Ekim ayının ortasında Kastamonu gezimi gerçekleştirdim. Kastamonu’ya uçakla gitmek istiyorsanız fazla seçeneğiniz yok. Türk Hava Yolları haftada beş gün, Pegasus ise haftada 3 gün bu şehre uçuyor. Şehrin küçük oluşu ve çevresinde ulaşılabilecek nüfusun azlığı düşünüldüğünde normal karşılanabilir.

Uçuşumuz yaklaşık bir saat sürüyor. Şehrin konumu gereği sabah saatlerinde sis olabiliyormuş. Bu gibi durumlarda gecikmeler yaşandığından, kış dönemi saat değişikliğine gidiliyor.  Şansıma hava bugün açık, zamanında sorunsuz bir şekilde iniyoruz.

Hava limanı ile şehir arası uzaklık yaklaşık 10 km. Taksiler 40-50 tl gibi abartılı rakamlar istiyor. Diğer seçenek minibüsler. Havaş burada yok sanırım ama yerel bir işletme iki  adet 30’ar kişilik minibüs çalıştırıyor.

Kastamonu’nun tarihini uzun uzun yazmayacağım, merak edenleri şöyle alalım. Şehir ile ilgili ilk izlenimlerime gelirsek, Kastamonu iki yüksek tepe arasında, Kızılırmak’ın bir kolu olan Gökırmak nehrinin etrafına kurulmuş. Şehirde ilk göze çarpan, tarihi dokusunu kaybetmemiş yöresel evler. Şehrin sokaklarına daldığınız ilk andan itibaren her sokakta farklı bir bina sizi karşılıyor. Şehir son yıllarda göç almaya başlamış. Bunu dar sokak aralarında birbirini geçmek için sıra bekleyen araçlardan anlayabiliyorsunuz.

Her sokak başında tarihi bir cami, hamam, bedesten, türbe yada mezarlık görmek mümkün. Bir de her sokak başında bazen çekingen, bazen size sokulan tombul kedileri göreceksiniz. Bu şehir halkı kedilerine iyi bakıyor.

Kastamonu’yu beklediğimden daha modern ve kalabalık buldum. Genelde ülkemizde şehirlerin içerisinden geçen nehirler pis ve bulanıktır. Bu şehirde tertemiz bir nehir akıyor. Çevre düzenlemesi ve köprü geçişleri estetik bir şekilde yapılmış. İnsanlar bu nehrin etrafında uzanan yollar üzerinde bir yerlere yetişme derdinde. Yayaların trafiğe pek aldırdıkları yok, uygun gördükleri yerden karşıya geçiyorlar. Ana cadde üzerinde pek çok kafe, mağaza sıralanmış. 

Gezilecek yerlere internetten bir göz atın. Not almanıza gerek yok, sokaklara daldığınızda karşınıza çıkacaklarından eminim. Zamanım sınırlı olduğu ve aracım olmadığı için sadece şehrin içerisindeki yerleri gezebildim. İlçelerinin de gezilecek pek çok tarihi ve doğal güzellikleri var. Birkaçını saymak gerekirse Mahmut Bey Camii, İsmail Bey Küliyesi, her yerde karşınıza çıkan konaklar, Liva Paşa Konağı, Şehir Müzesi ve Kastamonu Kalesi.

Sadece kaleden detaylı olarak bahsetmek istiyorum. Şehir merkezinde nehri önünüze ya da arkanıza aldığınızda kuzey güney istikametinde duruyor oluyorsunuz. Kale batı yönünde olacak, yüzünüzü kaleye döndüğünüzde hem sol hem de sağ taraftan kaleye çıkma şansınız var. Ben birine sorduğunda kalenin solundan daha rahat gideceğim tavsiyesi üzerine kalenin solunda olan yolu takip ettim. Sol taraf arabaların gidişine uygun, geniş ve dolaşarak çıkılan bir yol. Kalenin sağından ise, daha kısa bir rotadan, evlerin arasından gitmeniz mümkün.

Kalenin üzerinde Türk bayrağı ve güzel bir manzaradan  başka pek bir şey yok. Kaleye çıkan yolda sağlı sollu hediyelik eşya satıcıları var. Klasik şeylerin dışında el yapımı, güzel ürünler de var. Saat kulesiyle birlikte şehri en iyi görebileceğiniz yer kalenin surları. Ekim ayı ortasında gittiğim için hava güzeldi ve surlarda uzun süre zaman geçirebildim. Ancak rüzgarlı ve soğuk havalarda uzun süre kalabileceğinizi sanmıyorum.

Şehrin güzel bir silüetinin görülebileceği diğer nokta da saat kulesi. Cumhuriyet meydanında hükümet konağını karşınıza aldıktan sonra sol taraftan çıkabilirsiniz. Aslında bu taraftan gidilmez gibi geliyor ancak kule yüksek bir tepede olduğundan yol kıvrılarak çıkıyor. Saat kulesi yazan ufak tabelaları takip edebilirsiniz. Saat kulesi 1885 yılında yapılmış. O zamanlar bir nevi modaymış sanırım, benzerlerini pek çok Anadolu şehrinde bulabilirsiniz. Bulunduğu tepe üzerinde üç tane kafe mevcut. Hafta sonları ve tatil günlerinde yer bulmak sorun olabilir. 

Bunlar dışında çok hoş mimariye sahip camiler gördüm ama içlerinden özellikle birinden bahsetmek istiyorum, o da kırk direkli cami. Cami içerisine girdiğinizde neden bu ismi aldığını anlıyorsunuz. Caminin üst kısımlarını tutan kolonlar ahşaptan yapılmış. Bu cami dışında şehrin pek çok yerinde ahşap minareli cami görmeniz mümkün. Çok güzel bir görüntü oluşturuyor ve alışılmışın dışında bir estetik sunuyor.

Kastamonu’da konaklama için pek çok seçeneğiniz olmakla birlikte, gelenlerin ilk tercihi konaktan pansiyon-otele dönüştürülmüş yerlerde kalmak. Ekonomik olması açısından 60.-TL’ye öğretmen evinde yer ayırtmışken, gittiğimde bu konaklarda günlük fiyatların 80.-TL civarında olduğunu öğrenmemle birlikte, konaklama tercihini değiştirdim. İçerisinde kendine has dekoruyla on yıllar öncesi bir zamanda yaşıyormuş hissini alıyorsunuz. Yaz aylarında yöreye gelen tur gruplarını dikkate alarak önceden rezervasyon yaptırmakta yarar var.

Kastamonu’da ulaşım konusunda pek sıkıntı yaşamayacaksınız. Şehrin içerisinde görülmeye değer yerler birkaç kilometrelik alan içerisinde ve yürüme mesafesinde. Farklı noktalar için vilayet konağı önünden hareket eden belediye otobüslerini kullanmak mümkün. Ayrıca zamanınız varsa ve ilçeleri ziyaret etmek istiyorsanız otogar da merkezin sadece birkaç kilometre uzağında.

Kastamonu yemek konusunda da zengin bir yöre. Şehre geldiğinizde herkesin önerdiği bir restoran var; Cem Sultan Bedesteni. Aslında pahalı bir mekan ama tavsiyeler üzerine gitmek istedim. Akşam saatlerinde gittiğimde, 200 kişilik bir misafir grubunun yemeği nedeniyle yemek yiyemedim. Ancak mekanın atmosferi ve konumu nedeniyle, önceden rezervasyon yaptırarak gitmenizi tavsiye ederim. Ne yenir meselesine gelince, şehirde en çok karşınıza çıkacak şeyler, “etli ekmek” ve “tirit” olacak. Uygun gördüğünüz bir yerde denemenizi tavsiye ederim.

Sonuç olarak Kastamonu bende güzel izler bıraktı. Çalışmak için gitmek zorunda olsam seçeceğim illerden biri olurdu. Küçük ama canlı bir şehir. Daha uzun kalmak ve ilçelerini de gezmek dileğiyle.

                        

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

Mesut Toker

1 YorumYorum Yaz

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.