Filipinler’deki 2. Durağım Palawan adası oluyor. Palawan adasında esas gitmek istediğim yer El Nido, ancak direk El Nido uçuşları pahalı olduğundan daha ekonomik bir seçenek olarak Cebu’dan Puerto Prencesa’ya Asia Airlinesin ekonomik bir uçuşu ile geliyorum.

Palawan’ın en ünlü noktası El Nido. Burası küçüçük bir sahil kasabası. Bir saatlik tekne sürüş mesafesinde 46 tane irili ufaklı adası var. Burayı bu kadar eşsiz yapan da bu adalar ve denizin altındaki güzellikler. Dünyanın en güzel resiflerinden bazıları bu cennet adaların etrafında. Halen pek fazla bilinmeyen bu kasaba yakın gelecekte belki de en popüler balayı destinasyonu olmaya aday.

Palawan adasında tüm turistlerin ilgisini çeken 2 önemli nokta var, biri El Nido, diğeri Coron. Zaman kısıtı ve öneriler doğrultusunda Coron’u gezimin dışında bırakıyorum. Eğer dalış yapmayı seviyor ve ada turlarına tercih ederseniz Coron’u seçmelisiniz.

Palawan’ın kalbi Puerto Prencesa’da bir gece konakladıktan sonra 600 php yani yaklaşık 12 Usd’ye El Nido minibüsüne biniyorum. Bu minibüsü ayarlamak için çok ugrasmaniza gerek yok, daha hava alanında olmadı kalacağınız yere giderken tryke şoförünüz sizinle sohbet etmeye çalışıp, geliş sebebinizi öğrenecek, sizi anlaştığı bir tur ofisine götürmeye çalışacaktır. Merak etmeyin, kazıklanmıyorsunuz, her yerde fiyatlar sabit. Hatta anlaşmaları sayesinde El Nido ya da Coron’daki turunuzu buradan ayarlamanız mümkün. Tek sorun saatlere pek sadık değiller.

 

Sabah erken gitmek istiyorum dememe, 7’de beni otelimden alacaklarını söylemelerine rağmen 8 gibi almaya gelip, 2 saatte çeşitli noktalardan yolcu almaya beraber gittik. 5 saat sürmesi beklenen yolculuk böylece tüm günlük bir etkinliğe dönüştü. Neyse ki tatildeyiz, bunları da dert edince gezmenin tadı tuzu kalmıyor. Birden fazla kişiyle seyahat ediyorsanız, 3000 php’ye özel bir araç kiralayabilirsiniz.

El Nido’ya geldiğimizde araç kasaba dışındaki terminalde duruyor, otelinize kadar yürümeli ya da 50 peso karşılığı motora binmelisiniz. El Nido daha önce Bohol’da kaldığım Panglao’dan bile küçük. Sahil şeridi bir boydan diğerine bir kaç yüz metre. Doğru düzgün yemek yiyip dinlenebileceğiniz mekan sayısı bir elin parmakları sayısını geçmez.

Her köşe başında tur satan dükkanlar var. Ayrıca yerel bakkallar, yöresel yemeklerin satıldığı tezgahlar, bolca da köpek var. Yürüyüş yolları çamur veya toz içinde. Bu tarz bir tatil beldesinde beklemezdim açıkçası.

Neyse buraya geliş sebebimiz zaten şehirde gezmek değil, harika güzellikteki ada turları. Siz de geldiğiniz de ilk önce turunuzu ayarlayın. Ada turları genel olarak dörde ayrılmış ve A, B, C ve D olarak isimlendirilmiş. Bence harika bir buluş. 🙂

 

 

Turlar konusunda çok araştırma yaptım, genel düşünce en güzeli C turu. Zamanınız var ve hepsine katılmak istiyorsanız sırasıyla C, A, B ve D şeklinde olmalıymış. D en uzak adalara yapılan tur ve büyük bölümü adalarda değil de yolda geçiyor.

Ayrıca bir de zamanı kısıtlı olanları düşünmüşler ve combo turlar yapmışlar. Örneğin A+C veya A+B gibi. Ben A ve B’yi birlikte yapmak istemiştim. Geldiğim ay olan kasımda fazla rağbet olmadığından bu turu combo şekilde yapamadım. Tur fiyatları yazı tarihi itibariyle 1200-1400 php arası, buna bir de 200 php devlet vergisi de eklemelisiniz. Ama inanın her kuruşuna değer.

Ada turları sabah 10 gibi başlıyor, kasaba çok küçük olduğundan genelde sahilde ya da tur ofisinin önünde buluşuluyor. Şnorkel firma tarafından veriliyor ancak bence kendi şnorkelinizle daha rahat edersiniz. Özellikle sığ sahillerinde ayaklarınızı korumak istiyorsanız terlik benzeri ayakkabıları teknelerin kalktığı yerden günlük 100 pesoya kiralayabilirsiniz. Terlik ya da ayakkabınızı rehin olarak alıyorlar. İlk gün kullanmadım çok pişman oldum, büyük dikenli deniz hayvanları ve çok keskin taşlar olabiliyor. Bence mutlaka yanınıza alın.

 

 

Tur akşam 4’e kadar sürüyor. 5-6 civarı durak noktasında duruyoruz. Hepsi bir birinden güzel. Bir tanesinin deniz altı harikayken, bir diğerinin sahili inciden kumlarla kaplı olabiliyor. Öğlen yemeği ve sınırsız içecek tura dahil. Balık, tavuk ve ızgara etin yanında, yengeç ve benzeri deniz ürünleri ve tatlı olarak tropikal meyveler servis ediliyor. Bu yemek bazen teknede bazen de kumsalda olabiliyor.

Tekne turlarının dışında neler yapabiliriz diye düşünüyorsanız, o konuda da burası zengin bir yer. Öncelikle kasabanın hemen yanında yükselen bir kaç yüz metrelik dik kayaların üzerinde seyir terası var. Maalesef açık olduğu saatler, tekne turlarının düzenlendiği saatlerle aynı. O yüzden mecburen ayrı bir günde yapmanız gerekiyor. Yerel bir kaç insana o yüksek noktalara nasıl çıkabileceğimi sorduğumda cevap alamadım. En son oraya biri tur ofisine yönlendirdi beni. Maalesef herkese açık bir çıkışı yokmuş. “Canopy Walk” diye sorarsanız size bir tur ayarlayacaklardır.

Yine ada turlarının dışında yapabileceğiniz en iyi aktivite motorsiklet kiralayarak ya da trikelarla gidebileceğiniz yakın sahiller. Size fikir vermesi açısından şuradaki adresi ziyaret edebilirsiniz. Gerçekten internette hep karşımıza çıkan, kartpostallık ya da masa üstüne koymalık harika manzaralar. Size cennetteymişsiniz hissini yaşatacağı kesin.

Bir diğer seçeneğiniz ise şelaleler. Yine en fazla yarım gününüzü ayırarak çevredeki şelaleleri görmeye gidebilirsiniz. Fikir edindirmesi açısından şuraya göz atabilirsiniz.

Maalesef kısıtlı tatilim dolayısıyla 3 gün geçirebildiğim El Nido bence çok daha fazlasını hakkediyor. İmkanınız olursa bence rahatlıkla 1 hafta geçirilebilir. Dönüş yolunda yine minibüslerin hareket saatlerine sadık olmadıklarına şahit oldum. 6’da hareket edeceği söylenen aracın El Nido’dan ayrılması 7:30’u buldu. Muhtemelen benim geldiğim Kasım ayının görece fazla turistik bir ay olmamasının da bunda etkisi olabilir. Ben sorun olur diye daha buraya gelmeden dönüş biletini almıştım. Ancak eğer o dönüş günü garaja gelsem, hiç beklemeden ilk kalkan araca binip Puerto Princesa’ya dönebilirdim.

Gece 1 gibi Puerto Princesa’ya varıyorum. Buraya bir gece önce gelmemin sebebi Unesco dünya mirası listesinde bulunan “yer altı nehri”ni görmek. Sabah 9 gibi kaldığım yerin önünden alınıyorum. Ziyaret edeceğimiz mağara şehrin 80 km kuzeyinde, yol çok kıvrımlı olduğundan yaklaşık 2 saat sürüyor. Uzun süredir ilk kez midem kötü oldu. Kıvrımların dışında şoför de aracı çok kötü kullandı.

Puerto Princesa yer altı nehri, 24 km uzunluğunda. 2011 yılında dünyanın yeni 7 harikası arasına girmiş. Günümüzde nehrin 1,5 km’si botlarla gezilmeye uygun. Milli parka ulaşmak için Puerto Princesa’dan 80 km kuzeye yolculuktan sonra Sabang şehrine varıyoruz. Burada bizi yer altı nehrine görülecek teknelerin kalktığı bir liman var. Turla geldiyseniz rehberiniz teknelerin ayarlanmasıyla ilgilenecektir ancak yalnız geldiyseniz, gişeleri bulmanız zor olmayacak. Botların üzerinde sayılar yazıyor, biletinizde ki bot kıyıya yanaştığında sizi çağırıyorlar. Buradan yolculuk 15-20 dakika sürüyor. Yer altı nehrinin bulunduğu alana geldiğimizde sahilde bulunduğumuz yerle ilgili detaylı harita ve tabelalar var. Rehberiniz olmasa bile buradan detaylı bilgi edinebilirsiniz.

 

Bir kaç dakikalık orman içinde yapacağınız yürüyüşten sonra mağara içerisinde bizi gezdirecek botların kalktığı yere geliyoruz.  Burada sesli rehber cihazları dağıtılıyor. Ayrıca botta bizi bilgilendirecek ve botu yüzdürecek bir görevli var. Tur yaklaşık 30 dakika sürüyor ve yer altı mağarası ve nehrinin sadece 1,5 km’si ziyarete açık.

Açıkçası burası için daha büyük beklentilerim vardı. Ancak neredeyse tam günümüzü almasına rağmen, sadece turun yarım saat sürmesi biraz hayal kırıklığı yarattı. Üstelik bilmiyorum özellikle mi yapılmış ancak mağara içerisinde ışıklandırma yok, botta ki rehberimiz elinde tuttuğu fenerle mağarada görülmesi gerekli yerlere ışık tutuyor. Dünyanın en büyük mağara galerilerinden bazılarına ev sahipliği yapmasına rağmen, yeterli ışıklandırma olmadığı için büyüklüğü tam kavrayamıyorsunuz.

Mağara içerisinde yarasaları duyup görebiliyorsunuz. Sıcaklık dışarıya göre oldukça serin. Rehberimiz turun bir bölümünde duvarların birinde duran yılanı gösteriyor. Bu kadar karanlık bir ortamda görmeyi beklemezdim. Turun güzelliğini azaltan diğer bir unsur da, sesli rehberdeki anlatım tarzı. Galeriler içerisinde ilerlerken, kadını andıran bir sarkıttan “Sheron Stone” ya da benim buluta benzettiğim formasyonları meyve sepetine benzeterek, yaratıcılığımıza ket vuruyor. 🙂 Bence ciddiyetten uzak bir anlatım olmuş.

Yine de Palawan adasında görülmesi gereken yerlerden biriydi.Mağara ve galerilerin devasa boyutu her yerde karşınıza çıkmayan cinstendi. İsterseniz özel tur ayarlayıp, mağaranın daha ileri kısımlarına gidebileceğinizi de eklemeden geçmeyelim.

Uzun bir günün ardında şehre döndüğümde pek takatim kalmamıştı. Yakınlarda ki bir avm’de geceyi ettikten sonra, hostelime dönüp, ertesi gün ki Manila uçuşumu ve meşhur Manila trafiğini düşünmeye başladım…

 

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.

%d blogcu bunu beğendi: