Çernobil’i yaşı otuzun üzerindeki pek çok kişi hatırlayacaktır. Ancak kısaca tekrar bahsetmek gerekirse pek çoğumuzun bildiği eski Sovyetler Birliği zamanında, günümüzün Ukrayna sınırları içerisindeki Çernobil kasabasında bulunan nükleer santralin, insan hatası yüzünden hasar görmesi sonucu, bölgedeki 30 kilometrelik alan içerisindeki binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalmış ve yüzlercesi ölmüştü. Bölgeyi karantinaya almak için günümüze kadar milyonlarca dolar harcandı, halen de harcanmaya devam ediliyor. Üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen, reaktör halen bir şekilde aktif, detaylarına yazımızda değineceğiz.

Ayrıca bakınız;

Kiev Gezi Rehberi

Kiev Gezi Notları

Çernobille ilgili planlarımı çok önceden yapmıştım. Moldova-Ukrayna-Belarus gezimin planları neleşmeye başladığında, internetten Çernobil turlarını araştırmaya başlamıştım. Katıldığım firma Soloeast, internet sitesinden önceden rezervasyon yapabiliyorsunuz. Oraya gittiğimde, Kiev’in en popüler firması olduğunu öğrendim. Yılda yaklaşık 7500 kişiye Çernobil’i gezdiriyorlarmış. Çernobil turu bu Doğu Avrupa seyahatimdeki en pahalı aktivite oluyor. Rezervasyonumu üç hafta önceden yapmama rağmen yaklaşık 90 dolar gibi bir ücret ödedim. Eğer son güne bırakırsanız 120-130 dolar gibi bir ücret ödüyorsunuz. Sabah Bağımsızlık Meydanı’ndaki büyük bir otelin önünden sizi alıyorlar. Akşam yediye kadar bölgeyi gezdirip, tekrar geri geliyorsunuz. Ödediğiniz ücretin bir kısmı sizin için yapılacak sigortaya gidiyor. Bölge radyasyon açısından neredeyse normal seviyelerde olmasına rağmen, terk edilmiş evlerin ve binaların yapısı gereği, başka türlü yaralanmalara ve zarar görmenize neden olabilecek riskleri içeriyor.

Çernobil’in bulunduğu Pripyat’a ulaşmak için bir buçuk, iki saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor. Yol oldukça düzgün, otobüslerde olabildiğince kaliteli. Yol üzerinde rehberimiz yaşanan olayla ilgili kısa kısa bilgiler veriyor. Kasabanın kaza öncesi hali ile ilgili videolar izliyoruz. bu bölgeyi gezerken bilgilerimizin taze olması gerçekten önemli çünkü neler yaşandığı, nasıl sıkıntılar çekildiğini bilmiyor iseniz, sizin için terk edilmiş binalardan, yıkılmış dökülmüş evlerden çok daha fazla bir şey ifade etmeyecektir. Ancak öncesini bilip, yaşananlara empati yapmaya çalışırsanız çok çok etkileneceğinizi söyleyebilirim.

Bölge otuz kilometrelik yarı çapı olan bir daire içerisine alınmış durumda, halen sıkı bir askeri güvenlik var. Çemberin en dışında otobüsler durduruluyor, pasaport kontrolleri için tek tek için alıyorsunuz. Bu uygulama acaba turistler için özel bir durum mu diye düşünürken, çok nâdir bir kaç yerel arabanın geldiğini gördüm, onlarda da detaylı benzeri bir uygulama yapıldı. Hatta her hallerinden yerel bir askeri birlik oldukları belli olan bir grup asker de, aynı şekilde kontrolü yapılarak içeri alındılar. İlk noktayı geçtikten sonra kazadan en az etkilenmiş ve halen yerleşimin devam ettiği Pripyat Kasabası’na varıyoruz. Burada oteller mevcut, isterseniz konaklayabilirsiniz de. Ayrıca yemek yiyebileceğiniz restoranlar da mevcut, ancak bu noktadan ileriye yiyecek sokulmasına izin verilmiyor. İkinci kontrol noktası daha hızlı geçiliyor, sadece görevli gelip liste üzerinden kontrol yapıyor. Üçüncü de hiç durmadan geçiyoruz. Turda isteyene belli bir ücret karşılığı hayzer cihazı veriliyor. Çoğu yerde radyasyon seviyesi normal, beton yollarda, patikalarda cihaz hiç uyarı vermiyor. Ancak biraz yoluna çıkıldığında ya da belli bölgelerde cihazını öttüğünü, uyarı verdiğini görüyorsunuz. Rehberimiz uzun süre kalmayacağımızdan biraz radyasyona maruz kalınmasının önemli olmadığını belirtiyor. Bugün artık reaktörün çekirdeğinin bulunduğu yerde bile gerekli güvenlik önlemleri alındığı için, sıkıntı yok. Normalin kat kat üzerinde değerler görüyoruz ancak 10 dakikadan fazla kalmadığımızdan sorun olmayacağı söyleniyor.

Bölge içerisinde eski videoları izlediğinizde tamamen canlı bir kent, yeni yapılmış binalar, okullar, eğlence yerleri, süper marketler görüyorsunuz. Burada çalışmak için gerekli insan gücünün barınacağı, yaşayacağı, günümüz standartları için bile fena olmayan bir kent sıfırdan inşa edilmiş. Ancak günümüzdeki hali Walking Dead sahnesinden farksız. Doğanın nasıl egemen hale geldiğini, nasıl duvarları ve  evleri ağaçların kapladığını, aniden terk edilen okulların  ve çocuk yuvalarının, lunapark ve dönme dolapların zamanın izlerini üzerinde taşımasını görmek insanı derinden etkiliyor.

Aşağı yukarı bütün turlarda ortak gezilen alanlar var. Hangi firmayla giderseniz gidin benzeri bölgeleri göreceksiniz. Bir günlük turun yeterli olacağını düşünüyorum ama benim gittiğim dönemde hafta sonu bir gece konaklamalı turlar da vardı. Bölgeyi biraz daha detaylı görmek isterseniz bu turları tercih edebilirsiniz. Ama küçük bir bölümünü de görseniz, olayları tekrar kafanızda canlandırmak, o günleri tekrar yaşıyormuş hissine kapılmak için pek çok sebebiniz var. Terk edilmiş evler arasında gezerken, kendinizi post-apokaliptik kıyamet sonrası bir film yada dizi izlermiş gibi hissediyorsunuz. Her yer terk edilmiş, eşyalar geride bırakılmış, yolları otlar, çalılar bürümüş, spor salonları, futbol alanları olduğu gibi bırakılmış, gerçekten etkilenmemek mümkün değil.

On kilometrelik esas alan içerisinde, günümüzde reaktörlerin yanına kadar gidebiliyoruz. Aradan otuz yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen, halen etkilerinin devam ettiği için Avrupa Birliği bilimsel araştırmalar yapılması kaydıyla, etrafının karantinaya alınması ve çalışmalar için para vermiş, destekte bulunmuş. Bölgedeki dört reaktörün tamamı artık kullanım dışı. Zaten etrafları da bir fabrika gibi tamamen beton ve çelik plakalarla örtülmüş. Az sayıda da olsa çalışan askerleri, görevlileri görebiliyorsunuz. Vardiyalar halinde, fazla kalmadan dönüşümlü olarak gelip gidiyorlarmış. En yakından fotoğraf çekebileceğimiz yerde bile  gayger cihazıyla 5-6 gibi seviyelere çıkıyor ancak uzun süre kalınmadıkça bu seviyeler tehlikeli değil.

Yaklaşık beş saat süren gezimiz öğlen yemeği arası ile son buluyor. Pripyat’ta bir otelin restoranında yaklaşık bir saatlik bir yemek molası veriyoruz. Yediğimiz yemekler buraya her gün dışarıdan getiriliyormuş. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculukla tekrar Kiev’in merkezine bırakılıyoruz. Ukrayna’da yaptığım e pahalı aktivite olmasına rağmen, her kuruşuna değdiğini söyleyebilirim. Yakınlardaysanız ve imkanınız varsa burayı görmeden dönmeyin derim, size daha önce tatmadığınız duygular hissedip, bazı şeyleri tekrar sorgulamanıza vesile oluyor.

Akşam yorgun bir halde geldiğim için, daha fazla gezme isteği kalmıyor ve hostelime dönüyorum. Ertesi gün Minsk otobüsüm akşam sekizde olduğundan tüm günü şehri gezmeye ayırabilirim. Sabah erkenden kalkıp valizimi hostelde bırakarak kaydımı sildiriyorum. Cumartesi günü yaptığım tekne turunda Moldovalı ama ailesi Ukrayna’da yaşayan ancak kendisi de on yıldır Amerika’da avukatlık yapan Galina isimli bir arkadaşla tanışmış ona müsaitse beraber gezme teklifinde bulunmuştum. Pazartesi günü beraber kahvaltı yapıp şehri bir de bilen biriyle tekrar görme imzanı buldum.

Akşam altı gibi hostelime geçip, valizlerimi aldıktan sonra beni Belarus’a götürecek otobüsün kalkacağı merkez otobüs istasyonuna gittim. Biletleri zaten internetten almıştım, bizdeki gibi etkili bir sistemleri var.  Otobüsümüz klimalı, bizdeki hostes muavin tarzı uygulama yok ama çay ve kahvenizi alabileceğiniz otomatları ve tuvaletleri var. Akşam sekizde yola çıkan otobüsümüz sabah yedi gibi  Minsk’e varıyor. Yolda yaklaşık iki saatimiz sınırda geçti. Minsk’te görüşmek üzere…

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.