Haftasonu yurtiçi gezilerime Sivas’la devam ediyorum. Bir kaç ay önce Türk hava yollarının kampanyasını görünce mart ayı ortasında havanın biraz daha iyi olacağını düşünerek biletimi aldım. Kar yağsa da şansımıza artık diye düşünüyordum.

Cumartesi sabahı erken saatlerde ki uçağım için yola koyuldum. İstanbul’da yağmurlu bir hava vardı. Sivas içinse kar yağışı öngörülüyordu. Zaten bu riski göze almıştım. Kar altında bir Sivas görmeye hazırladım kendimi.

Umreden dönen hacıların doldurduğu uçağımız zamanında havalandı. Bir saati biraz aşan yolculuğumuz Sivas’in karlı tepeleri bizi karşılayana kadar sürdü. Yukarıdan bakıldığında bembeyaz bir örtü gibi görünüyordu. Pek fazla hayat belirtisi olmayan düzlüklerde tek tük evler ve insanları görüyordum.

Alana indiğimizde durumun o kadar da kötü olmadığını farkettim. Kar yağışı durmuş, kendini gösteren güneşin etkisiyle karlar erimeye başlamıştı.

Sivas havaalanından şehre gitmek için Havaş’ın yani sıra belediye otobüsünü de kullanabilirsiniz. 2017 itibariyle ücret 5. TL idi.  Havaş’ın ücreti 6.TL. Havaş’ın rotası biraz daha kısa, belediye otobüsü daha fazla durakta duruyor. Şehre uzaklığı yaklaşık 20 km. Merkezi bir güzergahı takip ediyor. Şehre geldiğimde yerlerde pek kar kalmamıştı. Çatılardan süzülen suların altında kalmış caddeler ve sokaklar yürümeyi biraz zorlaştırıyordu.

Şehir meydanında ki otelime yerleştikten sonra kısa bir yürüyüşe çıktım. Şehir çok küçük, sanırım iki ana caddesi var. Uzunlukları yaklaşık bir km kadar. Hava soğuk olmasına rağmen yollar kalabalık, insanlar mağazaların önünde ve içerisinde, ana yollarda bir koşuşturmaca hakim.

Şehrin görülmeye değer yerleri şehir meydanının etrafında. Görülmesi gereken yerleri sıralamak gerekirse :

1-Çifte Minareli Medrese

Şehrin tam kalbinde yer alan bu yapı, üzerinde yer alan kitabeye göre 1271 yılında İlhanlılar veziri Şemsettin Cüveyni tarafından inşa ettirilmiş. Benzerlerinden ayıran özelliği üzerinde karşıdan bakıldığında bile parıldayan çini işlemeleri. Tarihi bir yapıdan ziyade canlı bir izlenim bırakıyor. Maalesef medresenin sadece bu minareleri ve minarelerin üzerinde bulunduğu kapı girişi ve duvarları günümüze ulaşmış. Diğer kısımlar yıkılmış, bugün yıkılan yerlerde çay bahçesi mevcut.

 

2-Şifaiye Medresesi

Çifte Minareli medresenin tam karşısında Şifaiye Medresesi bulunuyor. Selçuklu Sultanı İzzetin Keykavus tarafından 1217 yılında yapılan bu yapı bu devirde hastane olarak kullanılırken, Osmanlı döneminde medrese olarak kullanılmış. 1.Dünya savaşında ise ordu tarafından levazım deposu olarak kullanılırken, 1937 yılında günümüzdeki haline kavuşturulmuş. 3400 metrekarelik alanıyla, devrinin en büyük hastanesi imiş. Yapının güneyinde Keykavus’un türbesi de bulunmaktadır.

Maalesef günümüzde yapının içerisi bir nevi işgal edilmiş. Girişten itibaren her iki yandaki odaların hediyelik eşya dükkanı olarak kullanılması yetmezmiş gibi, yapının tam ortasına da kafe konulmuş. Medreseyi görmekten ziyade, masa-sandalye ve hediyelik eşya görüyorsunuz. Sivas’ta az sayıda bulunan bu tarihi yapıların bu şekilde kullanılmasını hiç doğru bulmadım.

 

 

3-Buruciye Medresesi

Buruciye ya da diğer adıyla Hacı Mes’ud medresesi şifaiye medresesinin hemen yanında bulunuyor.1271 yılında Gıyaseddin Keyhusrev zamanında, İran’ın Burucird kentinde doğan Muzafferuddin Burucirdi tarafından yaptırıldığı için bu ismi almış. Burası ilk zamanlarından itibaren eğitim-öğretim yapılan medreseler olarak kullanılmış. Şifaiye Medresesine benzer bir mimaride olan yapı, çok güzel taş işlemecilikleri ile ün yapmış. Yine bir kösesinde, medreseyi kuran Burucirdi ve ailesinin türbeleri bulunuyor. Burası biraz daha iyi korunmakla birlikte, yine özel sektörün kullanımına açılmış.

 

 

4-Gök Medrese

Sahibiye Medresesi olarak da bilinmektedir. Yine 1271 yılında Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından Mimar Kaluytan’a yaptırılmış. Taç Kapı üzerindeki kitabede yazan şu ifadeler dikkat çekmektedir; “Ulu sultan, yüce şahlar şahı, dünya ve dinin yardımcısı Kılıç Arslan oğlu Keyhüsrev’in devleti zamanında yapılmıştır. Allah devletini daim eylesin.” Tabi ki iyi ilekler yeterli olmuyor. Her şeyin olduğu gibi devletlerin de sonu geliyor.

 

5-Sivas Kalesi

Topraktepe denen mevkiide yer almaktadır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Maalesef günümüze de kalan pek bir şey yok. Gördüğüm kaleler içerisinde en az ilgi çekici olanı olduğunu söyleyebilirim. Pek yüksek konumlu olmayan kalede, günümüzde çay bahçeleri ve küçük bir yürüyüş yolu olan park bulunmaktadır.




Bunların dışında görülmesi gereken yerlerin başında Ulu Cami, Kongre Müzesi, Şehitler Anıtı sayılabilir. Bulunduğum dönemde bir parti mitingi bulunduğu için maalesef her yer afiş vb. doluydu, rahatlıkla fotoğraf çekmek mümkün olamadı.

Sivasta 2.günümü Sivas’ın kafelerinde dinlenerek geçirdim. Neyseki bu yönden şehrin pek sıkıntısı yok. Üniversite öğrencilerinin sayesinde küçük büyük pek çok kafe ve restoran bulmak mümkün.

Dönüş için Havaş otobüsleri Büyük Otel’in önünden, Özsüt Kafe’nin girişinden kalkıyor. 2 saat önce orada bulunduğunuza emin olun.

 

 

 

 

                  

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.