Bromo, Cava Adasının en meşhur aktif yanardağlarından biri. Aslında ulaşımı kolay ve manzarası harika, bu yüzden en çok rağbet görenlerden biri. Eğer bir diğer meşhur dağ olan Merapi’ye tırmanmak isterseniz, yüksek bir meblağ ödemeniz yetmez, bir de 16 km’lik yorucu bir 2 günlük tırmanışı göze almanız gerekir. Bromo ise bulunduğu konum itibariyle kısa bir yolculukla ulaşılabilir ve 20-30 dakikalık bir tırmanışla krateri görülebilir.

Bir gün önce bir hostelden Bromo’ya ulaşım için bir minibüs kiralamıştık. Öncelikle buraya ulaşmak için bölgede farklı yerlerde kalıp, tur ayarlayabilirsiniz. Mesela Malang, Surabaya ya da Probolinggo buraya en yakın kasabalar. En uzaktan en yakınına doğru sıraladım. Ne kadar uzakta kalırsanız gün doğumu için o kadar erken yola çıkmanız gerekeceğini unutmayın.

Bu saydığım şehirlere tren, otobüs ya da özel araçlarla gelebilirsiniz. Tren en hızlı seçenek ve biletlerini haftalar önce internetten alabilirsiniz. Biletlerin satıldığı site: tiket.com, diğer seçenek otobüsler ancak ucuz olmasına karşın hiç konforlu değiller. Yollarda çok fazla duraklama yapılıyor ve uzun sürüyor. En pahalı ama en hızlı yol özel minibüslerle Probolinggo’ya gelmek. Yaklaşık 200.000.rupiah, 15 dolar ödüyorsunuz yolda 2 kez mola veriliyor ve yolculuk yaklaşık 10-12 saat sürüyor.


Yolculuk tam bir macera, sürücüler dikkatsiz, yollar oldukça dar ve pek çok motorlu insan olunca pek çok tehlike atlatılıyor. Cava Adası dünyanın en kalabalık adası. Tüm Endonezya’da 250 milyon insan yaşarken bunun yarıdan fazlası Cava adasında yaşıyor. Buranın büyüklüğü ise Trakya’dan biraz daha büyük. Hal böyle olunca 300 km’lik yol 10 saatten fazla sürüyor. Etrafınızda evler ve insanların sonu gelmiyor. Bir kasabadan çıkıp bir diğerine giriyorsunuz.


Ben Bromo’ya en yakın köy olan Camoro Lawang’da bir pansiyon kiraladım. Eğer yukarıda bahsettiğim şehirlerden tur ayarlarsaniz, 100-150 USD’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Ancak bu köye gelirseniz, sadece gün doğumu için ulaşım sağlayan jeeplerde bir tur ayarlamanız yeterli. Kaldığınız yer ya da yol üzerindeki her hangi bir tur ofisi size uygun aracı ayarlayacaktır.

Ulusal park giriş ücreti yaklaşık 220.000 rupi, yaklaşık 15 USD. Jeep ulaşımı için de yaklaşık 100.000 rupi isteniyor. Eğer yalnızsanız motorsikletli biriyle anlaşıp daha ucuza gezebilirsiniz, ancak bir kaç dolar için değmez. Üstelik hava burada gerçekten soğuk, 5 dereceye kadar düşebiliyor, mutlaka kalın bir şeyler getirin, olmadı otelden kiralayabiliyotsunuz, jeepler de üstü kapalı olduğu için iyi oluyor. Yani tüm aktivite gece otelde kaldığımızı varsayarsak 10 saati geçmiyor. O yüzden burada bir gece konaklamak fazlasıyla yeterli.

Yukarıda saydığım fiyata sabah 3’te otelinizden alınmanız, gün doğumu için 30 dakikalık yolculuk, 6 gibi gün doğumu noktasından alınıp Bromo kraterine götürülmeniz, 8 gibi buradan alınıp tekrar otellere bırakılma ve 10 gibi tekrar Probolingo merkeze götürülmeniz dahil.

Sabah 3 gibi kalktık. Çok fazla geçmeden bir jeep bizi almaya geldi. Her jeepte 6 kişi oluyor, aracın üstü kapalı. Farklı yerlerden gezginleri alıp seyir yerine varmamız 4’ü buluyor. Burası bir yamacın kenarında manzarayı izleyeceğimiz yer. Güneşin doğuşuna 1 saat gibi bir süre var. Kahve, çay ya da kahvaltılık satanlar sürekli yanınıza geliyor. Ortalık karanlık olduğu için bir miktar verirseniz en güzel yeri göstereceğini söyleyen akıllı gençleri de takdir ettim.

Ama en güzel diye bir yer yok. Ortalık olabildiğince seyre müsait. Güneş her sabah kendini gösterecek diye bir şey yok, zaten benim gittiğim sabahta güneş görünmeden ortalık aydınlandı. Bayram tatilinin devam etmesi sebebiyle de pek çok yerel turist var. Ortalık ana baba günü gibi.

Ama en güzel diye bir yer yok. Ortalık olabildiğince seyre müsait. Güneş her sabah kendini gösterecek diye bir şey yok, zaten benim gittiğim sabahta güneş görünmeden ortalık aydınlandı. Bayram tatilinin devam etmesi sebebiyle de pek çok yerel turist var. Ortalık ana baba günü gibi.

Tur Jeepleri


Üzerinize sağlam bir şeyler almanızda yarar var. Ben t-shirt üzerine bir rüzgarlık aldım ama yine de üşüdüm. Aşağıdaki havaya güvenip yola çıkmayın. Burası Ekvator üzerinde bulunduğundan güneş her gün aynı saatlerde doğuyor. 5.15 gibi, ortalığın aydınlanması ve kalabalığın dağılması yarım saat sürüyor. Gerçekten manzara çok güzel. Saatlerce kalıp izleyebilirim, ancak şoförümüz bizi 6’da bekliyor.


Yaklaşık 10 dakikalık bir yolculukla Bromo’ya tırmanacağımız yere geliyoruz. Burası yukarıdan gördüğümüz dağın etekleri. Jeepler açık alana park ediliyor, yürüyerek ya da atlarla bir yere kadar geliyorsunuz. Son 200 metre oldukça dik merdivenlerle geçiliyor. Park yerinden kraterin olduğu noktaya çıkmak yaklaşık 20-25 dakika sürüyor. Eğim fazla değil, hızlı yürümez iseniz fazla yorulmazsınız.

Krateri gördüğünüz ilk nokta çok dar ve pek çok kişi bu noktadan ileriye gitmiyor. Ancak dumanların çıktığı noktaya ilk baktığınız ve çıkan sesi duyduğunuzda etkilenmemek mümkün değil. Büyük bir nehri, ya da şelaleyi andıran bir ses geliyor ve yoğun bir duman yükseliyor. Yükselen gaz sülfür, zehirsiz ancak uzun süre solunursa kötü hissedebilirsiniz.

Kratere ilk çıktığınız noktanın solunda yürüyüş için patika var. Buradan sonra çok az kişi ilerliyor ancak en güzel manzaralarda burada. Yaklaşık 500 metre kadar ilerleyebilirsiniz. Hiç bir güvenlik önlemi alınmamış. 1-2 metrelik patikanın kenarları çok dik bir şekilde düşüyor, ayağınızın kayması bile kötü bir şekilde son bulabilir.


Muhtemelen biraz daha gelişmiş bir ülke olsa, bu şekilde tehlikeli bir şekilde dolaşılmasına izin verilmezdi, ancak ben şikayetçi olduğumu söyleyemeyeceğim, bir daha böyle bir deneyimi nerede yaşayabilirdim, bilmiyorum. Kraterin üst kısmında yaklaşık 1 saat gibi bir zaman geçiriyorum. Aklımda kalanlar, sülfürün kesif kokusu, sürekli bir uğultu, sürekli esen rüzgar ve inanılmaz güzel bir manzara. Sadece bunları tecrübe etmek için bile gezi planın dahil edilmesi gereken bir yer.

Turistlerin büyük bir kısmı bu tehlikeli bölüme ilerlemektense, merdivenlerin sonundaki güvenli bölgede kalıp fotoğraf çektirmeyi tercih ediyor. Kraterin üzerinde geçen bir saatten sonra, iniş yolculuğumuz başlıyor, En az yukarı çıkmak kadar yorucu, sürekli korkuluklara tutunmak zorunda kalıyoruz, Aşağıya bizi bekleyen jeepimizi bulmak zaman alıyor. Jeep’i değil ama beraber geldiğimiz arkadaşlardan birini görüyorum, o yüzden eğer jeeple geliyorsanız en azından aracınızın plakasının fotoğrafını çekmek akıllıca olabilir, çünkü sezona göre aynı tipte onlarca hatta yüzlerce araç olabilir.

Sonuç itibariyle hayatımda çok az edinebileceğim bir tecrübeyi yaşadığım için kendimi şanslı sayıyorum ve herkese en azından hayatlarında bir kez bir volkanı yakından görmesini tavsiye ediyorum. Endonezya 150’den fazla aktif volkanıyla bu iş için seçilebilecek en güzel istikametlerden biri, yolunuzu mutlaka düşürmeye çalışın.

                     

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: