Uçağımız 7.30 gibi Cebu’ya varıyor. İstanbul’dan çıktığımdan beri çok az uyuyabildim. Doğrudan kalacağım hostele gitmek istiyorum. Haritadan kontrol ettiğimde Uber’in mevcut olduğunu görüyorum. Yurt dışında Uber kullanımı için merak ettikleriniz için şuradaki yazımıza göz gezdirebilirsiniz. Pazar sabahı erken saatler olmasına rağmen trafik başlamış bile. Hafta içini hayal dahi edemiyorum. 

Filipinler Luzon, Visayas ve Mindanao olmak üzere 3 bölgeye ayrılıyor. Cebu’da (Sibu diye okunuyor, çözmem baya zaman aldı.) Visayas bölgesinin en büyük, Filipinler’in 2. büyük şehri. Kent ayrıca ilk İspanyol yerleşimcilerin Filipinler’e ayak bastığı yer olması hasebiyle de bir konumda. Maalesef bu büyüklüğüne rağmen turistik olarak pek fazla bir şey vaat etmiyor.

Hostelim merkezi bir yerde. Biraz önce uyumak istiyorum. Fazla düşünmeden Uber kullanarak hostele geçiyorum. Şimdiye kadar kaldığım en küçük hostel. Yaklaşık 40 m2’lik bir alana kapsül odalar yerleştirilmiş. Tek derdim yatacak bir yer zaten. Bir kaç saat uyuyup saat farkına alışmaya çalışıyorum.

Öğleden sonra biraz şehri tanımak için dışarı çıkıyorum. Pazar günü olmasına rağmen trafik var. Klasik bir Asya manzarası, ancak tabelalar ingilizce. Diğer Asya ülkelerinden farklı olarak Amerikan markaları göze çarpıyor. Daha önce hiç görmediğim rehine dükkanları (pawn shop) her yerde karşıma çıkıyor. Daha sonra bu yerlerin bankaların yerine kullanıldığını öğreneceğim. Paranızı bozdurabilir, yurt dışına transfer yapabilir ya da değerli eşyalarınızı vererek karşılığında borç para-kredi alabiliyorsunuz. Vadesi geldiğinde faizini öderseniz rehin verdiğiniz eşyayı bir süre daha saklıyorlar. Faizini ödemez ya da geri almazsanız dükkan ürünü satma hakkını elde ediyor. Değeri olan, satılabilinecek her tür eşya rehne konu olabiliyor.

Trafikte dikkati çeken diğer bir unsur ‘jeepney’ denen küçük minibüsler. Üzerlerinde rotaları yazıyor. Bizdeki minibüslerden farkı ne derseniz üzerlerine çok farklı kaplamalar yapılmış. Hindistan ya da Pakistan’daki renkli kamyonların ufak minibüs versiyonları. Üzerlerinde amerikan film ve dizi karakterlerinin isimleri ve resimleri, ortama oldukça eğlenceli bir hava katıyor.

Jeepney’lerden sonra en çok kullanılan ulaşım metodu motorbisikletler. Büyük küçük her yaştan insanı üzerlerinde görmek mümkün. Eğer yanlarında yolcu taşımak için seleleri varsa bu kez isimleri ‘trike’ oluyor. Biraz daha pahalılar, fiyatta anlaşmak koşuluyla şehrin her yerine sizi götürebiliyorlar.

Filipinlerde genel itibariyle her şey küçük. Marketlerde de her şey küçük paketler halinde satılıyor. Arabalar bile sanki buraya özgü olarak küçültülmüş gibi. Genelde Kore ve Japon markaların üstünlüğü var. Benzin 1 dolar civarı.

Açıkçası Cebu’yu Bohol’a aktarma yapmak için seçtim. Şehirde görülmesi gereken yerleri aşağıda sıralayacağım. Ancak ben hiçbirini görmedim. Tarihi yerlerin yerel kişiler tarafından da pek özenerek bakılmadığını söylemeliyim. Şehrin geneli çöpten nasibini almış ama Tayland kadar kötü kokmuyor.

CEBU’da görülmesi gereken yerler:

  • Macellan Cross- Macellan Kavşağı
  • Fort San Pedro-San Pedro Kalesi
  • Del Santo Nino Bazilikası
  • Taoist Tapınağı
  • Sirao Peaks-Sirao Tepeleri

 

Cebu’ya Bohol Adası’na geçmek için gelmiştim. Kısaca Bohol’dan bahsetmek gerekirse Visayas bölgesinde kalan bir başka ada. Başkenti Tagbilaran denen bir kent. Nüfusu 100 bin civarında. Manila’dan direk uçuş bulmak mümkün olsa da pahalı ve pek sık değil.

Sabah 6 gibi kalkıp Tagbilaran’a gidecek olan teknenin kalktığı limana gidiyorum. Birden fazla firma olmakla birlikte internette yapılan kısa bir araştırmadan sonra en çok önerilen firmanın ‘oceanjet’ olduğunu görüyorsunuz. Diğerlerinin 3-4 saatte aldığı mesafeyi bu tekneler 2 saatte alıyor. Biraz bizdeki Ido feribotlarına benziyorlar, ama daha küçüğü. Kalkış saatlerini internet sitelerinden takip edin, çok fazla seferleri yok, bir yerlere geç kalmanıza sebep olabilir.

Bir diğer firma’da 2Go. Bu firma da benzer kalitede hızlı feribotları kullanıyor. Fiyatlar aşağı yuları her iki firmada da aynı civarlarda. Kabin içi ve dışı diye iki ayrı kategori var, dışarısı klimasız, güneş geldiğinde rahatsız olabileceğiniz bir ortam. Ancak açık havada rüzgarla beraber seyahat edebiliyorsunuz. İçerisi ise kapalı, klimalı bir mekan, fiyat biraz daha pahalı.

Bohol adasında görüşmek üzere..

                  

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.