manzarayı seyretmenizi teklif edeceklerdir. Ancak hiç bir şey almadan çıkmak sizin kabiliyetinize kalmış.

Medreseler-Camiler’i Dolaşmak

Şehrin tarihinin yüz yıllar öncesine uzandığından bahsetmiştik. Burası islam uygarlığının en eski yerleşim yerlerinden biri, dolayısıyla çok eski ilk dönem islami eserleri görmek mümkün. Ayrıca bu şehir dünyanın en eski medresesi-ev sahipliği yapıyor; El Karaviyyin. Yapım tarihi 859. Yine medrese içerisindeki 4000 el yazması kitap barındıran kütüphane de en eskilerden biri olarak nitelendiriliyor. Burası müslüman olmayan gezginlerin de ziyaret edebileceği bir yer. Ancak Fas’ta ilginç bir şekilde müslüman değilseniz camilere girmenize izin verilmiyor. Arada test edilebilirsiniz, hazırlıklı olun. Daha önce böyle bir uygulamaya şahit olmamıştım, mantığını anlamadım ama uygulama burada böyle.

Zanaatkarları İzlemek

Burada başka pek çok şehirde göremeyeceğiniz bir zenginlik daha var. O da el sanatlarını icra eden zanaatkarlar. Gümüş işlemeciliği, deri kemer yapanlar, yorgancılar, deri boyama atölyeleri, eşek semeri ustaları daha aklınıza gelemeyecek, adını sanını bilmediğiniz, belki de izleseniz bile ne olduğunu çözemeyeceğiniz pek çok el sanatları, canlı bir uygulama müzesindeymişcesine halen yaşamaya devam ediyor.

Yemeklerini Tatmak

Her ülkenin şehirlerinin mutfağı denenmeye değer. Ancak Osmanlı egemenliği altına girmemiş olmasına rağmen, bizim damak tadımıza hitap eden başka bir ülke hatırlamıyorum. Hamur işleri, tatlılar, isimleri, görünüşleri farklı olsa da tatları bir şekilde tanıdık geliyor. Tek sorun hijyen olsa gerek. Maalesef stantlar sinekler ve arılar için ziyafet sofralarına dönüşmüş, onun dışında her öğünü iple çekeceğinize eminim.

Riyad’ları Görmek

Riyad nedir ki dediğinizi duyar gibi oluyorum. Riyad arapça bahçe, yeşillik demek aslında ama Fas’ta evlerin iç kısımlarındaki avlulara verilen bir isim. İslam uygarlığındaki bir güzelliğin bize yansıması aslında. Malumunuz islam dini gösterişi sevmez, eski yapılarda dışardan bakıldığında gayet mütevazi, küçük pencereli evler inşa edilirken, ailelerin yaşadığı iç kısımlar bizim hanları andırır biçimde, geniş camlı, fıskiyeli, üstü açık güneş giren harika güzellikteki avlulara sahipmiş. Günümüzde de buraları satın alınıp, turistik bir amaçla dekore edilmiş, pansiyon ya da restoran olarak işletilmeye devam ediliyor. Dışarıdan sıradan bir girişi olan ev, içeriden inanılmaz güzellikler sunabiliyor.

                     

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: