Kişinev’den ayrıldıktan sonra yaklaşık 2 saat otobüs yolculuğu yaptık. Moldova sınırından sorunsuzca geçtik. Ukrayna Sınırında bir süre bekledikten sonra görevli memurun elinde pasaportumu gördüğümde bir şeylerin yanlış gittiğini anladım. Aracımızın şoförü beni işaret ederek çağırdıklarını söyledi. Görevli bayan bana ukraynaca bir şeyler söylemeye başladı, ben de anlamadığımı belirtip ingilizce bir şeyler söyleme çalıştım. O anda gülmeye başladı. Görünen o ki sınırdan çok fazla yabancı geçmiyordu. Başımızdaki görevliler arttıkça ben de sinirlenmeye başladım. En son yanımıza gelen bir tır şoförü yanımıza gelerek ingilizce konuşmaya çalışıp, çevirmenlik yapacağını söyledi. İlk önce neden Odessa’ya gitmek istediğimi sordular. Ben de gezmeyi sevdiğimi, dünyayı gezdiğimi söyledim. Nerede, ne kadar kalacağımı, ne zaman ülkeden ayrılacağımı sordular. Ancak cevaplardan pek hoşnut görünmediler. Bir süre sonra elimde rezervasyonlarımın belgelerinin olduğunu söyledim. Arabadan belgeleri alarak görevliyle beraber bina içerisine girdik. Belgeleri inceleyerek bazılarını fotokopilerini çektiler. Bir on dakika da bunlarla oyalandıktan sonra pasaportuma giriş damgasını vurdular. Böylelikle Ukrayna maceramız biraz gecikmeli ve sorunlu başlamış oldu.

 

Daha önce hava yoluyla Lviv veya Kiev’e gelen Türk erkeklerinin sorgulandığını internetten okumuştum. Kara yolundan girişte böyle bir sorunla karşılaşmayacağımı düşünmüştüm ancak işler beklediğim gibi olmadı. En azından benim için tecrübe oldu. Dilini bilmediğim, hiçbir şekilde anlaşamadığım görevlilerle çıktısını aldığım belgelerin yardımıyla sorunu çözebileceğimi görmüş oldum.

Ayrıca bakınız;

Kişinev Gezi Notlarım

Odessa Gezi Rehberi

Odessa Görülmesi Gereken Yerler

 

Sınırı geçtikten sonra Odessa’ya varışımız yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Kişinev’den gelen otobüsler merkeze yaklaşık üç kilometre uzaklıktaki bir garaja gidiyorlar. Buradan şehir merkezine yürümeyi tercih edebileceğiniz gibi 5 numaralı troleybüs kullanmakta diğer bir alternatif. Eski Sovyet bloku ülkelerinde olduğu gibi Ukrayna’da da troleybüsler oldukça revaçta. Herhangi bir kapısından binip, yolculuk ücretini nakit olarak toplayan görevliye elden verebiliyorsunuz. Araçlar oldukça eski, yollar oldukça bozuk. Treleybüs özellikle çok yavaş ilerliyor, ancak sadece 2-3 grivna, yani 30-40 kuruşa neredeyse bedavaya şehir merkezine kadar gelebiliyorsunuz.

Bu gibi durumlarda mümkünse Google Haritalar uygulamasının o şehir haritasını telefonunuza indirirseniz, internetiniz olmasa bile, nerede olduğunuzu görüp, kalacağınız yere yaklaştığınızı takip edebilirsiniz. İndireceğiniz bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak en fazla 80-100 megabaytı arası bir alan kaplıyor. Örneğin Odessa şehir haritası 22 mb büyüklüğünde. Kalacağınız yer, gezilmesi gereken yerleri daha öncede işaretlerseniz, internet kullanmanıza gerek kalmadan şehri kolaylıkla gezebilirsiniz.

Odessa’ya vardığımda saat dokuz olmuştu. Troleybüsle merkeze vardıktan sonra on dakika bir yürüyüşle hostelimin olduğu yere vardım. Kapının dışarısında bir tabela bulunmuyordu, doğru yeri bulmak için birkaç kişiye sormak zorunda kaldım. On dakikalık bir cebelleşmeden sonra oralarda köpeğini gezdiren birine hosteli sordum, şansıma sahibi çıktı. Onunla beraber binanın 2.katında bulunan hostele geçtik. Aslında ilk geldiğimde doğru yere gelmişim, ancak rezervasyon yaptığım sitedeki isim ile burada kapıda yazan isim farklı olunca biraz zorlandım.

Burada  benden başka sadece bir kaç kişi kalıyordu. 12 kişilik odada tek başıma kaldım ve sadece 20 TL ödedim. Güzel bir uyku çektikten sonra sabah erkenden kalkıp, şehirde gezeceğim güzergahları internet üzerinden belirleyerek kahvaltılık bir şeyler bulmak için dışarıya çıktım. Ancak pazar sabahı ve erken bir saat olması sebebiyle açık yer yoktu. Biraz ilerledikten sonra bir market gördüm, içerisinden kahvaltılık bir kaç şey aldıktan sonra tekrar hostele geri döndüm. Güzel bir kahvaltının ardından ilk önce her zaman yaptığım gibi ücretsiz şehir turu ayarlamaya çalıştım.  İnternetten buluşma noktasını bularak yola koyuldum. Ancak buluşma saati gelip geçmesine rağmen gelen giden olmadı. Mayıs ayı buralar için düşük sezon, o yüzden bu tarz gezilerin zaten garantisi yok.

Ücretsiz şehir turunu yapamayınca bu noktaya yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde olan, yerel halkın “Arkadia” dediği Karadeniz kıyısındaki bir nevi sayfiye yerine doğru yola çıktım. Bu bölge özel sahillerin olduğu, çeşitli otel ve gece kulüpleri bulunduğu, etrafındaki yerleşim yerlerinden orta-üst gelir grubuna ait ailelerin  yaşadığı belli olan lüks konutların bulunduğu bir alan. Hava sıcaklığı 15 derece ancak buna rağmen sahilde güneşlenen pek çok insan olduğunu görüyorsunuz. Sanırım yıl geneli itibariyle soğuk olan bu ülkede güneş bu insanlar için çok daha önemli. Az bir güneşin bile kıymetini biliyor ve bundan olabildiğince fazla yararlanmaya çalışıyorlar. Üstsüz güneşlenenler, yarı çıplak voleybol oynayan gençler, çocuğunu ,bebeğinin getiren aileler göze çarpıyor.

Burada güzel bir karşılaşma da yaşadım, daha önce size halkın pek ingilizce bilmediğinden bahsetmiştim. Sahilde gezerken görünüşünden pek de buralı olmadığını düşündüğüm 60 yaşlarında bir adama selam verdim. Görünüşü 70 yıllardaki hippileri andırıyordu ve boyunda “Leica” marka eski model bir fotoğraf makinesi vardı. Selamıma karşılık verince konuşmamız ilerlettik, eşinin Ukraynalı olduğunu, kendisinin Amerikalı olduğunu uzun yıllar sonra Ukrayna’da küçük bir köye yerleştiklerini ve orada yaşadıklarını anlattı. Türkiye’den geldiğimi söyleyince de bisikletleri ile yaptıkları 5 yıllık turda Türkiye’de yaşadıklarını anlattı. Türkiye’de gezerken edindikleri arkadaşlarından bizi çok sıcakkanlı bulduklarından bahsettiler. Kısa sürsede de olsa hoş bir sohbet oldu.

Şehrin merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta olan bu alan bana “Antalya-Konyaaltı Plajı”nı hatırlatıyor. Sahilde ilerledikçe balık tutan insanları, lüks otelleri, hareketli müzikler çalan kulüpleri görmeniz mümkün. Pazar günü olmasının da etkisiyle herkes sahilde. Ben de bu güzel havanın tadını çıkarıp, birkaç saatimi bu sahil şeridinde geçiyorum. Akşam üzeri merkeze vardığımda yürümeye pek halim kalmıyor. Yol üzerinde gördüğüm bir kafeye girip kahvemi yudumlayarak, dinlenmeye çalışıyorum. Burada bir iki saat geçirdikten sonra yarınki programımı yapıyorum.

Ertesi gün kalktığımda yağmur yağıyordu. Maalesef tüm gün boyunca devam etti. Lviv’e trenim akşam 6’da olduğundan ve bugün için hostelde oda ayırtmadığımdan 10 gibi valizimi orada bırakarak ayrıldım. Aslında yoğun bir gün planlamıştım, ücretsiz şehir turuna katılacaktım ancak tahmin ettiğiniz gibi yağmur yüzünden ona da gelen olmadı.

Sokaklarda yürürken kapısında “Laleli” yazan bir mekan gözüme çarptı. Kahvaltı yapmadığım için şansımı denemeye karar verdim. Neden böyle diyorum çünkü yurt dışında Türk restoranı görseniz bile Türkiye’deki tadı bulmanız her zaman mümkün olmuyor. Çalışanlar Türk değildi, menüden menemeni gösterip yanında bir de çay söyledim. Daha sonra siparişimi beklerken her halinden bizim oralı olduğu belli bir arkadaş gözüme çarptı. Kenarda bir masada iskambil kağıtları ile oynuyordu. Bana baktığı bir anda seslendim, tahminim doğru çıkmıştı. Şırnak’lı bir arkadaş, ismi Zana. Burada özel bir üniversitede diş hekimliği okuyormuş. O da kahvaltı siparişi vermişti. Beraber kahvaltımızı yaptık, Odessa’dan, ortamlarından biraz da Türkiye’den konuştuk. Saolsun siparişte yardımcı oldu, ayrıca güzel bir sohbetle kahvaltımızı etmiş olduk.  Mekanın menemeni Türkiye’de yediğim pek çok yerden güzeldi.

Kahvaltının ardından yağmur müsaade ettiğince sokakları dolaştım, hızlandığında kendimi bir kafeye attım. Yağmura rağmen görmek istediğim pek çok yeri gördüm. Sadece şehir dışındaki yeraltı sığınakları ile ilgili bir tura katılamadım. Akşam üzeri de Lviv treninin kalktığı merkez istasyonuna geldim.

Tren istasyonu şehir merkezine 4 km uzaklıkta. Eğer merkezde kalıyorsanız yarım saat yürüyerek ulaşabileceğiniz gibi Uber kullanarak 30 grivna, yaklaşık 5 tl’ye buraya ulaşabilirsiniz. Erken geldiyseniz tam karşısında büyük bir MC Donalds göreceksiniz. Hızlı bir interneti var. Zamanınızı burada geçirebilirsiniz. Tren istasyonunda da hızlı internet mevcut. Sadece oturum açmanız gerekiyor, kiril alfabesi ile olan sayfayı anlamasanız da basılabilecek linkleri tıklamaya çalışın. Trenlerin hareket saatleri girişteki elektronik ekranda mevcut. Ayrıca saati geldiğinde platformlarda sefer numarası, saati vb bilgileri bulabilirsiniz. St. Petersburg’da çok zorlanmıştım ama burada trenimi bulmak daha kolay oldu.

Lviv’e 12 saat yolum var. Hava kararana kadar çevreyi seyrettikten sonra sabaha kadar güzel bir uyku çekmeyi planlıyorum. İki kişilik konpartımanımda benden başka kimse yok. İçerisi oldukça sıcak ve rahat. Lviv’de görüşmek üzere..

 

                     

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Yorum 2'siYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.