Yogyakarta Endonezya’nın Cava Adası’nda bir şehir. Cava Adası dünyanın en kalabalık adası, Endonezya içerisinde de Yogyakarta’nın özel bir yeri var. Burası Endonezya’da kendi içerisinde yönetilmesine izin verilen nadir yerlerden biri.

Endonezya gezimde ilk durağım Yogyakarta oluyor. Endonezya 17 binden fazla adadan oluştuğu için gezmesi kolay olmayan bir ülke. Eğer gezi planlarınız içerisinde varsa, gezeceğiniz bölgeyi daraltmanız gerekiyor. Ben de gezimden maksimum faydayı alabilmek için Cava Adası içerisine odaklandım.

 

 

Başkent Jakarta içinden çıkılmaz trafiği ile pek çok gezginin girmek istemediği bir şehir. Bu yüzden burası genellikle uçakla gelirken ilk durak olarak seçiliyor ancak daha sonra hava alanından çıkılmadan diğer bir şehre uçuluyor. Ben de biletler daha uygun diye ilk önce Jakarta’ya uçtum. Yogyakarta’ya Singapur, Malezya gibi bir kaç ülkeden direk uçuş bulmak mümkün, ancak daha pahalı. O yüzden önce Jakarta’ya gelip, buradan Airasia, Lionair, Citilink, Batik Air gibi yerel ucuz hava yolları ile aktarma yapmak daha ekonomik.

İstanbul’dan gece 10 gibi bindiğim uçağım Doha aktarması ile birlikte, diğer akşam 10 gibi Jakarta’ya varıyor. Uluslararası havaalanı, 3 farklı terminalden oluşuyor ve terminaller arası ulaşım taksi, havaray veya ücretsiz servislerle sağlanıyor. Gece saatlerinde servis süresi aralığı 1 saate çıkabiliyor, o yüzden uçağınızın varacağı terminal ile, iç hat uçağınızın kalkacağı terminaller hakkında iyi bir şekilde bilgi sahibi olmak gerekli.

Yogyakarta’ya ilk uçak sabah 5’te. Saat farkından dolayı uyumadan uçağımı bekliyorum. Airasia’dan aldığım uçuşum, sabah ilk uçuş olması sebebiyle olsa gerek, rotarsız kalkıyor. Endonezya’ya da ekonomi sınıfı hava yolları rötar ve kaza konusunda pek bir ünlüler. Uçakta uykum ağır basmaya başlıyor. Eğer günü uyumadan geçirebilirsem, jetlegi de yenebilirim. Ancak uykuya yenik düşüyorum ve akşam üzeri uyanıyorum. Böylece bir günümüz harcanmış oluyor. En azından yarın güne vaktinde başlarım diye kendimi avutuyorum.

 

 

Yogyakarta bana oldukça düzenli geliyor. Telaffuzu biraz değişik, yazıldığından farklı olarak “jogjakarta” olarak okunuyor. Yada yerel insanlar kısaca “jogja” demeyi tercih ediyor. Burada ramazan bayramı bizdeki gibi 3 gün değil, bir hafta sürüyormuş, o yüzden tüm dükkanlar kapalı. Döviz bürosu bulmakta zorlanıyorum. En son bir avmnin içerisinde bozdurulduğunu öğreniyorum.

Şehir oldukça düzenli, yollarda yer yer çöpler göze çarpıyor ama evlerin önü temiz ve boyalı. Diğer Asya ülkeleri ile karşılaştırdığında Endonezya gözüme daha modern görünüyor. Bir Singapur değil ama etraf daha temiz, dilenciler, yollarda yatanlar yok, evler gayet güzel ve bakımlı.

Yogyakarta ülkenin kültür şehri olarak biliniyor. Ayrıca üniversiteleri ile bilinen bir şehir. Kendine özel bir yönetimi var ve burada demokratik seçimler yapılmıyor, sultanlık babadan oğula geçiyor. Bir kez merkezi hükümet seçim yapmaya çalışmış, onda da şimdiki sultan aday olarak ezici bir çoğunlukla seçimi kazanmış.

 

Yogyakarta Ulaşım Ulaşım- Motorbisiklet kiralamak Kolay mı?

 

Şehir içinde motorbisiklet ve araçlarla ulaşım ağırlıkta. Toplu taşıma var ama yok denecek düzeyde. Eğer B sınıfı ehliyetiniz var ve motor kullanmayı biliyorsanız çekinmeden bir tane kiralayıp kullanabilirsiniz. Trafik polisi yok denecek kadar az ve kurallara pek uyulduğu söylenemez. Eğer sizi bir polis durdurursa muhtemelen rüşvet almak için durdurmuş demektir. Ceza kesmesini isteyebilir ya da elden vermeye çalışabilirsiniz. Ancak burada 10 yaşında çocuklar bile motor kullanıyor. O yüzden çok takılmayın. Motor kiralarken Sadece pasaport fotokopisi ve bilgileriniz alınıyor. Günlük kira yaklaşık 75.000 rupi, yani yaklaşık 5 dolar. Benzin için yol kenarlarında açıkta satılan yerler göreceksiniz. Benzinci aramayın, bir şişe benzin 10.000 rupi, yani yaklaşık 60 cent, 2 şişe ile depo doluyor zaten. Kiralama için dikkat edilecek husus, otelinizin ya da hostelinizin önerdiği tanıdık birilerini bulmak ve almadan önce üzerindeki çizikleri kontrol edip, mümökünse videoya çekmek.

 

 

Eğer motorsiklet kullanmayı bilmiyor ya da burada o riski alamam diyorsanız onun da kolayı var. Asya’da Uber’in muadili Grab’i kullanabilirsiniz. Üstelik kredi kartınızı kullanmak zorunda bile değilsiniz. Uygulama aynı zamanda google haritalara entegre. Uber’de olduğu gibi uygulamada gitmek istediğiniz yeri seçiyor, taksi veya motorsiklet arasında seçim yapabiliyorsunuz. Fiyat ekranda çıkınca aracınızı çağırabilirsiniz. Bir kaç kez denedim, hepsinde de bir kaç dakika içinde alındım. Size sırtında “Grab” yazan motorsiklet sürücüleri yardımcı oluyor, kaskınızı veriyor ve haritada istediğiniz yere götürüyor. Tek yapmanız gereken, ekranda gördüğünüz nakdi elden ödemek.

Yogyakarta’ya 3 gün ayırdım ancak 2 günün de yeterli olabileceğini düşünüyorum. Ayrı bir yazıda gezilecek yerlerini yazacağım ancak benim gezdiğim yerlere gelirsek, ilk gün Sultanın Sarayı ve Tamansari denen yeri gezdim. Buraları günü birlik gezilmesi için oldukça merkezi yerler ve en fazla bir kaç saatinizi alacaktır.

İlk önce Tamansari’ye geliyoruz. Burası Endonezya dilinde çiçek bahçesi demekmiş. Water Castle – Su Sarayı olarak da biliniyor. Yapımı 18.Yüzyıl’a kadar dayanıyor. Giriş yerel kişilere farklı, yabancılara farklı. Yabancılar için giriş ücreti 15.000 rupi, yaklaşık 1 dolar. Ulusal tatil gününe denk geldiği için adım atacak yer yoktu. Çok fazla büyük bir alan değil, rehber eşliğinde, en azından internetten bilgileri okuyarak gezmenizi tavsiye ederim. Yoksa ingilizce açıklama bulmanız pek mümkün değil. İlginç bir konu daha, her ne kadar ismi saray olsa da, halen “Batik” denen yerel insanların da yaşamaya devam ettiği bir alan, bir ucunda gezerken, birinin bahçesine girmiş olabiliyorsunuz. Sarayı gezerken güvercin kafesiyle karşılaşmam bana ilginç geldi.

Ziyaret ettiğimiz diğer mekan “Kraton” denen, sultanın sarayı. Taman Sari’den uzaklığı yürüyerek yaklaşık 10 dakika. Açıkçası benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. İçeride sadece bir kaç eski resim, boş odalar ve eski elbiseler var. Çok daha donanımlı olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum. Yine de girişte size yardımcı olmak isteyen rehberlere bir miktar ödeme yaparsanız, boş mekanlar biraz daha anlam kazanacaktır.

Giriş ücreti kişi başı 7.000 rupi, yaklaşık 40 cent. Ayrıca içeride fotoğraf çekmek istiyorsanız ilaveten 2.000 rupi daha ödemelisiniz.

 

 

Günümüz bitmeden yakında bulunan bir şelaleye gitmek istiyoruz. Ancak şehrin yaklaşık 10 km kadar dışarısında, ismi “Kedung Şelalesi”. 10 km kısa görünebilir ancak köy yollarında ulaşmak 30 dakikayı alıyor. Şelaleye yaklaştığımızda insanların bakışları garip gelmişti ancak, sebebini şelaleye varınca anladım. Benim geldiğim ay olan haziran buranın kuru mevsimine denk geliyor, dolayısıyla şelale falan yok. Usulca akan bir su birikintisi kalmış geriye. Asya’nın her tarafında aynı durum geçerli, yağışlı mevsimde değilseniz şelale yürüyüşü yapmak mantıklı değil, vazgeçebilirsiniz.

Diğer yaptığımız gezi “Pinus Pengger” denen bir ormanı ziyaret etmek. Burası şehrin sıcağından kaçmak isteyen Yogyakartalıların kamp yapmak için gittikleri bir ormanlık alan. İnsanlar için biraz daha çekici hale getirilmiş. Çeşitli şekillerde süslenmiş ağaçlar ve güzel manzaralar var. Burası da şehirden yaklaşık bir 10 km uzaklıkta, altınızda aracınız varsa gelinebilir.

Hava burada erken kararıyor. Yarın tam gün Borobudur ve Pranbanam turumuz var. Fazla zaman harcamadan hotelimize dönüp dinleniyoruz.

 

Borobudur Tapınağının Tarihi, Giriş Ücretleri, Ulaşım?

 

Borobudur dünyanın en eski Budit tapınağı. 7-8, yüzyılda inşa ettirildiğpi düşünülüyor. 2 mi,lyondan fazla taş çivardan toplanarak bir araya getirilmiş, harç kullanılmadan bir tapınak inşa edilmiş. Hikayenin ilginç. yanı 15.yüzyılda müslümanların adayı işgaliyle birlikte, budist keşişler farklı yerlere göç etmiş. Volkanik yapıdaki bölgede meydana gelen patlamalar sonrası burası kül tabakaları altında kalmış ve varlığı unutulmuş. Efsanelerde hikayesi anlatılmış ancak yeri unutulmuş. Ta ki 1800’lerin başında o zaman Singapur’da yönetici sınıfında olan Sir Thomas Raffles efsanelerin peşinden gidip yıkıntıları gün yüzüne çıkarmış ve restorasyon çalışmalarına başlanmış. Yapının bugünkü şeklini alması 1968 yılına kadar sürüyor. Unesco’nun çabaları ile harabe haldeki 1 milyondan fazla taş parçası tekrar eski haline getiriliyor ve tapınak tekrar hayat buluyor.

 

 

Bu 2 tapınak Yogyakarta’nın en turistik yerleri. Dünyanın dört bir yanından gezginler sadece bu tapınakları görmek için buraya geliyorlar.

Her iki tapınağı aynı güne sığdırmak mümkün. Borobudur’u genellikle gün doğumunda ziyaret tercih ediliyor. Prambanan’a göre daha küçük, en fazla 2 saat zamanınızı alacaktır. İster turla isterseniz de kendi başınıza ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz. Turla ziyaret edecekseniz saat 3 gibi otelinizden alınıyorsunuz. Tapınak şehrin yaklaşık 1 saat uzağında. Yolculuk, güneş doğuşu, serbest zaman ve dönüş için 4 saat yetiyor. Eğer kendiniz araç yada motorsikletle gelecekseniz, kapıda giriş için 25 dolar ödemeniz gerekiyor. Eğer Prambanan’ı da görmek istiyorsanız combo bilet alarak, birkaç dolar kar edebilirsiniz. Gün doğumunda ortalığın kalabalık olacağını tahmin edersiniz. Ancak güneş doğduktan bir süre sonra kalabalıklar kayboluyor ve fotoğraf çekmek için pek çok imkanınız oluyor.

Gündüz 9’dan sonra da bu kez yerel turistler gelmeye başlıyor. Bu iki saat arasında bir zamanı seçmeniz sizin yararınıza olacaktır. Benim bulunduğum dönem maalesef ramazan bayramı tatiline denk geldiği için yılın en yoğun dönemine denk geldi. Aslında Türkiye’de tatil sadece 3.5 gün sürmesine rağmen, Endonezya’da tatil 1 hafta, her yer kapalı ve insanlar bayram tatili için sürekli hareket halindeydi.

 

 

Borobudur girişinde yabancılar için ayrı bankolar var, bilet alırken fazla beklemiyorsunuz ancak içeride bekleme kuyrukları uzuyor. Tüm girişlerde ilaveten beklemek zorunda kalıyorum. Meşhur çan şeklindeki tapınakta adım atacak yer yok, fotoğraf karesine insansız bir yer sığdırmak adeta imkansız. Bir de bu yetmiyor gibi, herkes turistlerle fotoğraf çektirmek istiyor. Kendine güvenenler gelip soruyor, diğerlerinin çekindikleri belli, ama birileri fotoğraf çektirmeye başladıkça diğerleri de sıraya giriyor. Başta garip bulup tamam dediysem de bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başlıyor. Etraftaki diğer beyaz tenli yabancılarında benzer durumda olduğunu görüyorum. Yine de kırmamak için ses çıkarmıyorum.

 

 

Biz kendi imkanlarımızla motor kiralayarak tapınaklara ulaştık. Navigasyon üzerinde mesafeler kısa görünse de buralarda mesafeler normalden daha uzun, trafik, yolların darlığı, süreleri uzatıyor. Tapınak yanlarında bulunan iş yerleri motorlar için park yeri açmışlar, süre kısıtı olmadan 2000-3000 rupiye, tüm gün motorunuzu bırakabilirsiniz. Kasklarımızı bile üzerinde bıraktık, güvenebilirsiniz.

 

 

Şehre dönüp birer kahve içtikten sonra diğer bir tapınak Prambanan için tekrar yola koyuluyoruz.

 

Prambanan Tapınağının Tarihi, Giriş Ücretleri, Ulaşım?

 

 

Prambanan ise Hindu tapınağı. 9.yüzyılda 50 yıllık bir çalışmayla inşa ettirilmiş. Hindu inancında yer eden önemli 3 ilah olan Shiva, Vishnu ve Brahma’ya adanmış. Bölge oldukça geniş bir alana yayılmış olup, 250’den fazla irili ufaklı tapınağın bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Günümüzdeki halini alması 1937’de başlatılan restorasyon çalışmaları sonrasında oluyor.

 

 

Burası Borobudur’la kıyaslandığında çok daha büyük bir alana yayılmış durumda. Öğlenden sonra güneş tapınakların üzerinden batıyor, sabahın erken saatleri güzel kareler çekmek için en uygun zamanlar. Burası da kalabalıkta Borobudur’u aratmıyor. İnsan seliyle birlikte güçlükle hareket ediyoruz. Giriş ve çıkışımız arasında 2 saate yakın bir süre var. Açıkça söylemek gerekirse Borobudur kadar etkileyici değil, Giriş ücretleri de fazla abartılı. Eğer süreniz ve paranız kısıtlı ise, sadece Borobudur’u düşünebilirsiniz.

 

 

Günün sonunda Bromo yanardağı gezimiz için Surabaya’ya nasıl geçeceğimize karar vermemiz gerekiyor. En ekonomik ve hızlı yol tren yolculuğu. Bromo dağına yakın konumdaki Malang, Surabaya ya da Probolinggo’ya gelmeyi düşünebilirsiniz. Bizim bulunduğumuz dönem bayram tatiline denk geldiği için tren biletleri çok önceden tükenmişti. Yogyakarta-Surabaya uçak biletleri de yaklaşık 50 Usd’ye bulunabilir. Diğer bir yöntem Giwangan Otobüs Terminalinden otobüs ile gitmek. Internetten satış yok, istediğiniz gün direk garaja gidip, biletinizi alıyorsunuz. Biletler yaklaşık 3 usd ama otobüsler çok rahatsız ve kirli, ayrıca yüksek sesli müzik çalınıyor. Bir de fazla noktada duraklama yapıyorlar. Eğer kişi başı 15 Usd vermeye razı iseniz, hotel ya da hostelinizden özel turlar ayarlamasını isteyebilirsiniz. Biz öyle yaptık, genellikle sırt çantalı yabancılar oluyor, minibüsler biraz küçük ama yolda fazla durmadan sizi kalacağınız yere bırakıyorlar.

Sabah 9 gibi Yogyakarta’dan ayrıldık, akşam 9 gibi de kalacağımız yere vardık. Sadece 300 km’lik yol yaptığımız düşünülürse, yolların ne kadar kötü ve trafiğin ne kadar sorunlu olduğu anlaşılabilir. Bir sonraki durağımız Bromo Dağı için, Camero Lawang. Bromo yazısında görüşmek üzere..

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: