Ülkemizde pek çok konuda olduğu gibi, seyahat konusunda da önyargılar var. En sık karşılaşılan ön yargılardan biri de yurt dışına seyahat etmek için dil bilmenin çok gerekli olduğu. “Yurt dışına gitmek istiyorum ama dilim yok.” “Dilin var, tek başına gezersin tabi.” Ben de turlara bağlı kalmadan gezmek istiyorum ama ingilizcem yok!” Bunlar sık sık duyduğumuz yakınmalar.

Dünyayı gezmek istiyorum, ingilizcem yetersiz, sıkıntı yaşar mıyım? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Evet, çünkü dil bilmek yabancı bir yeri gezerken lehinize bir durum. Hayır, çünkü gittiğiniz her ülkede anadil olarak ingilizce konuşulmuyor, belki sizin yetersiz olduğunu düşündüğünüz ingilizceniz muhatabınızın seviyesinden çok daha iyi.

Günümüzün “lingua franca”sı, yani küresel dili ingilizce. Bu konuda mutabıkız. İngilizceyi kendimizi ifade edecek kadar konuşabilmek bize çok çok artı değer katar. Ama az bilmek, yada bilmemek çok büyük sorun mu? Bence hayır. Yurt dışında yaptığım gezilerde yürüyemeyen, konuşamayan, duymayan hatta görme engelli gezginler gördüm, tanıdım. Bizim bir dilde kendimizi ifade edemememiz bence o kadar dert edilmesi gereken bir konu değil.

Gezmek için dil bilmem gerekli mi sorusu bana sorulduğunda genelde cevabım “hayır” oluyor. Neden hayır cevabı verdiğimi maddeler halinde yazayım;

İngilizce gezilen ülkede popüler olmayabilir.

Bir kere İngilizceyi ana diliniz gibi bilseniz bile, ziyaret ettiğiniz ülkede bu dil popüler değilse zorluk çekeceksiniz. Örneğin Rusya’ya seyahatimde kimsenin İngilizce bilmediğini, kimsenin de bunu dert etmediğini gördüm. Yine aynı şekilde, Fransızlar için sık sık söylenen, İngilizce biliyorlar ama sorduklarınıza kendi dillerinde cevap veriyorlar durumu hepimizin malumu.

Muhatap olduğunuz kimselerin dil seviyeleri yeterli olmayabilir.

Kaldığımız otellerde resepsiyonların hepsinin asgari bir seviyede ingilizce bildiklerine şahit olmuşuzdur. Peki sadece onlarla mı muhatap oluyoruz? Yine sular seller gibi İngilizce konuştuğunuzu varsayalım, otobüs bileti alacaksınız, yemek sipariş  edeceksiniz, yolunuzu kaybettiniz, karşınızdaki kişinin de ingilizce bilme olasılığı gerçekten az. Şehir merkezlerinden kırsala doğru gidildikçe muhatabınız kişinin ingilizce bilme ihtimali daha da azalacak. Genellikle de dediklerinizden bir şey anlamayacak. İngilizceye ne kadar hakim olursanız olun, seviyenizi oldukça düşürmek zorunda kalacaksınız. Pek çok durumda çat pat ingilizce bilenlerin, vücut dilini kullananların daha kolay anlaştıklarına şahit olmuşumdur.

Bildiğiniz dili fazla kullanmak zorunda kalmayabilirsiniz.

Seyahate çıktınız, pasaport kontrolüne girdiniz, muhtemelen pek bir şey sorulmadan da pasaportunuza damga vuruldu, gezmeye geldiğiniz ülkeye girdiniz. Elinizde gideceğiniz otelin adresinin ve telefonunun yazılı olduğu çıktılar var. Taksiciye gösterdiniz, hotele geldiniz. Resepsiyona rezervasyon belgeleri ve pasaportlarınızı uzattınız, doldurmanız gereken formları verdi, belki nezaketen ne kadar kalacaksınız, daha önce XX’e gelmiş miydiniz, otelimizi beğendiniz mi? gibi bir kaç klasik soru sordu. Odanıza yerleştiniz, yarın yapacaklarınız için internetten araştırmanızı kendi dilinizde yaptınız, nasıl gideceğinize karar verdiniz. Ertesi gün kendi başınıza yola çıktınız. Gitmek istediğiniz hayvanat bahçesini kimse sorsanız, hangi şoföre söyleseniz size ne tarafta olduğunu işaret diliyle de olsa  tarif eder, pek çok ülkede de kolunuzdan tutup size gideceğiniz otobüse bindirirler. 🙂 Evet, ana dili İngilizce hariç ülkelerde insanlar genelde yardım için seferber olurlar, yardımcı olmak için. Şimdi esas soruyu soruyorum. Bu tüm günde, dillere destan ingilizceniz olsa ne kadarın kullanmak zorunda kaldınız? Cevabı ben size vereyim çok azını.

Aslında tüm bu örnekleri bazı ön yargıları kırmak için  veriyorum. Tabi ki ingilizce bilmek, bırakın ingilizceyi her hangi bir dilmek bize çok büyük zenginliktir. Gezilerimiz çok daha dolu geçer. Çok daha fazla zevk alırız, ama olmazsa olmaz da değil. Gezmek için bunlar bize bahane olmamalı.

Eğer anadili İngilizce olan bir ülkeye seyahat ediyorsanız, ülkede bir sorun yaşadıysanız, arkadaş grupları, hosteller, eğitim grupları, gönüllü çalışmalar, fuarlar gibi günlük dilin dışında detaylı konuşmalar yapmanız gerekecekse İngilizce bilmeniz çok büyük bir artı değer. Ancak sadece konaklama, ulaşım, turistik yerleri gezmek için kullanacaksanız çok da ileri seviye dil bilgisine ihtiyacınız yok. Gideceğiniz, kalacağınız yerlerin bilgilerinin bulunduğu çıktıları yanınızda taşıyarak, ya da telefonunuzda saklayarak, basit çeviri programları kullanarak, ya da ülkemizde de bolca tecrübe ettiğimiz gibi el-kol hareketlerini kullanarak basit tariflerle iletişim kurabilmeniz mümkün. Demem o ki, siz bu olayı kafaya çok takmayın, bir şekilde iletişim kurulur, bir şekilde yolunuzu bulursunuz.

               

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

admin

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.