Tayland tropikal iklimi, sıcak insanları, ucuzluğu, gece hayatı, kartpostallık adaları, turistleri seven halkı ile tanınıyor. 6 aylık hazırlık sürecinden sonra, 2014 Kasım ayında 2 haftalık gezime başladım. Baht, USD ve Ve TL olarak bahsedilen tüm rakamlar Kasım 2014 tarihlidir.

Gezimin ilk durağı Bangkok’tu. Türk Hava Yollarının direk uçtuğu bu şehre, Emirates, Qatar Airways, Etihad, Lufthansa gibi dünyaca ünlü pek çok hava yolunun yanısıra, Mahan Air, Royal Jordanian, Oman Air gibi adını sanını bilmediğimiz pek çok havayolu, aktarmalı olarak uçuyor. Uzun süren araştırmalarımdan sonra, 600.-USD gibi bir fiyat gibi güzel bir fiyat verdiğinden tercihim Aeroflot oldu. Aynı dönemde THY maalesef 900.-USD’nin altına düşmedi. Pek çok seferi ve güzel aktarma süreleri olan Emirates ise en düşük 800.-USD’leri gördü. Arada bu kadar fiyat farkı olunca, Aeroflot hakkında pek bir şey bilmememe rağmen, otel ücretlerimi buradan çıkarabileceğimi düşünerek 2 ay öncesinden biletleri aldım.

20141115_143918

Aeroflot’la ilgili tecrübelerimi de paylaşmak istiyorum. Moskova’dan 3 saat aktarmalı yaptığım uçuş, toplamda 15-16 saati buldu. Moskova’ya kadar A-320’ler kullanılıyor. Bangkok uçuşu, görece yeni A330-300 ve 777-300’lerle yapılıyor. Uçak içi eğlence sistemi oldukça zayıf, tüm seyahatim boyunca müzik hariç neredeyse her şeyi izledim. Yemekler de çok kötü ancak bunun dışında oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Önemli olan zaten bizi bir noktadan alıp diğerine getirmesi değil mi? Uçaklar zamanında hareket etti, ingilizce konuşan en azından bir personel vardı, içki servisi yapılmadığından her hangi bir taşkınlık yaşanmadı, Moskova’daki yönlendirmeler ve transit pasaport kontrolü hızlı ve açıklayıcıydı, kesinlikle 300-400.-USD tasarrufa değdi.

Uçak Bangkok’a yaklaşırken daha önce aşina olmadığım görüntülerle karşılaştım. Üzeri yemyeşil bitki örtüsü ve ağaçlarla kaplı sıra sıra dağlar. Türkiye’den de alışık olduğumuz bu manzarada beni şaşırtan hiç köy olmaması ve yol bulunmamasıydı. ilk defa bu kadar bir alanı el değmemiş olarak görüyordum. Uçak ilerledikçe bu yemyeşil dağlar yerini sulak ovalara ve bu ovalara serpilmiş, ağaçlar içerisindeki köylere bırakıyordu. Ovalarda nehirler adeta damarlar gibi görünüyordu. Taşıdığı toprağın rengindeki dereler, daha büyüklerine karışıyor ve oradan denize döküldüğü yerde kahverengiden maviye doğru karışıyordu. O küçük köylerde kim bilir kaç hayatın, büyük bir şehri bile görmeden yitip gittiğini düşündüm.

Bir süre sonra Bangkok’un arka mahalleri göründü. Bangkok’la ilgili aklımda kalanların aksine, şehir yukarıdan oldukça düzenli görünüyordu. 3-4 şeritli yollar gayet düzenli akıyordu. Şehri ikiye ayıran nehri takip eden uçağımızdan giderek belirginleşen siluetlerin arasından kalacağım oteli de gördükten sonra, hayatımda unutmayacağım bir görüntüyle karşılaştım. Az önce şehri ikiye ayıran nehir, çeltik tarlalarını sulayarak, tüm bir sahil boyunca denizle birleşiyordu. Dünyanın herhangi bir yerinde görsem şaşırmayacağım bir görüntü ama dünyanın sayılı metropollerinden birinde, gökdelenlerin bittiği yerde bu tarlaları görmek beni şaşırttı gerçekten.

Soğuk bir İstanbul günü bindiğim uçaktan, sabah saat 10:00’da indiğimde, uçakla bina arasındaki körükte buram buram bir sıcak beni karşıladı. Yağışlı, sıcak ve serin olarak 3 mevsimin bulunduğu bu ülkede, üstelik Kasım gibi serin bir döneminde gelmeme rağmen bu sıcaklığın sizi etkilememesi, sıcak mevsiminin nasıl olduğunu düşünmemek mümkün değil. Havaalanına girdiğimde, dışarıdaki havanın aksine, buz gibi bir ortam bizleri bekliyordu. Daha sonra görecektim ki, taksiler, minibüsler, restorantlar hatta tuvaletler bile buzhane gibiydi.

Hızlıca pasaport kuyruğundan geçerek, 15 gün boyunca kullanabileceğim bir hat almak için telefon bayisi aramaya koyuldum. Havaalanının hemen dışında, karşılama noktasında telefon şirketlerinin bankoları bulunuyor. 18.-USD gibi bir rakama, 3 GB kotalı, 15 gün süreli Truemove hat satın aldım. Bankodaki görevliler, telefonun türkçe menüsüne aldırmaksızın, birkaç dakika içinde hattı sizin kullanımınıza hazır hale getiriyorlar. Hatla ilgili hiçbir sorun yaşamadım, çok ücra noktalara gitmedikçe sorun yok.

Şehir içine ulaşım, taksiyle bile çok ucuz ama ben gidişin 45 baht yaklaşık 1,5 USD olduğu hızlı treni seçtim. Bu trenin son durağı, sizi BTS hava trenine yada oradan MRT metro sistemine bağlayabiliyor. Jetonları otomatlardan alabileceğiniz gibi, gişelerden de alabilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken, gideceğiniz mesafe kadar ödeme yapıyorsunuz, jetonu ilk durakta alıyor, son durakta çıkarken tekrar atıyorsunuz. Kaybetmeniz, yada atmanız halinde çıkışta tekrar jeton almak zorunda kalabilirsiniz.  

tuktuk216

Ulaşımdan bahsetmişken, bir arkadaşımı evine bırakıp Don Muang havaalanına yaptığım 70 km’lik yol bana 14.-USD’ye mal oldu. Taksilerin ne kadar ucuz olduğunu bilin, ancak her taksi her mesafeye gitmeyebiliyor. Bizdeki gibi götürmek zorunda değil. Bir de taksimetreyi açtırdığınızdan emin olun. BTS ve MRT ile pek çok turistik yeri gezebilirsiniz. Tek kullanım 30-40 baht iken, günlük kartlar sadece 130 baht, kullanmanızı tavsiye ederim. Bunlar sadece gişelerden satılıyor.

12 günlük gezimde ilk 3 günü Bangkok’a ayırmıştım. Öncelikle bu sürenin hayli hayli yeterli olduğunu belirteyim. Jetlag etkisinden kurtulmak için akşama kadar uyumamaya çalıştım. Bangkok’ta yaşayan, daha önce netten sohbet ettğim bir arkadaşla buluştuk. Yerel biri olunca her şey daha kolay oluyor. Hemen nehir güzergahını kullanarak tapınakları gezmeye başladık.

20141116_103024

Tapınak girişleri yerel halka ücretsizken, turistlere makul bir ücret karşılığı. 3 büyük tapınağı gezmeniz için yarım gün yeter. Gezdiğim yerleri yediğim içtiğimi çok anlatmayı sevmiyorum, temel görülmesi gereken yerleri internetten araştırarak kendi programınızı oluşturmalısınız diye düşünüyorum. Ancak genel olarak neyle karşılaşacağınızı, bana ilginç gelen tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Özellikle Tay insanını anlatmak gerek. Otelin kapısında bulunan güvenlik bile o kadar işini severek yapıyor ki, saygı duymamak imkansız. Turist olduğunuz besbelli ama kimse size rahatsızlık verecek gibi bakmıyor. Sadece küçük tebessümler. Zaten her şey turistlere göre düzenlenmiş, hiç bir sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Her şeyini mi sevdim? Tabi ki hayır. Özellikle yemekleri. Anladım ki benden gurme felan olmaz. Burada boğazını tutamayan ben, kendimi kahve muffin yerken buluyorum. Bildik bir tad olsun diye KFC’ye giriyorum, elin “hotwings”ini nasil bu hale getirir bir insan diye düşünmeden edemiyorum? Yarısı baharat, yarısı tavuk. Bizdekilere acı demeye bin şahit ister. Yollara serilmiş tezgahlar, adını sanını bilmediğim baharatlar, bizdekiler deniz mahsülü ise bunlar ne dedirten deniz yaratıkları. Kokusundan mıdır, görünüşünden mi bilemiyorum ama yemekleri bana göre değil.

Tapınaklardan arda kalan zamanınızda bir kaç saatliğine hayvanat bahçesi ziyaret edilebilir. En bilinenlerinden biri Dusit Zoo. Hayvanları besleme ve bazılarını da elle dokunma imkanınız var. Yılarlar konusunda gördüğüm en iyilerinden biriydi, birkaçına dokunma şansına da eriştim.

Akşamları nehirde bir gezintiye çıkabilir ve birbirinden farklı ürünlerin satıldığı, değişik tadları deneyebileceğiniz restorantların bulunduğu Asiateque’ i ziyaret edebilirsiniz.

Bangkok ülkenin geri kalanıyla kıyaslandığında çok daha gelişmiş bir şehir. İnsanları tam anlamıyla kentli. Güzel, bakımlı kadınları, aceleyle işlerine giden, metroya, taksiye binen çalışanları, mesai saati başlangıçlarındaki trafiğiyle tam bir metropol. Bu metropolün tam kalbindeki gökdelenlerinin yanında, eski tapınakları, gece pazarları, ara sokaklarındaki yemek sofralarıyla da Tayland’ın bir yansıması. Tüm sıcağına, keşmekeşine, acı-baharatlı yemekleri ve burnunuzu sızlatan kokularına rağmen, ağzınızda güzel bir tad bırakan bir şehir Bangkok. 

                  

Yazar Hakkında Tüm Yazıları Göster

admin

Cevap Ver

E-Posta adresiniz herkes tarafından görüntülenmeyecektir.