Moldova-Ukrayna-Belarus’tan oluşan gezimin ilk ayağı Moldova’nın başkenti Kişinev’den başlıyor. Sabah erken saatlerdeki uçağıma yetişmek için sabah dört gibi kalkıyorum. Normalde uçuştan 2-2.5 saat önce hava alanında olmak benim için yeterli oluyor ama 19 Mayıs’ı değerlendirmek isteyecek pek çok tatilci olduğunu düşünerek bir saat daha erken yola çıkıyorum. İyi ki de öyle yapmışım, çünkü sadece pasaport kuyruğunu geçmek yarım saatten fazla sürüyor.

Yazı Kişinev gezim hakkındaki yorumları içermektedir. Moldova ve Kişinev ile ilgili genel bilgiler almak için aşağıdaki konulara göz atabilirsiniz.

*Moldova gezi rehberi

*Moldova-Kişinev görülmesi gereken yerler

Moldova’dan başlayıp Belarus’ta bitecek gezimde şöyle bir rota takip ediyorum.

İstanbul’u yağışlı bir havada bırakıyoruz. Bir saati biraz aşan bir süre sonra tarlalar ve köyler görünmeye başlıyor. Aşağıdaki net görüntüden İstanbul’da ki yağmurun buradan çoktan geçtiğini anlıyorum. 

Moldova ile ilgili ilk izlenimim sınırları düzenli bir şekilde belirlenmiş tarlalar oluyor. Kare veya dikdörtgen, yeşil, sarı bazen kahverengi muntazam tarlalar. Ülkemizdeki küçük, parçalanmış tarlaların tam tersi. Köyler de düzenli görünüyor. Artı şeklinde bölünmüş parçalar ve yol üzerine dizilmiş, bahçeli tek veya çift katlı evler. Hayatları hakkında bir ipucu vermemekle birlikte, bu düzenin sovyet yönetiminden miras kalmış olabileceğini düşünüyorum.

Küçük bir ülke, küçük bir hava alanı karşılıyor bizi. Alçalmaya başlamamız ile inişimiz arasında on dakika gibi kısa bir süre var. Binaya girdiğimiz gibi pasaport bankaları bizi karşılıyor. Uçağın yarısı boş, 50-60 kadar kişiyiz, pasaport kontrolünden geçmemiz fazla sürmüyor. Tek sorulan formaliteden bir soru; “business or travel?“

Kişinev’e 2 gün ayırmıştım. Bu sürenin hayli hayli yeterli olduğunu söyleyebilirim. Eğer merkezi bir yerde kaldıysanız görülmesi gereken yerler bir kaç saatinizi alıyor. Buralar da daha önce benzerlerini görmediğiniz yerler değil.  Şehir yeşillik konusunda oldukça iyi. Gezerken sürekli karşınıza geniş ve güzel bir park çıkabiliyor. Moldovalılar da bu parklarda zaman geçirmeyi seviyorlar.

 

Şehir turiste alışık değil. Sizi rahatsız eden taksiler ya da satıcılar burada yok. Yürürken karşınıza turist kafileleri çıkmayacak. İnsanların ingiiliceyle pek ilgileri yok. Gençler de şansınızı deneyebilirsiniz. Şehirde günü birlik tur arıyorsanız tek kayda değer tur şarap mahseni turları. Moldova dünyanın en büyük yer altı mahzenlerine ev sahipliği yapıyor.

Öyle ki tünellerin uzunluğu 100 km’yi bulabiliyormuş. Tek başınıza gidip gezmeniz mümkün değil. Kendi başınıza tur ayarlamak istiyorsanız önce şehirde şarap satılan bir yere gidip size bir tur ayarlamalarını istemelisiniz. Yazı tarihi itibariyle yaklaşık 15 dolardı. Turu ayarladıktan sonra troleybüslerle buluşma noktasına varmalısınız. Sonra sizi buradan karşılayan otobüsle gezinizi yapabilirsiniz.

İlk günümü şehrin görülmesi gereken yerlerini gezdikten sonra Odessa’ya geçebilmek için bilet almaya gittim. Odessa otobüsleri “Gara da Nord” denen kuzey otogararından kalkıyor. Şehirde 3 tane garaj olduğundan karıştırmayın. İnternet üzerinden bilet alımı yazı tarihi itibariyle mümkün değildi. Tam tersi istikameti yani Ukrayna’dan kalkan otobüslere internetten bilet bulabilirsiniz.

Küçük bir semt garajı olan yerden insanlara nereye gideceğinizi sorarak yardım isteyebilirsiniz. Her yerde tabelalar kiril alfabesiyle yazılı olduğu için doğru bilet satan yeri bulmak kolay olmayacak. Birine sormadan bulmak rusça veya romence bilmiyorsanız kolay değil. Benim gibi Odessa’ya geçecekseniz, otobüsler genellikle farklı güzergah takip ediyor. Tartışmalı rus bölgesi Transdinyester ve diğer hat olan Palanka. Sınırda sorun yaşamamak için ben Palanka üzerinden gitmeyi tercih ettim. Bilet satan görevli ingilizce bilmediğinden bilgisayarının monitörünü size çeviriyor. Tarihi ve saati seçebiliyorsunuz.

Otobüsler genellikle 12-14 kişilik minibüsler. Pek konforlu oldukları söylenemez. Ancak ücretsiz internet bağlantısı mevcut ve upload hızları çok iyi. İki şehir arası yaklaşık 200 km. Sınırdaki süreler ve yolların tek şerit oluşu dikkate alındığında yolculuk beş saati bulabiliyor.

Odessa’ya otobüs biletimi aldıktan sonra günü bitirmek için “Valea Morilor” parkına geliyorum. Burası şehir merkezine bir kaç kilometre uzaklıkta, bir göl etrafına yapılmış yürüyüş yolları ve parklardan oluşan bir alandır. Yerel halk tarafından oldukça rağbet görmektedir. Hafta sonları ve tatillerde oldukça fazla kişiyi görebilirsiniz.

Oldukça büyük bir alan gölde yüzülebildiği gibi, kano kiralayarak da göle açılmak mümkün. Göl etrafında tam tur dolaşan bir yürüyüş ve bisiklet yolu mevcuttur. Yaz aylarında yeni evlenecek çiftlerin düğün fotoğraflarını çektirmek için rağbet ettikleri bir alandır.  Ayrıca orman içerisinde yürüyüş yolları, banklar bulunabileceği gibi, pek çok kuş, sincap vb. hayvanlar karşınıza çıkabilir. Yaz aylarında kalabalığın az olduğu sabah ve akşam saatlerinde gelmek mantıklı olacaktır, kışın ise kar altında çok güzel kareler yakalayacağınıza eminim.

İlk gün erken kalktığımdan fazla geç olmadan kaldığım hostele dönüyorum. Konaklama seçenekleri çeşitli ve ucuz. Hostelimin geceliği 8 dolar. Güzel bir otel 20-30 dolardan başlıyor. Ancak en kalitelilerin bile 100-150 dolar olduğunu düşündüğümüzde oldukça ekonomik.

Hostel küçük ama çok temiz. Rubin isimli İtalyan bir arkadaş işletiyor. Alt katta ailesiyle kendisi kalıyor. Hostelleri sevmemin diğer bir nedeni, aile ortamı gibi olması. 6 kişilik odayı 3 arkadaş paylaşıyoruz. Koreli pek konuşkan olmayan bir genç ve Kanadali Nancy. Altın madeninde çalışıyormuş. Bir aylık tatilini buralarda geçiriyor.

Rahat bir uykunun ardından sabah erkenden kalkıp geri kalan günümü değerlendirmek istiyorum. Yakındaki bir fırından aldığım simit ve poğaçalarla bir parkta kahvaltı yapıyorum. İlk durağım yahudi mezarlığı. Evet biraz ilginç gelebilir ancak Yahudi mezarlığı Kişinev’de gezilebilecek yerlerden biri. Oldukça eski ve güzel mezarları var. Mezarlıklarda ki o değişik hisleri yaşamayı sevdiğimden burasını da görmek istiyorum.

Toplu taşımayla buraya gitmek için öncelikle Puskin caddesinden geçen 3 numaralı troleybüse biniyoruz. Telefonumuzdan gideceğimiz yeri takip etmek yararlı olabilir. Çünkü tam olarak önünden geçmiyor. “buicana” denen yerde inmelisiniz. Bir 10 15 dakikalık yürüyüşle kapısına geleceksiniz.

İlk girişinde 1950 öncesine ait mezarlar var. Yahudi geleneklerine uygun olarak dekore edilmiş, bazıları oldukça farklı tasarlanmış. Bahar aylarında geldiğimden her yer yemyeşil, çiçekler tarafından sarılmış. Kimsenin olmayışı da farklı şeyler hissetmeme sebep oluyor.

Aynı rotayı kullanarak su kulesine kadar geliyorum. Burası şehri yukarıdan görebileceğiniz bir yer. Kişinev düz bir araziye kurulduğundan fazla seçeneğiniz yok. Kayda değer bir mimari özelliği yok. Giriş yazı tarihi itibariyle 10 lei, yaklaşık 2.5 tl.

Odessa’ya otobüsüm öğleden sonra 3.40’ta. Ismail caddesi üzerinden kuzey garajına pek çok minibüs bulabilirsiniz. Önünde Gara da Nord yazanlara binebilirsiniz. Nerede ineceginizden bağımsız olarak ücret üç lei olarak sabit. Otobüs biletini bir gün önceden almıştım. 1 numaralı koltuk benim, burada pek önceden bilet alma alışkanlığı yok anlaşılan. Ücret yazı tarihi itibariyle 9 usd idi. Araçlarda internet var, klima şansımıza bağlı.   Moldova sınırında yarım saat bir molanın ardından sorunsuz bir şekilde geçiyoruz.

Moldova görülmeye değer bir ülkemi, bence sadece buraya gezmeye gelinmez ama benim gibi rotanın başlangıç veya bitiş noktası yapılabilir. Sonuçta her yerin kendine has bir hikayesi ve güzelliği var, o yüzden 1-2 gün olsa da burraya zamaan ayırrabilirsiniz. Bir sonraki durağım Odessa’da görüşmek üzere..

 

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.