Fas krallığının en önemli 4 kurucu şehrinden olan Marakeş ; Kazablanka, Fez ve Tangier’den sonra ülkenin en büyük şehridir. Toprağın renginden dolayı neredeyse tamamı kızıl olan şehre Kızıl şehir de denmektedir. Ülkenin ilk başkenti olma özelliğini taşıyan şehir Atlas dağlarının dibinde bulunmaktadır ve Fas’ın en turistik şehri olarak bilinir. Fas krallığının ilk başkenti olan şehir , daha çok geleneksel ve turistlere yönelik eski şehir Medina ve yeni şehir Gualiz olarak ikiye ayrılır.

Havaalanından hostele gidiş ve ilk izlenimler:

Havaalanına indiğinizde oradaki görevliler pasaport kontrolünden geçmeden önce elinize nerede kalacağınızı, ne işle uğraştığınızı, pasaport ve uçuş numaranızı ve ülkeyi ziyaret amacınızı soran küçük bir form doldurturlar. Form Aparca, İngilizce ve Fransızcadır. Daha önceden havaalanındaki tek dövizcinin komisyonu fazla aldığını okumama rağmen ne olur ne olmaz diye havaalanındaki dövizcide 50 euroyu Fas dirhemine çevirdim. Adam gerçekten de komisyonu fazladan alıyordu. İnternet üzerinden 2 hafta gibi kısa bir süre önce ayarladığım Marakeş’in en meşhur yerlerinden Jemaa El Fnaa meydanına sadece birkaç dakika uzaklıkta olan Mojerelle Hostel’den 3 gecelik konaklamayı ve sabah kahvaltısını 15 euroya paypal üzerinden ödedim. Hostel görevlileri, daha Marakeşe gitmeden bir hafta önceden bana yerli taksicilere karşı dikkatli olmamı, sorun yaşamak istemiyorsam 15 euroya beni havaalanından alabileceklerini  söyleyen bir mail atmışlardı. Fas hakkında daha önce duyduğum onca hikaye ve yalnız da olmam sebebiyle transferi kabul ettim. Dışarıya çıktığımda beni alması gereken hostel görevlisi yoktu. 1 saat hava alanının önünde bekledim. Heryerde “riad…” pankartları taşıyan insanlar vardı. Turistleri alan görevliler gidiyorlardı. İkinci uçak da geldikten sonra insanlar bir hayli azalmıştı. Havaalanının bedava wifisine bağlandım ve beni unuttuklarını söyledikten 10 dakika sonra beni bir adam aldı. Kısa bir sürenin ardından sonra şoför beni şehirde sonradan öğreneceğim Jemaa- El fenaa meydanına çok yakın bir yere bıraktı. Orada beni ismi Abdul olan hostelin işletmecisi genç,esmer bir adam karşıladı. Çok kısa bir merhabalaşmadan sonra bana ilk dediği şey; “Sana şehrin içindeki kalacağımız yeri göstereceğim. Beni takip et ama 5 metre arkamdan gel. Çünkü benim turist gezdirmek için rehberlik vizem yok ve eğer polis görürse bana ceza yazabilir.” şeklindeydi. 3-4 dakikalık bir yürüyüşten sonra Jemaa el Fnaa meydanının arasından geçerek  Abdul kalacağım hostelin souklara açılan demirden mavi kapısını açtı ve içeriye girdik.

Abdul kaldığım hostelin işletmecisiymiş. Daha önceden hiç Fas’tan çıkmamış. İnanılmaz sıcakkanlı ve sohbeti de iyi bir adamdı. Bana kalacağım odayı gösterdi. Oda zemin katta altlı üstlü 4 çift ranzanın bulunduğu 8 kişilik bir odaydı. Yatağımın altında çekmecem vardı. Çekmecemin kilidi düğümlenmiş kullanılmış pembe bir pipetti. Hostel tahmin edileceği üzere çok hijyenik değildi ama çalışanları yardımcı ve sıcakkanlılardı. Yanımda gerçek minik bir kilit götürdüğüm için hemen pembe pipetin düğümünü çözdüm ve kendi kilidimi taktım. Onunla biraz sohbet ettikten sonra bana onların yerel çayını ısmarladı ve otelin terasından Atlas dağlarını gören manzarayı seyrettik.  Bana Fas’ın yerlileri olan Beriberilerden bahsetti. Müslümanlar hatta Romalılardan önce de burdalarmış. O yüzden zaman içerisinde hangi uygarlıkla temas ettiyseler doğal olarak da din ve kültür bakımından onlardan da etkilenmişler. Eskiden Hristiyanlar hatta Musevi ama şimdi çoğunun dini İslammış.Tarih öncesinden beri hatta mağaralarda hep buralarda yaşamışlar ve arkeolojik kazılarda mağaralarda bile berberilerin buralarda yaşadığını gösteren resimler varmış .Kültürlerini yaşatma konusunda çok duyarlılarmış. O yüzden Araplarla epeyi bir süre kavga etmişler ama en sonunda Fas kralı onları tanıyıp onlara ayrı özerk haklar vermiş. Onlara ait kendi dilleri ve alfabeleri varmış. Burada insanların haftada toplamda 500 gr şeker tükettiklerini  çünkü çayın yanında çok şeker tükettiklerini söyledi.

Atlas dağlarının en yüksek noktasını hostelin çatısından rahatlıkla görebiliyordum. Hostelin çatısından aynı zamanda diğer evlerin kızıl toprak rengindeki çatıları da görülüyordu. Hostelin en üst katının güzel bir manzarası vardı. Biraz dinlendikten ve eşyalarımı yerleştirdikten sonra meydana gittim.

Pazarlık yapmak ve Jemaa El-Fnaa meydanı:

İşte marakeş’te gezilecek yerlerim arasında tartışmasız en heyecan verici ve popüler noktaydı. Bu meydan hakkında neler duymadım ki… Kanun dışı olmasına rağmen yılan ve maymun oynatıcıları, şifacılar,sihirbazlar,cebinden paranı almaya çalışan binlerce satıcı, seyyar yemek restoranları, dövmeciler, falcılar , şarkıcılar ve hikaye anlatıcıları ..  Bir keresinde bu meydanda Kobra yılanının cam bardaktan su içtiğine bile şahit olabileceğimi söylediler.

Bunların hepsini daha düzgün görüntülemek için hemen bir selfie çubuğu aramaya başladım. Fas’a gelmeden önce herşey hakkında pazarlık yapmak gerektiğini ve ilk söylenen fiyatı asla kabul etmemem gerektiğini okumuştum. Satıcının başta 8 euro istediği çubuğu 5 euroya pazarlık edip aldım. Hemen video çekmeye başladım ki maymun oynatıcılardan adamın biri maymunu üzerime attı. İlk önce 2 euro verdim. Verdiğim parayı beğenmedi. Cüzdanımdaki kağıtları gördü kağıt para istedi. 1 euro daha verdim. Hala para istiyordu. Talebeyim dedim. Omzumu okşadı ve teşekkür edip gitti. Sonradan da farkedeceğim üzere merhabalaşmaya başlarken Selamün Aleyküm demek, pazarlık kızıştığında talebe olduğunu belirtmek, zaman zaman Müslüman olduğunuzu ve Türkiye’den geldiğinizi söylememin pazarlık konusunda bana ciddi yardımları dokundu. Sonra gizli gizli ve korka korka birkaç video daha çektim. Çünkü video çektiğimi gören para para diye üzerime saldırıyordu. Bir yılan oynatıcı beni gördü ve yanındaki maymunu olan arkadaşıyla  birlikte üzerime saldırdılar. Birine 1 dirhem diğerine 20 cent verdim. 1 dirhemin çok az olduğunu söylediler ve üzerime yürüdüler. Beni korkutup daha fazla para almaya çalışıyorlardı ama yanlarından hızlıca uzaklaştım.

Sizden genelde burada fotoğraf çekilmez veya bu sokağa girilmez gibi bahanelerle sizi korkutarak veya biraz fazla ısrarcı olarak sizden para almaya çalışabiliyorlar. Önemli olan sakinliğinizi koruyup görmezden gelmek. Aksi takdirde benim gibi her üzerinize saldırana para verip,bütçenizi aşabilirsiniz. Meydanda satılan taze sıkma portakal suları gerçekten taze ve çok güzeldi. Üstelik fiyatları da uygun. Burda da dikkat etmeniz gereken bir şey var. Stantların her yerinde 4 dirhem yazmasına rağmen, parayı bozması için satıcıya 20 dirhem verdim ama para üstü vermedi. Sonra adama neler olduğunu sorunca karışık meyve suyunun 20 dirhem olduğunu öğrendim. Daha pipeti ağzıma götürmemiştim ki o zaman ben de bana her yerde 4 dirhem yazan meyve suyunu vermesini söyledim ve taze sıkılmış portakal suyunu içtim. Bazen böyle şeyler de olabiliyor dikkatli olmak lazım.. Tüm bu kargaşa size bir an için çok fazla gelebilir ve siz de benim gibi meydanı gören kafelerin terasından Jemaa el Fnaa meydanını gün batımında sakince Fas’a özgü nane çayınızı yudumlayarak izlemek isteyebilirsiniz. Meydanı en güzel gören ve en popüler meydanı olan Cafe de France’ın terasını şiddetle tavsiye ederim.

Cafe de France’ın terasından Jemaa El Fnaa Meydanı’nın gün batımı

Çay çok taze ve güzeldi, fiyatı da 15 dirhemdi. Büyücüler,yılan oynatıcıları, satıcılar, dilenciler, hikaye anlatıcıları, meyve suyu satıcıları.. kısacası Jemaa el Fnaa Meydanı’nı yukardaki terastan izlemek, sanki bin yıl öncesinde geçen bir masalın içerisinde yaşadığınız hissini veriyor. Fasa özgü el işlemeli ve Fas renkleri barındıran 2 tabak aldım. Fas’ta bunlar çok moda ve turistik olarak alabilirsiniz. Kısa bir pazarlığın ardından iki işlemeli tabağı 100 dirheme aldım. Çok iyi bir pazarlık yaptığımı düşündüm ve başka şeyler almak için de cesaretlendim. Sonra Faslıların yerel kıyafeti olan djellabayı gördüm. Aslında bu tam olarak djellaba değildi ama ceketti. Yündendi ve çok iyi bir kalitedeydi. Satıcının 380 dirhem istediği ceketi 220 dirheme aldım. Ceketi, satıcının neredeyse istediği fiyatın yarısına almıştım. Buranın yerlisi olaran Abdul’a aldıklarımı ve onun kaç para vereceğini yüzümdeki anlamsız bir övgü ve gururla sorduğumda bana ; İki tabağa toplamda 50, cekete is 100-150 dirhem arası vereceğini söyledi. O anda değerlerinin çok daha fazla verdiğimi anladım ama benim için de iyi bir deneyim oldu. Fasa gelmeden önce herşey hakkında pazarlık yapmam gerektiğini okumuştum ama fiyatlar arasında  bu kadar uçurum farkı olmasını beklemiyordum.

Jemaa El Fenaa Meydanı’ndaki el işlemeli tabaklar.

Majorelle Bahçesi, Said bin Yousuf Medresesi, Fas Tabakhanesi:

Adam aklıllı gezecek sadece dört günüm olduğundan ve kahvaltıyı kaçırmak istemediğimden sabah erkenden kalktım. Kahvaltı güzeldi ve konaklama fiyatına da dahildi. Kahvaltı da yumurta,ekmek,reçel ve mandalina vardı. Yanında da sıkma portakal suyu vardı. Hava da Aralık ayı sabah saatleri olmasına rağmen soğuk değildi. Hostelden ayrıldıktan sonra yaklaşık 45 dakika yürüyerek Medinanın dışında bulunan şehrin modern tarafı Gulaez de yer alan Majorelle Bahçesi’ne gittim. Bu arada Majorelle Bahçesi’ne giderken sabah saatlerininde o kalabalığıyla meşhur Jemaa el fena meydanından geçtim. Her yer sessizdi. Neredeyse in cin top oynuyordu. Sanki o meydanla akşamki meydan arasında hiçbir benzerlik yoktu. Mojarelle Bahçesi’ne giriş 70 dirhemdi ve pahalı buldum. Girişinde biraz sıra vardı. Sıra bekleyenlerin neredeyse hepsi Alman ya da Fransız turistlerdi. Sıra beklemek istemiyorsanız daha da sabah saatlerinde gidebilirsiniz. Bahçenin içerisi serin ve güzeldi. 1919 senesinde Jacques Majorelle isimli bir ressam burayı satın almasıyla bir botanik bahçe oluşturuyor. Majorelle bahçeleri dünyanın farklı köşelerinden getirilmiş olan kaktüslerin, palmiyelerin ve çeşitli bitkilerin arasına serpiştirilmiş Fas usulü havuzları ile aslında özel bir müze. Bu mekanın içinde Berberilerin hayatını ve yaşam biçimini anlatan güzel bir müze de bulunuyor ama müzeye girmek isterseniz fazladan 30 dirhem vermeniz gerekir. Müzenin içindeki evleri sevdim ama oradaki müzelere girmedim. Bahçeyi gezmem yaklaşık 40 dakikamı aldı.

Majorelle Bahçesi’nin içinden manzaralar

Sonra yine yürüyerek o günkü planımda olan ikinci yer olan Said bin Yousuf Medresesi’ne gitmek için yola çıkdım ancak Said bin Yousuf Medresesi’nin bakımda olduğunu ve kapalı olduğunu öğrendim. Böylece tabakhaneye gitmeye karar verdim. Fas’ın tabakhaneleri çok ünlü bir yer. Fas’ın en ünlü tabakhanesi Fez’de. Ama eğer oraya gidemeyecekseniz Marakeş’teki tabakhaneye gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Yolda karsilastigim bir adamın motoru vardı ve gideceğim yere kadar beni götürmeyi teklif etti. Adam beni  motorun arkasına aldı ve beraber tabakhaneye gittik. Çok yardımseverdi. Tabakhanenin o gün son günü olduğunu çünkü orada yaşayan insanların Atlas dağlarında yaşadığını ve yarın tekrar bölgelerine gideceklerini söyledi. Yollardan geçerken şehir ve tabakhane hakkında da dostane bir sohbet biçiminde bilgiler verdi. Motordan iner inmez sol ayağım olduğu gibi lağım çukırına girdi. Neredeyse sol dizimin üstüne kadar çukura girdim ve pantolonum da bok oldu. Marakeş’teki tabakhane 2 bölümden oluşuyor. Biri yani ilk göreceğiniz yer Berberilere ait bir sonraki ise Araplara ait. Tabakhanenin o kadar keskin bir kokusu var ki tabakhane kokusunu bastırması için oradaki çalışanlar sürekli burunlarına bir tutam nane tutuyorla ve siz de tabakhaneye girer girmez oradaki çalışanlar tabakhanenin kokusunu bastırması için size bir tutam taze nane veriyorlar. 11.yüzyıldan beri Marakeş’te satılan deri çanta ve ayakkabıların üretildiği bu yerde, her aşama el ile gerçekleştiriliyormuş. Adam bir anda hem dost hem de bir rehber edasıyla tabakhane hakkında bilgi vermeye başladı ama bu bilgiler çok genel bilgilerdi. Tabakhanedeki derilerden çanta ve mont yapıldığını ve istersem alabileceğimi söyleyince birşeylerden rahatsız olmaya başladım. Sonra da beni tabakhanenin dibindeki bir deri çantacıya götürdü. Biraz emri vaki bir götürmeydi. Reddetmedim ama altından ne çıkacak diye de merak ettim. Çantacının benden istediği 2500 dirhemi kabul etmedim ve dışarıya çıktım. -Sonradan aynı çantanın daha da iyisini 200 dirheme aldım.- Dışarı çıktığımda beni tabakhaneye getiren “yardımsever” adam benden beni tabakhaneye getirdiği ve bilgi verdiği için para istedi ve verdiğim parayı da bir türlü beğenmedi. Bu yüzden bu gibi şeylere de dikkat etmek gerekiyor. Oradan ayrıldıktan sonra Batılı tarzda Fransız bir kafede Fasın yerel kahvesi olan nusnus içtim  ve 25 dirhem verdim. Nusnus yarım yarım demek. Yarım kahve yarım süt tarzında normal su bardağından biraz daha küçük bir bardakta bir kahve geliyor. Kafenin terasında kırmızı topraklı evlerin çatısı güzel görünüyordu.

11.yy’dan beri faaliyette olan ve derinin her aşamasının elle işlenildiği tabakhane.

Jemaa  El Fnaa Meydanındaki yılan oynatıcıları, Kutubiye Camii, Bahiya Sarayı ve yeme içme

Daha sonra tekrar yürüyerek Jemaa el Fenaa Meydanı’na geldim ve yılanlarla video çektim. Meydanda farklı yerlerde yaklaşık 10 yılan oynatıcı var. Peşinen söylemek gerekirse boynunuza dolanan yılanlar su yılanı ve çok zararsızlar. Kobra yılanları ise orada duruyor ve genelde zehirlerini ve dişlerini alıyorlarmış. Ayrıca da yılanlar genel olarak çok sakinler. Bunun da sebebi alkol ile uyuşturulmaları. O yüzden gönül rahatlığıyla video ya da fotoğraf çekebilirsiniz. Yılan oynatıcılarına gönlünüzden ne geçerse verebilirsiniz. Benden 400 dirhem istediler ama öğrenci olduğumu söyleyerek, güzel de bir sohbet yaparak 20 dirhem verdim.

Jemaa El Fnaa Meydanı’nda yılanlarla resmim

Oradan sonraki durağım yine yürüme mesafesinde olan Kutubiye Camii’ydi. Marakeş’in en önemli simgelerinden biri olan Kutubiye Camii’si, Cema el-Fna Meydanı’na yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Marakeş’in en büyük Camii’si olan Kutubiye Camii 13. yy’da Berberi Kral Yakup Mansur zamanında inşaa edilmiş ve caminin minaresi tam 70 metreymiş. Oradaki yerlilerin anlattığı bir efsaneye göre caminin ilk zamanlarındaki müezzininin, sultanın haremine minarenin ucundan bakmaması için kör olması gerekliymiş.  Camiinin bahçesinde portakal ve hurma ağaçları var ve camii hala ibadete açıktır. Burada önemli bir bilgi. Camiinin içerisine girmek isterseniz kapıdaki adam Müslüman olup olmadığınızı sorabilir ve Müslüman değilseniz sizi içeriye almayabilir. Türkiye’den geldiğimi söylediğimde bana hoş geldin mümin kardeş diyerek içeri almıştı. Camii görülmesi gereken bir yapı ve ayrıca kapıları ve minaresindeki işlemeler de çok güzel.

Kutubiye Camii’nin bahçesi

Kutubiye Camiisi

Oradan da çıkınca yine yürüme mesafesinde olan Bahiya Sarayı’na gittim. Bahia kelime anlamıyla ihtişamlı demek. Bahia Sarayı birbirine bağlı bahçelerden, havuzlardan ve sarayın bölümlerinden oluşuyor. 19.yy’da inşaa edildiğinde zamanının en ihtişamlı sarayı olması niyetiyle yapılmış ve ismine de görkem ve ihtişam anlamına gelen Bahia ismi verilmiş. 14 sene inşaası süren saraya daha sonra sultanın veziri tarafından tavandan duvara kadar el işçiliği işlemeler yaptırılmış. Tavanlardan tutunda kapılara, pencerelere kadar heryer el işçiliğiyle yapılmış süslemelerden oluşuyor. Marakeş’te eski dönemlere ait bir sarayın nasıl olduğunu görebileceğiniz en iyi korunmuş yapılardan biridir. Giriş ücreti yerliyseniz 10 dirhem,yabancıysanız 70 dirhemdir. Saray saat 16.30’a kadar açıktır.

Bahiya Sarayı tavandaki el işi kaplama ve yine Bahiya sarayı içerisindeki havuzlardan biri

Akşama doğru acıktığınızda sokaktaki manavlardan 1 kilo muzu 10 dirheme alabilirsiniz. Ben oranın yerel yemeklerini yemeyi tercih ettiğimden tekrardan Jemaa El-Fenaa meydanına gittim ve oradaki yemek büfelerinden birine girdim. 29 numaralı büfeye girdiğinizde orada çalışanlar sizin için özel şarkı söyleyip oynuyorlar. Bu da atmosferi daha otantik ve eğlenceli hale getiriyor. Öncelikle 35 dirheme  Fas’a  özgü bir çorba olan Harira çorbası içtim. Harira çorbasının içerisinde nohut, domates ve mercimek var. İçinizi ısıtan bir çorba. Fas’ta ana yemek olarak ilk denemeniz gereken yemek Tajin’dir. Tajin aslında yemeğin içinde piştiği kilden yapılmış üzerinde konik kapağı bulunan bir çömlektir. Kırmızı et, tavuk veya deniz mahsüllü çeşitleri bulunan yemek genellikle sebzeli olarak bu çömleklerin içerisinde pişirilip bu şekilde servis edilir. Genelde yemeklerin yanında haşlanmış sade ince bulgur pilavı ile servis edilir. Fiyat olarak da genelde 70-120 dirhem arasında değişir.Yemekten sonra gümüş çaydanlıklarda gelen nane çayı gerçekten çok lezzetlidir ve gelenekseldir. Ayrıca da bizdeki gibi ikramdır ve ekstra ücret istemezler. Ayrıca yine meydanda tanesi 1 dirhem olan salyangoz da yedim. Tadı et şeklindeki ve yoğunluğundaki bir ot gibiydi. Belki biraz daha lezzetli yapabilmek adına üzerine limon sıkılabilir.

Sokaklarda gezerken karşınıza rastgele çıkan kapılar

Turistlerin yoğunlukta olduğu souklar

Ara sokaklar

Kaybolmaktan asla korkmamanız gereken labirent gibi sokaklar

Marakeş Pazarları (Souklar), Alışveriş ve Pazarlık üzerine, Bab Agnou ve yeme-içme

Marakeş’in son günü labirent gibi sokaklarında ve pazarlarında kaybolmak  istedim. Bana göre  Marakeş’in gerçek ruhunu yaşamak istiyorsanız labirente benzeyen dar pazarlarını gezmelisiniz.Sokaklarda gezmek, insanları ve hayatın akışını izlemek başlı başına bir deneyim. Bu benim listemdeki en üst sıralardaydı. İyi ki de yapmışım. Hayatımda görmediğim kapıları gördüm. Sokaktaki normal ev kapılarından tutun da, büyük han kapılarına kadar. Her kapının ayrı bir hikayesi var gibiydi. Sokaklar da tam bir film sahnesi gibi. Marakeş’in pazarlarına souk deniliyor. Buralardan Fas’a özgü babuş denilen terliklerden, çanak çömleklerden, kilimlerden, baharatlardan alabilirsiniz. Tabii unutmamanız gereken en önemli şey, kesinlikle pazarlık yapmak. İstedikleri fiyatların yarısını söyleyebilirsiniz

Sokaklarda gezerken karşınıza çıkan kapılar.

Turist popülasyonunun fazla olduğu souklar

.

Ama kişisel görüşüm olarak alışverişinizi cumartesi günleri eski şehir Medina’nın biraz uzağında ama yürüme mesafesiyle de gidilebilecek olan, Berberilerin kurduğu Berberi pazarından yapmanızı öneririm. Çünkü Berberi pazarı aynı zamanda bir kooperatif ve arada aracı olmadan üreticiden direk alıcıya ulaşıyor. Ayrıca da kazanılan para oradaki aileler tarafından kendi aralarında paylaştırılıyor. Esnafla sakince konuşup sohbet edebiliyorsunuz. Size yerel çaylarını ısmarlıyorlar. Alacağınız ürünü inceleyebiliyorsunuz. Üstelik oradaki esnafın herbiri aynı zamanda gerçek bir zanaatkar. İlginçtir ki Beriberi pazarında geçirdiğim süre boyunca bir tane bile turist görmedim. Bana souklarda 2500 dirhem dedikleri çantadan daha da güzelini 200 dirheme aldım. 2800 dirhem dedikleri tamamen el işlemeli halıyı ise 800 dirheme aldım. Tabii pazarlık yaparak. Baharatlara gelince ise ; souklarda alışveriş yapmak ve gezinmek kesinlikle çok güzel. Hele ki baharatcı tezgahlarının önündeki rengarenk baharatlar. Ama benden 100 gram Fas’ın nane çayına toplam 110 dirhem istediler. Turistik yerlerin biraz uzağına çıktığım başka bir baharatcı da ise 200gr. Fas’ın nane çayını 45 dirheme aldım.

Yerel halkın fazla olduğu Beriberi pazarında görüntüler

Kapıları el oymacılığıyla ince ince işleyen esnaf ve zanaatkar

Labirente benzeyen sokaklarının arasında kaybolurken birden karşıma Bab Agnou çıktı. Bab Agnaou; Marakeş’in tarihi şehrine girişi sağlayan 19 adet giriş kapısından bir tanesi ve en ihtişamlısıdır. Kapı Almohad Hanedanlığı tarafından 12. yy’da inşa ettirilmiştir. Hala hiç bozulmamış kızıl tulalarla süslü bir şekilde duruyor.Karnım biraz acıkmaya başlamıştı. Labrirent gibi daracık, her köşesi film setini andıran kızıl sokaklardan geçtikce havada nane kokularının yemek kokularıyla karışması ağzımı sulandırdı. Hemen karşıma ilk çıkan sokak satıcısından Brochettes aldım. Brochettes çeşitli et türleriyle yapılan bir tür kebaptır. Etler şişlere dizilerek ateşte pişirilir. Şişleri ekmeğin arasına dizerek size veriyorlar ve elinizde yiye yiye geziyorsunuz. Gece artık çok yorulmuştum ve hostelime döndüm. Hostelimde çalışan genç bir arkadaşın bana hastalığını danışması ve benim ona yardımcı olmama çalışmamdan çok memnun olacak ki bana Fas’a özgü nane çayının nasıl demleneceğini ve pişireleceğini öğrtetti. Akşam hostelin terasından nane çayımızı içerken şehrin ışıklarının teker teker sönmesini izledikten sonra vedalaştık ve ayrıldık.

Bab Agnau Kapısı

Marakeş Kısa Kısa:

  • Ne alacaksanız alın pazarlık yapmanızı ciddi bir şekilde öneririm. Yarı fiyatı söylemekten korkmayın. Kabul etmezlerse gidin. Peşinizden mutlaka birileri gelecektir.
  • Yerli halk neredeyse  İngilizce bilmiyor ama yediden yetmişe herkes Fransızca biliyor. Fransızca veya Arapca bilirseniz daha kolay anlaşırsınız.
  • Sohbet etmekten, muhabbet etmekten çekinmeyin. Genel olarak çok yardımsever ve sıcak kanlı insanlar. Önyargılı olmayın ama gözünüz açık olsun.
  • Fas’a özgü hediyelik eşyalardan başlıcaları: babuş denilen terlikler, kilimler, çanak çömlekler, baharatlar,deri çanta veya ceketler, djellaba denilen oraya özgü kıyafetlerdir.
  • Fas’a özgü nane çayını, bunun yanında beriberilerin tükettikleri daha acımsı ve baharatı bol olan çaylarını deneyin. Bunun yanında yemek olarak Tajin,kuskus,harira çorbası, Brochettes, hatta sıkma portakal sularını bol bol yiyip için.
  • Jemaa El Fnaa meydanında yılan veya maymun oynatıcılarıyla video çekilmeden önce pazarlık yapın. Fiyatı önceden belirleyin.
  • Bazen sokak köşelerinde duran gençler sizin gittiğiniz yönün çıkmaz yön olduğunu, oradan geçmenin yasak olduğunu veya size yolu bulmanız için yardım etmeyi teklif edebilirler. Siz önceden telefonunuza indirdiğiniz çevrimdışı haritayı kullanın. Sonrasında bu kişiler sizden para isteyebilir veya verdiğiniz parayı beğenmeyebilirler.
  • Sokaklarında kaybolmaktan kesinlikle korkmayın. Tek başına ya da bir grup halinde gezen Alman veya Fransız çok kadın turist gördüm. Kız başıma, tek başıma tarzı şeylerden kesinlikle ama kesinlikle çekinmeyin. Heryerde polis var ve turistlere karşı bir suç olduğu zaman da cezaları var. O yüzden evet birileri sizden o veya bu şekilde para isteyebilir ama vermezseniz de kimse yakanıza yapışamaz.
  • Marakeş’ de gezilecek başlıca turistik yerler: Jardin Majorella,Marakeş Tabakhanesi,Jemaa El Fna meydanı,Koutubia Cami,Menara Bahçesi,Bab Agnaou kapısı,Saadian Tombs,Palais el Badii,Palais de la Bahia. Dikkat edilmesi gereken şey ise bu yerlere giriş yerlilere 10 dirhem iken turistlere 70 dirhem.
                        

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Aytunc Akrep

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: