Wieliczka Salt Mine (Wieliczka Tuz Madeni)

13. yüzyıldan 2006 yılına kadar faaliyette olan maden, dünyanın en eski tuz madenlerinden biri olması ile biliniyor. 2006 yılında düşük tuz fiyatları ve madendeki bir çökme sonucu kapatılmış. İçerisindeki tünellerin uzunluğuda yaklaşık 300 km. Fakat 3.5 km’lik bir rota ziyarete açık. Bireysel olarak giriş yapılmıyor. Rehber eşliğinde gruplar halinde gezebiliyorsunuz. Buraya da erken saatte gitmenizi öneririm. Bilet için saatlerce beklemeseniz de turlar 2.5-3 saat sürüyor. İngilizce, Lehçe, Almanca gibi birçok dil ile tur seçeneği var. Bilet ücretleri bilgisine https://www.wieliczka-saltmine.com’dan ulaşabilirsiniz.

En popüler turlar, turist rotası ve madenci rotası. Madenci rotasında, madenci kıyafetleri ile uygulamalı olarak gerçekleşen bir tur. En çok tercih edilen turist rotasında, madenin ilk bulunduğu zamandan görselleri, Prenses Kinga hakkındaki efsaneyi, madencilerin nasıl çalıştığını ve çalıştığı koşulları, maden içerisindeki tuz gölünü ve daha bir sürü tuzdan yapılmış eser göreceksiniz.

Tursit rotasına, 800 basamak inip yerin 135 metrre altına inerek başlıyorsunuz. İçeride sıcaklık yaz ve kış mevsiminde 15-16 derece sabit. Dolayısıyla buraya gelirken ceket, mont vs. tedarikli gelmenizde fayda var. Tur boyunca göreceğiniz tüm göreseller madenci ve aynı zamanda modern sanatçılar tarafından tuz oyularak yapılmış eserler. Turun son kısımlarına doğru büyüklüğü ve yapılan eserler ile hayranlık duyulacak olan St. Kinga Şaphelini göreceksiniz. Prenses Kinga’ya ithafen şapel içerisinde yapılan avizeler, sunak, kusursuzca resmedilen Leonarda Da Vinci’nin ‘Son Akşam Yemeği’ tablosunu ve duvardaki eserlerin tümü madenciler tarafından yapılmış. Rota sonunda hediyelik eşyaların yer aldığı bölümden sonra serbestsiniz. Burada da hediyelik eşya, madenden çıkarılan tuz ve bölgede çok bulunan kehribardan yapılmış birçok hediyelik ürünü göreceksiniz. Buradan alışveriş yapmanızı öneririm. Dışarıda biraz daha pahalıya bulabilirsiniz. Bu bölümden sonra yemekhaneye geçip uygun fiyata yemeğinizi yiyebilirsiniz. Artık madenden çıkma vakti. Madenden en fazla 9-10 kişinin sığabildiği nostaljik madenci asansörü ile çıkabiliyorsunuz.

Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı

1940’larda Almanlar tarafından yapılan insanlığın en büyük utanç yerlerinden biri olan bu kampın asıl yapılma nedeni; Nazi rejiminin ve Polonya’daki Alman işgalci birliklerin gerçek düşmanlarının ve düşman olduğunu düşündükler kişilerin hapsedilmesi, SS’e ait, zorunlu çalıştırma suretiyle inşaat, silah ve savaşla ilgili işlerde kullanılabilecek işçi tedariki, Nazi Almanya’sının güvenliği için, SS subayları ve polis tarafından ölüm emri verilen küçük, hedef grupların fiziksel olarak ortadan kaldırılabileceği bir alan sağlamak. Sonrasında ise toplama kamplarının ana merkezi haline gelen bu kampta birçok milletten insan akıl almaz şekilde yaşamaya devam etmeye çalıştı ya da öldürüldü. Kamp alanları dünya kamuoyunun ve Almanların dikkatini çekmeyeceği, uzak ve sessiz olan kırsal bölgelerde seçildi. Binlerce insan trenlerde istif edilmiş şekilde kampa geliyor ve trenden iner inmez yaşayıp yaşamayacağına, hangi işte çalışacağına ve nerede kalacağına karar verilerek ayrılıyordu. Yaşlı, hasta, güçsüz olduğunu düşündükleri insanları direk öldürmek üzere gaz odalarına gönderiyordu. Ziklon B adındaki dezenfekte amaçlı üretilen zehirli gaz ile yaşamlarına son veriliyor. Öldürülen insanları yine orada çalışan mahkumlar dışarı çıkarıyordu. Cesetler yer varsa krematoryumda, yoksa açık alanda yakılıyordu. Yaşamasına karar verdikleri insanlar ise karın tokluğuna zorla çalıştırılmak ve deneylerde kullanılmak için ayrılıyordu.

SS subayları, toplumu ıslah etme ve Alman ırkını arındırma adı altında açılan bütün toplama kamplarında, tüm rejim muhaliflerini, komünistleri, sosyal demokratları, sendikacıları, aydınları ve kendilerince sakıncalı buldukları eşcinselleri, çingeneleri ve asosyal dedikleri kitleleri topladı. Macaristan, Slovakya, Fransa, Hollanda, Yunanistan, Bohemya, Belçika, Yugoslavya ve Norveç gibi birçok ülkeden Yahudi insanlar, bu kamplarda toplandı. Bunların yanı sıra, Polonya, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Beyaz Rusya’dan ve Kızıl Ordu savaş esiri olan onlarca insanda bu kamplardaydı. ( Detaylı incelemek isterseniz www.auschwitz.org sitesine bakabilirsiniz.)

Auschwitz’e gönderilen tahmini 1,3 milyon insanın en az 1,1 milyonu öldü, bunların yüzde 90’ı Yahudi’ydi. Kamptan, aktif olduğu süre boyunca kaçmayı başaran mahkumların sayısı 144’tür.

Bu bilgilerden sonra gelelim kamp gezisine. Auschwitz Toplama kampına dilerseniz turla, dilerseniz Krakow şehir merkezindeki merkez istasyondan otobüs veya trenle gidebilirsiniz. Tur daha pahalıya geleceği için sabah erkenden kendi imkanlarınızla gitmenizi öneririm. 3 kamptan oluşan toplama kampında, her bir kampı ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Ana kamp Auschwitz I, 2018 yazında gittiğimde saat 16.00’dan sonra rehbersiz ve ücretsiz gezilebiliyordu. Dilerseniz önce Auschwitz-Birkenau II kampını gezip, sonra birinci kampa gelebilirsiniz. Tavsiyem, daha detaylı öğrenmek için rehberle birlikte ziyaret etmeniz. Ben de birçok kişi gibi Auschwitz’e gitmeden önce ön bilgi olması için araştırma haricinde Schindler’s List, The Boy in the Striped Pjamas gibi birkaç film ve belgesel izlemiştim. Fakat her iki kampı da gezerken izlediğim film ve belgesellerden kesitler de kafamda canlandıkça kampın etkisi daha fazla oldu bende. Sadece Auschwitz’de değil dünyanın birçok yerinde, dini, dili ve ırkı ne olursa olsun ‘insanoğlu’na yapılan acımazsız işkenceler, herkesin kabul edeceği bir durum değildir.

Auschwitz’i rahat gezmek isterseniz bir gününüzü buraya ayırmanızı öneririm. Çünkü bilet için çok sıra bekliyorsunuz. Online bilet bile alsanız bileti gişeden temin etmeniz gerekiyor. Ki yoğunluk sebebiyle istediğiniz tarih ve saatlerde bilet bulamıyorsunuz. Bu sebeple biz de online bilet alamadık ve sabah saat 8.00’de gitmemize rağmen 3 saat bilet için sıra bekledik. (Almanca, Lehçe, Rusça, İtalyanca ve İngilizce gibi birçok dilde rehber ile turlara katılabilirsiniz. Ayrıca 30x20x10 cm’den büyük çanta ile içeri giriş yasak.)

Auschwitz I’e ilk girişte ‘Arbeit Macht Frei’ yani ‘çalışmak özgürlüktür’ yazılı kapıdan geçerek tura başlıyorsunuz. Yaklaşık 3-3.5 saat süren tur boyunca, SS subaylarının siyasi bölümünün merkez ofislerini, ana tedarik depoları, atölyeleri, tek kişilik hücreleri, tablolardaki görsellerle kampa trenle gelen insanların ellerinde bavulları ile çaresiz bekleyişlerini, acılarını göreceksiniz. Bir başka bloktac am fanus içerinde muhafaza edilen, krematoryumda yakılan insanlardan kalan külleri, kumaş fabrikalarında kulanılmak üzere kesilen kadınların saçlarını, binlerce gözlük, engelli insanların kullandığı kol değneklerini, protez bacakları, özgür bir ülkeye taşındığını sanıp yeni bir yaşam umudu ile yanlarında getirdikleri mutfak eşyalarını, üzerinde tarih ve sahiplerinin adı yazılan valizleri, küçük yaşta öldürülen bebeklerin kıyafetlerini, ayakkabılar, taraklar ve daha bir sürü iç acıtıcı görüntülerle karşılaşacaksınız. Hemen her blokta duvarlarda öldürülen insanların kampa geldikten sonra çekilen fotoğrafları ve daha önce yaptıkları işleri, banyo ve tuvaletlerini, yattığı yerleri göreceksiniz. Birinci kamp turunun sonunda bir idam sehpası göreceksiniz. Burası, 1 milyondan fazla insanı öldürdüğü düşünülen, 1946 yılında tutuklanıp mahkeme tarafından idama mahkum edilen toplama kampının ilk komutanı Alman SS Subayı Rudolf Hobs’un idam edildiği yerdir. Bu turun sonrasında 5-10 dakika aralıklarla hareket eden shuttle otobüslerle Birkenau kampına gidebilirsiniz.

Auschwitz-Birkenau II’de ise ana kamptan daha geniş bir alana sahip. Çevresi elektrikli ve dikenli tellerle ve 100-150 metre aralıklarla inşa edilen gözlem kuleleri ile çevrili. Ana kampın yetersiz gelmesi sebebiyle yapılan Birkenau’da, planlanandan daha fazla, 200 bin mahkum barındı. İnsanların, trenle gelip ilk ayak bastıkları yer bu kamp. Buradan ayrıştırılarak ölüme ya da zorlu koşullarda yaşamaya gönderiliyordu. Bu kampı rehbersiz ziyaret edebilirsiniz. Burası da eğer her yerini gezerseniz yaklaşık 3 saatinizi alacaktır. Gezerken insanların ne zor şartlarda yaşadığına bir kez daha şahit olacaksınız. İlkel koşullardaki toplu tuvaletleri, üst üste 3 kişinin yattığı ranzalı yatakhaneleri, yemekhane ve krematoryum kalıntılarını, çalışma alanlarını, gaz odalarına girmeden önce çaresizce ölümü sırada bekleyen insanların fotoğraflarını, yakıldıkları alanı, trenden indikten sonra yaşam hakkı verilen insanların nasıl dezenfekte edildiğini içini sızlayarak göreceksiniz. Bir blok içerisinde de Yahudi insanların ailelerinden kalan fotoğrafları ve onlar hakkında bilgileri gözlemleyebileceksiniz. Bu bölümde ve ana kamptaki fotoğraflarda da dikkatimi çeken nokta, öldürülen yahudilerin neredeyse hepsi eğitimli, kültürlü ve varlıklı insanlar…

Bir sonraki gezi yazısında görüşmek üzere.

Ayrıca bir önceki Krakow yazısı için linki tıklayın. http://www.gezginiz.net/2019/02/14/polonyanin-istanbulu-krakow/

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Merve Yılmaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: