Odessa’dan yaklaşık 12 saatlik bir tren yolculuğuyla Lviv’e geldim. Trende yolculuk etmekten gerçekten çok zevk aldım, özellikle lokomotife yakın vagonlarda kalmıyor iseniz uyuması çok rahat oluyor. Bir nevi beşik etkisi yapıyor, hafif sallanarak lokomotifin raylara dediği noktadan gelen tıkırtılarla mışıl mışıl uyuyarak yolculuk yapabiliyorsunuz. İki kişilik bir lüks sınıf vagonda yer ayırmıştım, şansıma diğer yolcu da gelmeyince tek başıma güzel bir yolculuk yaptım. Lüks dediğime bakmayın, Odessa-Lviv arası yaklaşık 600 km, 1.sınıf bilet ise 15 USD. 6 kişilik vagonlarda kalırsanız 5.-USD’ye seyahat edebilirsiniz. Gün içerisinde yorulduğumdan yolculuğun neredeyse tamamında uyudum. Sadece güneş batana kadar trenin geçtiği güzergahtaki köyleri ve kasabalar izledim. Seyahat süresince kondüktör bir defa gelip çay kahve ikramı yapıyor, onun dışında rahatsız edilmiyorsunuz. Vagonların köşesinde tuvaletler mevcut, çok hijyenik olduğunu söyleyemeyeceğim ama en azından 12 saatlik yolculuk boyunca orada olduklarını bilmek güzel. 🙂

Ayrıca bakınız;

Odessa Gezi Notlarım

Lviv Gezi Rehberi

Lviv Görülmesi Gereken Yerler

 

Tren yolculuklarını diğer güzel bir tarafı istediğiniz durağa tam zamanında varabilmek. O kadar dakikler ki, tabelada görünen kalkış saatinde hareket edip, son durağa geldiğinde dakikası dakikasına istasyona girmiş oluyorlar. Ben de 18.26’da başlayan yolculuğuma sabah 6.33’de son veriyorum. Arada 6 ya da 7 durakta durduk, ancak bunlar ana durak olmadıkları için uykum hiç bölünmedi.

Sabahın ilk ışıklarıyla geldiğimiz tren istasyonunun otelimden 3-4 kilometre kadar uzakta olduğunu fark ediyorum. İnternet bulup Uber’le gitmenin daha mantıklı olacağını karar veriyorum. Daha önceki duraklarımızda olduğu gibi internet burada da sorun olmuyor. İstasyonun dışarısında otobüslerin bulunduğu bir alana gittiğimde ücretsiz internet olduğunu fark ettim, buradan taksimi çağırarak yaklaşık 35 grivna, yani 5 TL’ye otelime vardım.

Ukrayna’nın 7. büyük şehri Lviv. Günümüzde yaklaşık 800.000 kişi burada yaşıyor. Şehir diğer Ukrayna yerleşimlerinden farklı olarak tarihi geçmişi dolayısıyla daha Avrupai bir şehir görünümünde. Özellikle Polonya’ya yakın konumu ve uzun yıllar Avrupalıların işgalinde bulunmasından dolayı nehir olsa bir Prag ya da Budapeşte havası almanız mümkün. Şehrin merkezi Rynok Square yani Pazar Meydanı. Lviv’i yürüyerek gezmek istiyorsanız bu meydana yakın otellerde, hostellerde ya da apartman dairelerinde konaklamanız yararlı olacaktır. Meydanın ortasında Belediye Binası var ve bu binanın üzerinde yüksek bir taş kule mevcut. Meydan ve çevresindeki binalar 1800’lü yıllarda inşa edilmiş, inşa edilirken Belediye Binası ortada olacak şekilde her bir köşeye 11 bina gelecek şekilde tasarlanmış. Şu an meydanda Belediye Binası dahil 45 adet bina mevcut. Bu binaların tamamı İtalyan Barok stili ile yapılmış, göze de oldukça hitap eden hoş binalar. Şehrin gezilmesi görülmesi gereken önemli mekanları bu meydandan başlamak üzere etrafına serpiştirilmiş.  Zamanında bu meydanın etrafı duvarlarla çevriliymiş ve sur içinde genellikle hali vaktinde yerinde kişiler otururmuş. Haliyle onlardan daha yüksek vergi alınıyormuş, vergi vermek istemeyenler de şehrin dışında yaşayıp, ürünlerini satmak için günü birlik pazara gelirlermiş.

 

Ben bu şehri gezmek için üç tam gün ayırdım, ancak gezdikten sonra fark ettim ki aslında bir hafta sonu dolu dolu iki gün bu şehir görmek için fazlasıyla yeterli. Bir başka yazımızda görülmesi gereken yerleri ayrıca anlatacağız ama eğer Türkiye’den sabah erken bir uçuş bulabilirseniz cumartesi sabah gelip pazar akşam dönmek suretiyle bir hafta sonunda şehri gezmeniz mümkün.

İlk olarak kalacağım yere yerleştikten sonra dışarıda yürüyüp biraz şehri keşfetmek istedim. İlk fark ettiğim şey, görülmesi gereken yerlerin, eski şehir meydanının çevresindeki bir kaç kilometrekarelik alanda olduğuydu. Burada üç tam gün geçireceğim için acele etmeden, ilk gün sadece Pazar Meydanı’nı ve etrafındaki kiliseleri gezdim. Daha sonra bir kafeye oturarak ertesi gün neler yapabileceğimi planlamaya başladım.

Şehir henüz daha tam keşfedilmemiş durumda. O yüzden belki de tadını çıkarmak için çok doğru zamanlardan geçiyoruz. Sizi yolda çevirecek, rahatsız edecek satıcılar, taksi şoförleri yok. Ancak bunun gibi avantajların dışında yeteri kadar bilgi alabileceğiniz tabelaları, yol işaretleri de yok. Neyin nerede olduğunu gösteren tabelalar mevcut ama Kiril alfabesini bilmiyorsanız, Ukraynaca, Rusça ya da Polonyaca konuşmuyorsanız, çevreden bilgi almanız pek mümkün değil. Tabii turla geliyorsanız bunu dert etmenize gerek yok. Ben bu tip durumlarda internetten ücretsiz şehir turları ararım. Burada da geldiğim ilk gün baktığımda Alman bir rehber arkadaşın kurduğu “Lviv Buddy” isimli bir grubun her gün 12’de ücretsiz şehir turu yaptırdığını fark ettim, kendisine WhatsApp üzerinden ulaştığımda iki günde bir farklı güzergahlar üzerinden olmak üzere düzenli olarak tur yaptıklarını anlattı. Bu tip turlar ücretsiz olmakla birlikte turun bitiminde bahşiş bırakabiliyorsunuz. Her gün şehrin merkezine yakın olan Opera binasının önünden başlıyor. Buluşma noktasına vardığımızda rehber arkadaşları sırt çantalarında bulunan mavi bayraklarında yazan “Lviv Buddy” bayrağından tanıyabilirsiniz. Çekinmeye hiç gerek yok, kendileri de zaten İngilizceye çok hakim değiller. Bir kişi bile olsa turu yapıyorlar. Ben ilk gün eski şehir içerisine doğru yapılan bir tura katıldım. Benim dışımda Hong Kong’a bağlı bağımsız bir ülke olan “Makau”dan bir arkadaş, bir de İtalyan bir arkadaşla üç kişi yapmıştık. Turun ikinci gününde benden başka kimse yoktu. 

 

Gezmenin dışında şehrin pek çok yerinde kaliteli kahve içebilirsiniz, pastane ürünleri yiyebilirsiniz, waffle yapan mekanlar görebilirsiniz. Fiyatlar gerçekten ülkemizdekinin çok altında. Kabaca her şeyi üçte bir fiyatına alabilirsiniz. Güzel bir kahve, yanında bir pasta genelde 7-8.-TL  tutuyor. Yerel tatlarla aranız iyi değilse, pek çok yerde Türk tatlarını bulabilirsiniz. Dönerciler ya da kebap türü ürünleri satan yerlerin dışında şehrin merkezindeki bazı kafelerde menülerde Türk kahvaltısı, menemen veya tatlılarımızdan bulmak mümkün. Neden olabileceğini düşündüğümde, Türklerin buraya gelmesinin yanında, Ukraynalıların da yurt dışı tatilinde ilk tercihlerinden birinin Türkiye olmasından kaynaklanıyor sanırım.

Akşam üstüne doğru şehri yüksek bir noktadan görebileceğimiz pazar meydanındaki City Hall’a gidiyorum. Burası belediye binası ama aynı zamanda şehrin en yüksek kulesine de ev sahipliği yapıyor. İçeriye girdiğinizde hiç beklemeden asansöre yönelin. 4.katına çıkın. “Tower” yazan tabelayı takip edin, bilet satışı yapılan küçük bir gişeyi göreceksiniz. Yazı tarihi itibariyle giriş ücreti 20 grivna. Yaklaşık 2.5.tl. 4 katı asansörle çıkmanıza rağmen halen yukarıya çıkmanız için yaklaşık 300 basamak aşmalısınız. Ahşap merdivenler dik ve dar ayrıca yukarıya çıkarken inenlere yol vermeniz gerekiyor. Dinlenerek yapılan 5 dakikalık tırmanış sonrası ise manzara harika. Bu kadar zahmete değiyor gerçekten. Havanın sıcak olmadığı ve kalabalığın az olduğu sabah ya da akşam üzerleri çıkmanızı tavsiye ediyorum.  Şehri yukarıdan görebilmek için diğer bir seçeneğiniz ise “High Castle” denen tepe. Orası da şehir merkezine yürüyerek 15 dakika.  Sakin şehri izlemek ve fotoğraflarını çekmem fazla uzun sürmüyor. Yine aynı yoldan bu kez daha az zahmetli bir şekilde aşağıya iniyorum.

Hava karardıktan sonra Lviv daha canlı. İnsanlar restoranlarda yemeklerini yedikten sonra kafelere geçiyor. Yol üzerinde canlı müzik yapıp, bahşiş toplamaya çalışan pek çok müzisyen görüyorsunuz. Bazısının gerçekten büyük bir izleyici kitlesi oluyor. Genellikle de gençler. Hava iyice kararıp ortalık sakinleşince gece kulüpleri açılıyor. Restoran, bar, erotik gösterilerin bulunduğu kulüpler, sabahın ilk ışıklarına kadar açık. Müzik, dans ve pek çok çeşit eğlence bulmanız mümkün.

 

Yarın Kiev’e trenim saat 11 de.  Günün büyük kısmı yolda geçecek. Şimdiden dinlenmenin iyi olacağını düşünüyorum ve kaldığım hotele dönüyorum. Kiev’de görüşmek üzere..

 

                                 

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.