Balkanları gezmiş olanlara sorsak, pek çoğundan güzel geri bildirimler alırız. Yıllarını gezmeye vermiş bir gezgine, dünyayı dolaşmaya nereden  başlasak diye sorsanız, pek çoğunun cevabı “Balkanlar” olur. Halen Balkanlar’ı görmemiş ve gitmek için bahaneler arıyorsanız, bu harika coğrafyayı görmenize sizi ikna etmek için aşağıdaki 10 tane sebebi sunuyoruz;

1-) Vizesiz olması

 

 

Pasaport çıkarmanın bile dünya para olduğu ülkemizde bir de vize başvurusuyla uğraşmak, üzerine servet harcamak istememenizi anlayışla karşılıyoruz. Zaten biz de gezmeye vizesiz ülkelerden başladık. Size de tavsiye ederiz. Dünyayı gezmek, ne kadar azaltmaya çalışsanız da pahalı bir uğraş. Üstüne bir de vize başvuru ücreti ödemek istemiyorsanız, Balkanlar sizin için biçilmiş kaftan. Son yıllarda AB bölgesine giren Hırvatistan’ı saymazsak, halen doya doya gezeceğimiz 6 ülkemiz var. Karadağ, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek halen bizden vize talep etmiyor. Halen diyoruz, çünkü; Sırbistan ve Karadağ AB’ye alınmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Elimizi çabuk tutmakta fayda var.

 

2-) Ucuz olması

 

 

Bir üstte gezmenin başlı başına pahalı bir hobi olduğundan bahsetmiştik. Balkanlar bu konuda da önemli avantajlar sunuyor. Ülkelerin ekonomilerinin genel olarak kötü olması, alım gücünün düşüklüğü, turistik destinasyon olarak çok popüler olmaması fiyatların ülkemiz standardına göre düşük kalmasını sağlıyor. Şehirler, kasabalar oldukça küçük, gezmek için taksiye, özel araca ihtiyacınız olmuyor. Otellerin doluluk oranı düşük, çok uygun fiyata konaklamak mümkün oluyor. Turisti para makinesi olarak görmediklerinden çok ekonomik rakamlara tüm bu coğrafyayı gezmeniz mümkün oluyor.

 

3-) Ülkemize karşı genellikle olumlu düşünceler

 

Uzun bir geçmişe sahip ortak tarihimiz, Sırbistan gibi ülkelerde bile iyi bir şekilde karşılanmamızı sağlıyor. Günlük dilde, tabelalarda, sokaklara, meydanlara verilen isimlerde Türkçe kelimeler görmek insanın hoşuna gidiyor. Kosova, Bosna Hersek gibi bir de Müslüman ülkelere gidiyorsanız, bu hoş karşılama bir kat daha artıyor. Dünyada Türküm dediğinizde en güzel, en içten karşılaşacağınız, çok az ülkeden ikisi. Yabancılık çekmeyeceğinize eminiz.

 

4-) Gece Hayatı

 

 

Gece hayatı, genellikle lüks ve aşırı fiyatlarla ilişkilendirilir. Ancak bu Balkanlar’da böyle değil. Özellikle Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki şehri Budva, Sırbistan’ın başkenti Belgrad pek çok eğlence sever gezgini buralara çekiyor. Genellikle giriş ücreti olmayan, ya da çok makul düzeyde olan, dam şartı olmayan mekanlar, normalde bir kadehe vereceğiniz fiyata şişe açtırabilior olmanız, artı yanları. Tek olumsuz yanı, canlı dönemin sadece yazlarında bir kaç ay sürmesi.

5-) Yemyeşil doğası

 

 

Bu konuda Balkanlar adeta bir cennet. Türkiye’deki karadeniz iklimini andırır coğrafyasına ilaveten, Adriyatik’ten gelen sıcak sularla birlikte, deniz kenarlarında sıcak bir iklim hakim. Her yerden adeta su fışkırıyor. Avrupa’nın en büyük doğal kaynağı ve şelalesi bu bölgede. Üstelik kalabalık olmadığından tadını doya doya çıkarabilirsiniz.

 

6-) Ortak Tarihimiz

 

 

Osmanlının ilk erenlerinin ülkeye gelişi 1400’lere kadar gidiyor. Bu bölge yaklaşık 500 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Dolayısıyla aşina olduğumuz kültür, yemeklerine, dillerine, örf ve adetlerine sinmiş. O yüzden her adımınızı attığınız köşe, her girdiğiniz kale, her tattığınız yemek size tanıdık gelecek ve hiç yabancılık hissetmeyeceksiniz. Bitola belki tanıdık gelmeyecek ama Manastır deyince hemen hatırlayacaksınız. Üsküp’ün çarşısına gidince, kendinizi Antep’te bir çarşıda geziyor gibi hissedebilirsiniz. Sırbistan’da bir şey kalmamıştır diye düşünürken, en önemli yerlerinden birinin adının “Kalemejdan” olduğuna şaşıracaksınız.

 

7-)Lezzetli yemekleri

 

 

Sizi bilemeyiz ama biz ülke dışındayken MC Donald’a gidenlerdeniz. Bunun tek istisnası Balkan ülkeleri. Özellikle hamur işini ve eti seviyorsanız, burası adeta bir cennet. Bosna’da yiyeceğiniz cevabcici, ya da korda pişmiş bürekleri, ya da Karadağ’da yiyeceğiniz pişi ya da onların deyimiyle “Kolaçi”ler sizi çocukluğunuza götürecek. Yol üzerinde her köşe başında “çevirme” yapan restoranları göreceksiniz. Üstelik hiç de yabancı gelmeyecek tadı.

 

8) Coğrafi Yakınlık

 

Van’a gidebileceğimiz bir sürede Tiran’a, Priştine’ye ulaşmak istemez misiniz? Cumartesi sabahtan çıkıp, pazar akşamı bir ülkeyi gezmeyi bitirebilirsiniz.  Tarihi olduğu kadar coğrafi olarak da yakın bir bölge. Arada Bulgaristan olmasa trenle, otobüsle, arabayla da gidebileceğimiz yakınlıkta.

 

9-) Sıcakkanlı insanları

 

 

Bu maddeyi oraya gitmeden anlamak zor. İster Müslüman ister Hristiyan olsun, herkesten benzer sıcak karşılamayı görüyorsunuz. Bosna’yı Kosova’yı anlamak kolay ama Sırbistan’da böylesini beklemiyorsunuz. Ki az çok farklı ülkeler gezenler, yurt dışındaki popüleritemizin de çok yüksek olmadığını bilirler. Ancak bu bölgede bunu hissetmiyorsunuz. Türkiye deyince yüzler asılmıyor, tersine gülmeye başlıyor. En güzeli sizler de kendiniz deneyimleyin, haklı olup olmadığımızı kendiniz görün.

 

10-) Çeşitlilik

 

Bir kıyısında Adriyatik’in karayla birleştiği noktada Kotor‘da huzuru bulurken, az ilerisinde Mostar‘da Balkan savaşından kalma üzerinde kurşun izleri kalma binaları bulabilirsiniz. Saraybosna’da 1. dünya savaşının başladığı köprüde gezerken, bir kaç saat uzaklıkta, Enver Paşa’nın kominizm adına yaptıklarına şahit olabilirsiniz. Ohrid’e göle karşı çayınızı yudumlarken, Belgrad’da tekne turu yapabilirsiniz. Yol üzerinde limon, portakal ağaçları sizi şaşırtırken, Srebrenica‘da 10 bin mezarlık şehitlik sizi şaşırtmaz. Balkanlar işte böyle küçük bir alana, çok şeyler sığmdırmış bir coğrafya.

Umarım bu güzel bölgeyi görmek istiyordunuz ve yazımız da size azıcık da olsa ilham verebilmiştir.

 

 

 

 






Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

admin

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

%d blogcu bunu beğendi: