Seyahat ettiğimiz şehirlerle ilgili uzun uzun yazılar yazıyoruz. Ama bu uzun yazılarda temelde bir kaç soruya cevap veriyoruz. Biz de gezginlerimize bu soruları soralım, onlar da kısaca yanıtlasınlar diye düşündük. Oslo ile ilgili sorularımıza bu kez Merve, nam-ı diğer Minik_Atlas cevap veriyor. Merve’nin seyahatlerini takip etmek için; instagram

Herkese merhaba!

Ben Merve. Seyahat etme tutkusunu yaşam biçimine dönüştürmüş, keşfetmeye ve yeni olan her şeye aşık, gittiği her yerde ayaklarına kara sular ininceye dek yürümeyi kendine ilke edinmiş, biraz da çılgın bir gezginim

Seyahatlerimde önemli olan ülke ve şehir sayısı değil, edindiğim eşsiz deneyimler ve biriktirdiğim anılardır. Bence bu konuda skor sayıyla değil, manevi haz ile ölçülür.

Şimdi size biraz Oslo’dan bahsetmek istiyorum. Kuzey Avrupa’nın yeri bende ayrıdır, Oslo ise minik bir başkent olarak benim favorimdir. Buyrunuz efendim, keyifli okumalar!

 

1- Oslo’da size ilginç gelen, daha önce görmediğiniz neydi?

Çocukluğumda okuduğum Andersen Masalları, büyüdükçe keşfettiğim Ingmar Bergman (özellikle Persona filmi), Roy Andersson (özellikle İkinci Kattan Şarkılar filmi) beni Kuzey Avrupa’yı keşfetmeye yönlendirdi diyebilirim. Daha önce gezip hayran olduğum Kopenhag ve Malmö’den sonra Oslo’ya gitme kararı aldım. İyi ki de böyle bir karar almışım. Oslo diğer Avrupa ve Kuzey Avrupa ülkelerinden o kadar farklı ki! Bir kere Oslo demek benim için mutluluk demek. Hem insanları hem de şehir o kadar mutlu ve huzurlu ki, başka bir kelime arama ihtiyacına girmeden insan bırakıveriyor kendini bu akışa. Sokaklar tertemiz, insanlar güleryüzlü, samimi ve yardımsever. Şehrin her yeri ışık bahçesi gibi, gece-gündüz evlerin ve mekanların bahçelerinde, pencerelerinde ışıklar yanıyor. Havanın öğlen saat 14.00 gibi kararması sizi umutsuzluğa sürüklemiyor ve ülkedeki huzur ruhunuza işliyor.

2- Oslo’nun sevdiğiniz yönü neydi?  

Tabi ki insanları ve çevreye olan duyarlılıkları. Sokakları, parkları, ulaşım araçlarını o kadar temiz tutuyor ve çevreye o kadar saygı duyuyorlar ki, hayran olmamak işten değil. Huzur içinde, saygı ve sevgi ile yaşayan Oslo halkı benim gönlümü fethetti.

3-Oslo’nun sevmediğiniz yönü neydi?

Çok pahalı olması desem, refah seviyesi bu kadar yüksek olan bir ülkeye haksızlık etmiş olmam değil mi?

4-Oslo’da nereyi gezip görmeden gelmeyelim?

  • The National Gallery
  • Frogner Park & Vigeland Sculpture Park
  • Damstredet
  • Karl Johans Gate
  • Viking Ship Museum
  • Royal Palace
  • Ulusal Tiyatro 
  • Grünerlokka
  • Oslo Opera House
  • Oslo Nobel Peace Center
  • Natural History Museum

5-Oslo’da neyi yemeden içmeden dönmeyelim?

Grünerlokka’ya gitmişken mutlaka Tim Wendelboe’da bir kahve için. Oslo’nun bol ödüllü kahvecisinde harika bir kahve içmeden olmaz. Ayrıca Oslo’da gördüğünüz her mekanda deniz ürünleri yiyebilirsiniz; midye, somon, yengeç salatası, deniz ürünlü pizza ve Skolebrod  denilen hamur işi tatlısını tatmadan dönmeyin.

6-Oslo’da kaç gün geçirdiniz, bize kaç gün önerirsiniz?

Oslo çok küçük bir başkent, o yüzden bu şehre en az iki gün ayırmanız yeterli. Noel dönemi Oslo’nun en cıvıl cıvıl ve neşeli olduğu dönem. Noel pazarları diğer Avrupa ülkelerinden oldukça farklı ve her yer adeta ışık saçıyor. Akşama doğru her yaştan Oslolu şehrin sokaklarında ateş yakıp, sıcak şarap içiyor ve bir yandan da Noel için organize edilen eğlenceli etkinliklere eşlik ediyor. Noel dönemi gitme şansınız olmazsa, şehrin rengarenk görüntüsüne şahit olmak için sonbahar ideal.

 

               

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

admin

Yorum 2'siYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.