Amsterdam Temmuz ayında gezip görülmesi gereken yerlerden biridir. Çünkü hava sürekli yağmurlu ve serin olduğundan kesinlikle sıcaktan bunalma gibi bir durumunuz söz konusu olmayacaktır.

Amsterdam’a ilk uçak biletini satın aldığımızda şehrin tarihi hakkında internette çeşitli bloglardan araştırmalara başladım ve sonunda fark ettim ki bu şehir doyasıya ve özgürce yaşamak için biçilmiş kaftandı :)) Tabiki müzelerini yadsımak doğru olmaz…

Bizim seyahatimizi 3 gece 4 gün olarak planladık.

Uçak biletinizi mümkün olduğunca erken saate alabilirseniz, ilk günü de verimli geçirebilirsiniz. Hava alanı şehir merkezine  yakın. Bizim konakladığımız Lelylaan bölgesi ise yaklaşık olarak Amsterdam Schiphol Hava limanı’na 11 km uzaklıkta. Tren ile 2 durak sonra, otobüs ile iki vesaitle gidilebilmektedir. Size bir tüyo vermeden geçemeyeceğim. Hava alanında tren binerken turnikeler bulunmamakta ve bilet okutmadan geçebiliyorsunuz… Eğer durdururlarsa turist olup bilmediğiniz söyleyince sıkıntı çıkartmıyorlar.

Kaldığımız otelden de Dam square ve Central station’ a gitmek için tramvay kullanıyorduk. Şehiriçi ulaşım için tüm Avrupa da olduğu gibi günlük kartlar kullanılmaktadır. Biz havaalından 4 günlük  GVB Day  kart satın aldık ancak aldığımız kart trenlerde ve kırmızı hatlı otobüslerde geçmiyor. Bu kartlar Turist Information bürolarında satılmaktadır. Dilerseniz çeşitli müzelerde I amsterdam kartları da satınalabilirsiniz. (Amsterdam’ı ne amaçla gezmek istediğinizle alakalıdır…)

1.gün  Central Station da yer alan kanal turu yapan botlar mevcut. 19 dil içeriği bulunan içinde Türkçe anlatım bulunan bir tur firmasını tercih ettik . ilk gün için kanal turu yapmak bizim için çok faydalı oldu çünkü diğer günler bilinçli olarak gezdik. Zaandam’da yaşaya akrabalarımızı ziyaret ettikten sonra biraz dinlenmek için otele geri döndük. Şehir merkezini gece de görmek için tekrar dam meydana gittik. Ancak gece 12  den sonra tramvaylar çalışmıyor.

2.gün Van Gogh Müzesi, Rijksmuseum Anne Frank’in Evi gibi tarihi yerler gezdik ancak online bilet almazsanız o gün içerisinde girebilmeniz çok zor.Müzeler gezmek isterseniz I amsterdam kart almanızı tavsiye ederim.

Amsterdam gecelerine gelince Red Light District in dar sokaklarını gezmek olmazsa olmazlardan…

Kırmızı Fener Mahallesi diye geçmektedir.14. yüzyılda kadın arayışı içerisinde şehre varan denizcilerin talepleri üzerine kurulan Red Light District’de birçok seks shop, randevu evi, gay bar, özel sinema, tiyatro ve çeşitli türlerde müzeler bulunmaktadır.Vitrinlerdeki kadınların video ve fotoğraflarını çekmek yasaktır.

Bu günün sonunda yasal olarak Coffee shoplarda satılan keklerden denedik. Biz  browni yemiş gibi hissettik sadece 🙂

3.gün Zaanse Schans da yer alan Yel Değirmenlerini gittik.Dam Meydanı’ndan Amsterdam Centraal İstasyonu’na yürüdükten sonra otobüs duraklarına gidip 391 nolu hatta binip, 40 dakika sonra Zaanse Schans’a varıyorsunuz.

Yel değirmenleri su pompalamak dışında bıçkı tezgahı, baharat-bakliyat yapımı gibi sanayi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Evin içinde yel değirmenlerini anlatan video gösterilmektedir.4 € karşılığında değirmenlerin içine girebilirsiniz.

Hollanda’nın geleneksel “clogs” ayakkabılarının yapıldığı temsili bir köy evi bulunuyor. Çeşitli amaçlarda kullanılan (iş,geleneksel,düğün, günlük) clogs’ların nasıl yapıldığı ücretsiz olarak tanıtılıyor ve sergileniyor ve ayrıca satışı da yapılıyor.

Clogs

Köyde meşhur Amsterdam peynirlerini satan dükkan bulunmaktadır.Çok fazla peynir çeşidi bulunmakta olup istediğinizin tadına ücretsiz bakabilirsiniz. Ayrıca peynirin nasıl yapıldığını gösteren temsili bir üretim alanı ve peynir yapımı gösteren video bulunmaktadır.

 

 

 

Köy evleri çok bakımlı ve ev sahipleri çok sıcakkanlıdır. Bisiklet kiralayıp köy ve çevresini gezebilirsiniz.

3.gün Amsterdam’da yasal olarak satılan mantarlardan deneme fırsatımız da oldu. Mantarlar Smart shoplarda satılmaktadır. Satıcılar çok detaylı olarak mantarlar ve seviyeleri hakkında bilgi veriyorlar.  Ne hissetmek istersiyorsanız ona göre satıcılar sizi yönlendiriyorlar. Kesinlikle alkolle birlikte tüketmemelisiniz.Biz ” Atlantis” olan mantarı denedik oldukça keyif verici idi 🙂 Ne olur olmaz diye açık havada Voldenpark’ta denedik ancak hemen etkisini göstermeyince otele geçtik.

4.gün Bizim dönüş günümüz olduğu için 3 saatine 9 € vererek bisiklet kiraladık. Voldenpark’ta ve şehir merkezinde bisiklet turu yaptık. Park içerisinde bisiklet kiralayabileceğiniz bir yer olmadığından bisikletinizi önceden kiralamanız gerekmektedir.Şehirde her an yağmur yağabiliyor ancak yağmur da bisiklet sürmekte oldukça zevkli idi. Her yerde bisiklet yolları olduğundan şehri bisikletle gezmek çok kolay. Şehrin bazı noktalarında ücretsiz bisiklet otoparkları var. Zaten her yerde işe, okula,alışverişe giden bir sürü bisikletli insan göreceksiniz.

Kiralık bisikletler de oldukça konforlu.Bisikletle; 3 gün boyunca gezdiğimiz şehri başka bir gözle gezdik.

 

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Elçin Aksu

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.